samanlıkta ile cümle

samanlıkta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
53
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Biz samanı samanlıkta depoladık.We stored the hay in the barn.
Bu, samanlıkta bir iğne bulmak gibidir.That's like finding a needle in a haystack.
Tom samanlıkta gizlendi.Tom hid in the barn.
"Nebraska" isimli bölümde Hershel, samanlıkta olanların ardından ortalıktan kaybolur.In the mid-season premiere "Nebraska," Hershel disappears after the incident at the barn.
Dale, samanlıkta tuttuğu aylaklar sebebiyle Hershel Greene (Scott Wilson) ile tartışır.Dale confronts Hershel Greene (Scott Wilson) about hoarding walkers in his barn.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.In other words, we're looking for a needle in a haystack.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.This really was a needle in a haystack sort of search, so she asked everything she could think of.
Bölümün sonunda samanlıkta , İsa'yı değil, bir bebek Stig'i buldular.At the episode's conclusion, they discovered a manger cradling not Jesus, but a baby Stig.
Dale, samanlıkta tuttuğu aylaklar sebebiyle Hershel Greene (Scott Wilson) ile tartışır.Dale enfrenta a Hershel Greene (Scott Wilson) sobre los caminantes en su granero.
"Nebraska" isimli bölümde Hershel, samanlıkta olanların ardından ortalıktan kaybolur.Nell'episodio Nebraska, Hershel sparisce dopo l'incidente del fienile.
Sen bir saman çöpüsün, bizse devlet kehribarıyız; şu samanlıktan sıyrılıp kehribara dönsen ne olur ki.Вы все — фальшивки, идите в свои особняки, Приходите, мы надерём вам задницы.
Bölüm, Shane ve T-Dog'un samanlıkta öldürdükleri aylakları yakmasıyla sona erer.O episódio termina com Shane e T-Dog queimando os cadáveres restantes.
Dale, samanlıkta tuttuğu aylaklar sebebiyle Hershel Greene (Scott Wilson) ile tartışır.Depois, Dale confronta Hershel Greene (Scott Wilson) sobre os zumbis no celeiro.
Evde bulunan Ertuğrul Kürkçü samanlıkta yaralı ele geçirilir.En omtyckt hästuppfödare hittas död i sitt stall.
Samanlıktan en son çıkan aylak, grubun bir süredir aradığı Sophia'dır.Брат, якого він мріяв розшукати, тепер один з банди Павука.
Samanlıktan son olarak artık bir aylağa dönüşmüş olan Sophia çıkar ve Rick onu öldürür.納屋の中からは転化したソフィアが最後に姿を現し、リックがとどめを刺す。
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Anders gesagt, wir suchen die Nadel im Heuhaufen.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Cu alte cuvinte, căutăm un ac în carul cu fân.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Dengan kata lain, kami mencari jarum di tumpukan jerami.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.En d'autres termes, on cherche une aiguille dans une botte de foin.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.En otras palabras, estamos buscando una aguja en un pajar.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.In altre parole, è come stessimo cercando un ago in un pagliaio.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Innymi słowy, szukamy igły w stogu siana.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Inými slovami, hľadáme ihlu v kope sena.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.다시 말해 건초 더미에서 바늘을 찾고 있다고 할 수 있겠군요.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Más szóval, tűt keresünk a szénakazalban.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Met andere woorden: we zoeken naar een speld in een hooiberg,
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Nói cách khác, chúng ta đang mò kim trong đống rơm
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Ou seja, procuramos uma agulha num palheiro.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Vi søger altså nålen i høstakken.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Με άλλα λόγια, ψάχνουμε για μια βελόνα στα άχυρα.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.Можно сказать, что мы ищем иголку в стогу сена.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.С други думи, търсим игла в купа сено.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.במילים אחרות, אנו מחפשים מחט בערמת שחת.
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.بمعنى اخر ، نحن نبحث عن ابره في كومه قش
Diğer bir deyişle, samanlıkta iğne arıyoruz.干し草の山の大きさは分かっています 銀河です
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Điều này thực sự là như mò kim đáy bể, vì vậy cô ấy hỏi tất cả thứ mà cô ấy có thể nghĩ ra.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Era căutarea unui ac în carul cu fân așa că a urmărit tot ce i-a trecut prin cap.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Era mesmo como procurar uma agulha num palheiro, por isso perguntou tudo o que se lembrou.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Era una búsqueda tipo aguja en un pajar, así que preguntó todo lo que se le ocurrió.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Es war wirklich eine Suche nach der Nadel im Heuhaufen, daher stellte sie jede Frage, die ihr in den Sinn kam.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Ini benar-benar seperti mencari jarum dalam jerami, jadi dia menanyakan semua hal yang dia pikirkan.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.건초더미에서 바늘찾기와 같았죠. 그래서 떠올릴 수 있는 모든 질문을 해봤습니다.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Si trattava veramente di cercare un ago in un pagliaio, quindi chiese tutto quello che le veniva in mente.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Sökandet var verkligen av typen en nål i en höstack, så hon frågade om allting som hon kunde komma på.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Ten výzkum byl vskutku podobný hledání jehly v kupce sena, takže se vyptávala na všechno, co mohla.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Ze zocht naar een naald in een hooiberg, dus vroeg ze alle mogelijke dingen.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Това беше игла в купа сено и тя изследваше всичко, за което се сетеше.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Це було неначе шукати голку в стозі сіна, отже вона питала про все, що спаде на думку.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.Это был как раз случай поиска иголки в стоге сена, так что она спрашивала обо всём, что взбредёт в голову.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.זה היה כמו חיפוש מחט בערימת שחת, לכן היא שאלה כל דבר שיכלה להעלות על דעתה.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.هذا البحث كان بالفعل يماثل البحث عن إبرة في كومة قش. وبالتالي سألت كل شيء يمكنها أن تفكر به.
Samanlıkta iğne aramaktan farksızdı, o da aklına gelen her şeyi sordu.そこで彼女は思いつくこと全てを問いました 癌の子供たちは飴を食べていたか?

İlgili Sayfalar