Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.Sme obyvatelia jednej malej planéty v kúte galaxie Mliečna dráha.
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.Somos os residentes de um pequeno planeta num canto da galáxia Via Láctea.
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.Somos residentes de un pequeño planeta en una esquina de la galaxia de la Vía Láctea
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.Suntem rezidenții unei planete mici într-un colț al Căii Lactee.
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.We zijn bewoners van een kleine planeet in een hoek van het Melkwegstelsel.
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.Wir sind Bewohner eines kleinen Planeten in einer Ecke der Milchstraße.
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.Είμαστε κάτοικοι ενός μικρού πλανήτη σε μια γωνιά του γαλαξία.
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.Мы - жители одной маленькой планеты на краю галактики Млечный Путь.
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.Ние сме жители на една малка планета в ъгъла на галактиката Млечен път.
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.אנו תושבים של כוכב-לכת אחד קטן בפינה אחת של גלקסיית שביל החלב.
Biz Samanyolu Galaksisi'nin bir köşesindeki küçük bir gezegenin sakinleriyiz.نحن سكان كوكب صغير في زاوية من مجرة درب التبانة.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Bấy giờ, dân chúng bèn đi rải khắp xứ Ê-díp-tô, đặng góp gốc rạ thế cho rơm.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Bấy_giờ , dân_chúng bèn đi rải khắp xứ Ê - díp-tô , đặng góp gốc rạ thế cho rơm .
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Da spredte Folket sig over hele Ægypten for at samle Halmstrå.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Da spredte folket sig over hele Egyptens land for å sanke stubber til å bruke istedenfor halm.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Då spridde sig folket över hela Egyptens land och samlade strå för att bruka det såsom halm.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Da zerstreute sich das Volk ins ganze Land Ägypten, daß es Stoppeln sammelte, damit sie Stroh hätten.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Então o povo se espalhou por toda parte do Egito a colher restolho em lugar de palha.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Entonces el pueblo se dispersó por toda la tierra de Egipto para recoger rastrojo en lugar de paja
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.És elszélede a nép egész Égyiptom földén, hogy tarlót szedjen polyva helyett.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Il popolo si disperse in tutto il paese d'Egitto a raccattare stoppie da usare come paglia
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.In razkropilo se je ljudstvo po vsej zemlji Egiptovski, da bi zbirali strn za slamo.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.I rozběhl se lid po vší zemi Egyptské, aby trhal strniště místo slámy.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.I rozbieżał się lud po wszystkiej ziemi Egipskiej, aby zbierał ściernisko miasto plew.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.백성이 애굽 온 땅에 흩어져 곡초 그루터기를 거두어다가 짚을 대신하니
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Le peuple se répandit dans tout le pays d`Égypte, pour ramasser du chaume au lieu de paille.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Maka pergilah orang Israel menjelajahi seluruh tanah Mesir untuk mengumpulkan jerami
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Niin kansa hajosi pitkin Egyptin maata keräämään pehkuja olkien asemesta.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Poporul s'a răspîndit în toată ţara Egiptului, ca să strîngă mirişte în loc de paie.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Vtedy sa rozbehol ľud po celej Egyptskej zemi, aby trhal strnište miesto slamy.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Zo ging het volk overal heen om stro te zoeken.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Και διεσπαρη ο λαος καθ' ολην την γην της Αιγυπτου, δια να συναγη καλαμην αντι αχυρου.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Затова, людете се разпръснаха по цялата Египетска земя да събират слама вместо плява.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.И рассеялся народ по всей земле Египетской собирать жниво вместосоломы.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.ויפץ העם בכל ארץ מצרים לקשש קש לתבן׃
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.فتفرّق الشعب في كل ارض مصر ليجمعوا قشا عوضا عن التبن.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.於 是 百 姓 散 在 埃 及 遍 地 、 撿 碎 秸 當 作 草
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.於是 百姓 散 在 埃及 遍地 、 撿碎 秸當 作 草
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Apropo, Mengatoue era si samanul tribului sau.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.A proposito, Mengatoue era anche lui lo sciamano della propria tribù. E questo è John Doolikahn,
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.D'ailleurs, Mangatoue aussi était le chaman de sa tribu.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Egyébként Mengatoue is sámán volt a törzsében.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.예, 이분이 Memgatoue씨로 이분또한 부족의 샤먼이십니다.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Mengatoue adalah dukun suku mereka.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Mengatoue był również szamanem swojego plemienia.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Mengatoue war auch der Schamane seines Stammes.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Mengatoue was trouwens ook de sjamaan van zijn stam.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Nhân tiện, Mengatoue cũng là pháp sư ở bộ tộc anh ấy.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Por cierto, Mengatoue también era el chamán de su tribu.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı. Ve bu da John Doolikahn,Mimochodem Mengatoue byl zároveň šamanem tohoto kmene.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Παρεμπιπτόντως, ο Μενγκάτουε ήταν και ο σαμάνος της δικής του φυλής.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.До речі, Менгатоуі також був шаманом свого племені.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Кстати, Менгатуэ тоже был шаманом своего племени.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.Между другото, Менгатоу беше шаман и на това племе.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.דרך אגב, מנגטואה גם היה שאמאן של השבט שלו.
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.بالمناسبة " مينجاتوو" هو حكيم قبيلته أيضاً
Bu arada, Mengatoue da kendi kabilesinin şamanı.シャーマンでした こちらが ジョン・ドゥーリカン
Burada aklınıza şu takılabilir: "O zaman Samanyolu'nun merkezindeki karadelikten ne haber?"Ви можете спитати, чи є чорна діра у центрі Чумацького шляху?
Burada Samanyolu'nun merkezinin geniş açı resmini görüyoruz.Ceci est une photo grand angle du centre de la Voie Lactée.
Burada Samanyolu'nun merkezinin geniş açı resmini görüyoruz.Dan ini adalah pusat Bima Sakti diambil dengan gambar berbidang lebar.