Samanyolu'nu ilk gördüğüm geceyi hatırlıyorum.I remember the night when I first saw the Milky Way.
Hiçbir şey samimiyetten daha önemli değildir.Nothing is more important than sincerity.
Öğretmen, Tokyo Üniversitesi'ne girme şansım hakkında oldukça samimiydi.The teacher was quite candid about my chances of entering Tokyo University.
Erkek kardeşim ona karşı samimidir.My brother has been friendly to him.
Onun on dokuz yaşındayken şampiyon olması şaşırtıcı.It's amazing that he won the championship at the age of nineteen.
Şampiyonluğu kazanması muhtemeldir.He is likely to win the championship.
Onunla yirmi yıldan daha fazla süredir samimiyim.I have been on friendly terms with him for more than twenty years.
Sam, yaptığı tüm hatalarına rağmen hâlâ çok sevimli bir kişidir.For all his faults, Sam is still a very likable person.
Onun samimiyetini sorguluyorsan onun yardımını isteme.If you question his sincerity, do not ask for his help.
Onun samimi görüşünü dinle.Listen to his candid opinion.
Yarın ağır siklet şampiyonu ile karşılaşacak.He will fight the heavyweight champion tomorrow.
O küçük erkek kardeşimle samimiydi.He's been friendly with my kid brother.
O şamatacı ama yoksa çok kibar bir çocuk.He is noisy, but otherwise a very nice boy.
O yüzme şampiyonluğunu kazanacağından emin.He is sure to win the swimming championship.
O bütün sınıf arkadaşlarıyla samimi.He is on speaking terms with his classmates.
O samimi ve konuşması kolay bir kişi.He is a frank person and easy to talk to.
O, tamamen şans eseri Sam ile karşılaştı.He met Sam purely by chance.
O bir tenis şampiyonudur.He is a tennis champion.
O çok samimi bir kişi.He is a very earnest person.
O, çok samimi insandır.He is a very sincere person.
O,eve giderken Sammy Davis, Jr ile karşılaştı.He met Sammy Davis, Jr. on his way home.
O yerliler ile samimi bir ilişki kurdu.He established a friendly relationship with the natives.
O, üç yıl boyunca şampiyon oldu.He was the champion for three years.
O, bana karşı çok samimidir.He is very friendly toward me.
O bize karşı çok samimidir.He is very friendly to us.
O, potansiyel Dünya şampiyonudur.He is a potential world champion.
Peş peşe dört kez dünya şampiyonluğu kazandı.He won four successive world championships.
Herkese karşı çok samimiydi.He was very friendly to everybody.
O, ona karşı çok samimi.He is very friendly to her.
Onlar Sam için bir parti verecekler.They are going to throw a party for Sam.
Ben onunla samimiyim.I am friendly with her.
Çok az sayıda samimi arkadaşı var.She has very few close friends.
Onun çocuksu samimiyetine gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help smiling at her childlike frankness.
O kesinlikle turnuvada şampiyonluk kazanacak.For sure, she'll win the championship in the tournament.
Sam'in nerede olduğunu ve ne yaptığını merak etti.She wondered where Sam was and what he was doing.
O, samimi olarak suçunu itiraf etti.She frankly admitted her guilt.
Keiji Muto, IWGP şampiyonudur.Keiji Muto is IWGP champion.
Annem bir zamanlar bir şampiyon yüzücüydü.My mother was once a champion swimmer.
Yarın bu saatte, onlar şampiyonluk için dövüşüyor olacaklar.They will be fighting for the championship this time tomorrow.
Görüşmelerde dürüst ve samimi olmak zorundasın.You have to be up-front and candid at interviews.
Şampanya, bütün gece aktı.Champagne flowed all night.
Samimi görüşünüzü duymama izin verin.Let me hear your frank opinion.
Onun üst üste dört rakibini yenmesi lise takımımıza şampiyonluk kazandırdı.His beating four competitors in a row won our high school team the championship.
Boğulan bir insan saman çöpünü tutmaya çalışır.A drowning man will catch at a straw.
En karanlık yer şamdanın altıdır.The darkest place is under the candlestick.
O sözlerinde samimidir.He is sincere in his promises.
Chicago Cubs 1908'den beri şampiyonluk karşılaşmalarını kazanmadı.The Chicago Cubs have not won the World Series since 1908.
Eski olimpiyat eskrim şampiyonu Pál Schmitt Macaristan Cumhurbaşkanı seçildi.Former Olympic fencing champion Pál Schmitt has been elected President of Hungary.
Bu politikacı, tipik bir şampanya sosyalistidir.This politician is a typical champagne socialist.
Altı oyun sonra, Sampras rakibinden üstündü.After six games, Sampras had the edge on his opponent.
Şampuanın var mı?Have you got shampoo?
Şampiyonla oynadım.I played with the champion.
Samuel ona rica eden herkese yardımcı olur.Samuel helps everyone who asks him.
O, özel bir durum için sakladığı şampanya şişesini çıkardı.She got out the bottle of champagne she'd been saving for a special occasion.
Ben samuray tarzıyla yaşıyorum.I live by the way of the samurai.
Saman nezlem var.I have hay fever.
Dünya Futbol Şampiyonası Kazan'da düzenlenecek.The World Football Championship will take place in Kazan.
Herhangi bir duygu, eğer samimi ise, istem dışıdır.Any emotion, if it is sincere, is involuntary.
Ağırlık kaldırmada bir Olimpiyat şampiyonuydu.He was an Olympic champion in weightlifting.
O bir futbol şampiyonudur.She's a soccer champion.