Duruşma salonunda bayrak olacaktır.W Sõmerpalu znajduje się dwór.
Annesi Dorothy bir güzellik salonu sahibesiydi, babası ise ikinci el otomobil satıcısıydı.Jego matka była właścicielką salonu piękności, a ojciec pracował jako sprzedawca używanych samochodów.
Bu sinema salonu küçük ve bakımsızdır.Kino posiadało dużą i małą salę.
Herkes salonun geniş bir bölümünde uykuya dalar.Na piętrze obszerna sala przez całą szerokość budynku.
Gene haberde belirtildiği gibi o sahnede ne alkışlama ne de salonu terk eden olmuştur.Myślę, że nigdy w Białym Domu nie było tak dużych nacisków i propagandy jak w tym przypadku.
1865 Paris Salonu'nda sergilenen tablo büyük bir skandala sebep oldu.Wystawiony w Salonie Paryskim roku 1865 wywołał wielkie poruszenie, a nawet skandal.
Bunkamura (文化村) - Tiyatro ve konser salonudur.To on decyduje w Shamli – teatr czy supermarket.
Opera salonu, Lizbon'un tarihi merkezlerinden "Chiado" bölgesindedir.Teatr mieści się w zabytkowym, historycznym centrum Lizbony, w okolicach Chiado.
Phoenix Suns sezona salonu resmi olayan şekilde farklı şekilde boyayarak başladı.Historia maskotki Phoenix Suns zaczęła się od przypadku.
Takımın yeni salonu ise Barclays Center olmuştur.Była to też trzecia gala TakeOver organizowana w Barclays Center.
7,080 seyirci kapasitesine sahip olan salonun yalnızca 3,280 koltuğa sahiptir.Trybuny stadionu mają pojemność 3280 miejsc siedzących.
Düğün: Nikah akşamı düğün salonunda yapılır.Weselne ‘przyjęcie’ odbywa się w barze szybkiej obsługi.
1991'de Japonya'ya tekrar gitti ve Tokyo Soka Üniversitesi İkeda Salonu'nda konser verdi.W 2011 roku wyjechał do Japonii, by grać w drugoligowym Kyoto Sanga.
Bu salona "Havuzlu salon" denilmesinin sebebi, salonun ortasında küçük bir havuzun olmasıdır.Wieża Łazienna nazwana tak została dlatego, że znajdowała się w pobliżu łaźni.
Londra Senfoni Orkestrası ve BBC Senfoni Orkestrası Barbican Centre'ın konser salonunda yer alıyor.Barbican Centre jest siedzibą London Symphony Orchestra i BBC Symphony Orchestra.
Ayrıca köy konağı ve düğün salonu vardır.Mieści się tu również urząd stanu cywilnego i pałac ślubów.
AGÜ spor maçlarını 7.500 seyirci kapasiteli Kadir Has Spor Salonunda yapmaktadır.Domowe spotkania rozgrywa w mieszczącej 7500 widzów hali Pazo dos Deportes.
Yemek salonunda 360 kişiyi ağırlayabilmekte idi.Sala może pomieścić około 360 osób.
Tablonun 1867'deki Paris Salonu'nda sergilendiği düşünülür.Obraz został przyjęty na Salon Paryski w roku 1867.
Zemin katta salonun köşelerinde toplam dört oda vardır.Na końcach jego ramion znajdują się cztery pomieszczenia.
Mahallede düğün salonu vardır.We wsi mieści się Dom Weselny.
Eserler, evin 5 odası ve salonunda sergilenir.Ekspozycja składa się z 5 pomieszczeń na parterze.
Başlangıçta, daha sonra "Hala Gliwice" olarak değiştirilen mekana "Podyum Salonu" adı verildi.Początkowo obiektowi nadano nazwę "Hala Podium", którą potem zmieniono na "Hala Gliwice".
Pearl Konser Salonu, Palms Casino Resort'ta bulunan üçüncü seviye bir konser salonudur.Pearl Concert Theater, to trzypoziomowy obiekt koncertowy, położony na terenie kompleksu Palms.
Tom spor salonuna gitti.Tom poszedł do siłowni.
Bir gün Maggie Fitzgerald spor salonuna gelir.En dag kommer Maggie Fitzgerald (Hilary Swank) in till gymmet.
Film 15 Haziran 2005 günü ABD ve Kanada'da 3,858 sinema salonunda gösterime girdi.Filmen hade premiär den 15 juni 2005, i USA och Kanada i totalt 3,858 biografer.
Salonun doğu cephesindeki pencereler.Fönsterparti på husets östra gavel.
1984 yılında tamamlanan yeniden yapım sonrasında tiyatro bir konser salonu haline gelmiştir.Rekonstruktionen, som avslutades 1984, omvandlade huset från teater till konserthus.
Uluslararası Kongre Merkezi, İsrail'in başkenti Kudüs'te bir tiyatro salonudur.International Convention Center är en konferens center i Jerusalem.
En büyük tiyatro, Glasnevin’de bulunan, Dublin Şehir Üniversitesi’nin The Helix’teki, Mahony salonudur.Den största teatern är Mahony Hall i The Helix vid Dublin City University i Glasnevin.
Mahkeme salonuna girdiğinde, herkes şok oldu.Eftersom gärningsmannen tänt på i klassrummet var samtliga offer brännskadade.
Konser salonunda konserler ve şiir dinletileri düzenlenir.I Hemmersgården arrangeras konserter och konstutställningar.
Teatro Colón ("Kolomb Tiyatrosu"), Arjantin'in başkenti Buenos Aires'teki ana opera salonu.Teatro Colón är ett operahus i Buenos Aires, Argentina.
Bu süre içinde Azerbaycan Devlet Opera ve Bale Salonunda çalıştı.Han har arbetat på State Opera och Ballet Theatre Of Azerbaijan.
Yüzme havuzu, tenis sahası ve üyelik salonu 1953'te yapılır.Badhus och tennishall i Köping 1934.
İlk sembolist çalışması olarak kabul edilen Oedipus ve Sfenks 1864'teki Paris Salonu'nda sergilendi.Oedipus och sphinxen, en av hans första symbolistiska målningar, ställdes ut på Salongen av 1864.
Palacio Vistalegre, Madrid'de bulunan spor salonu.Högtidlig vaktavlösning vid Palacio de Oriente, i Madrid.
Yarışmaya ev sahipliği yapmak üzere Vatroslav Lisinski Konser Salonu seçildi.Vatroslav Lisinskis konserthus i Zagreb är uppkallat efter honom.
2001'de New York'un ünlü konser salonu Carnegie Hall'de bir resital verdi.I november 2008 gav hon en stor konsert i Carnegie Hall i New York.
Munny, herkesin salonu terketmesini emreder ve Little Bill'i tabancasına ulaşmadan önce durdurur.Munny uppger falskt namn och säger till Little Bill att han är obeväpnad.
Slytherin ortak salonu ve yatakhanesi, Hogwarts Gölü'nün altındaki bir zindanda yer almaktadır.Slytherins sovsal och uppehållsrum ligger nere i fängelsehålorna.
İlk toplantı Dolmabahçe Sarayı'nın Muayede Salonunda yapıldı.Kvällen före hölls Prom at the Palace.
İki Müdür odası, idare odası ve konferans salonu üst katta bulunmaktaydı.Styrelserummet och kontorsrum var belägna en trappa upp.
Yüksek Uyum Salonu en genişidir.Det är den största hallen.
Atari salonu adı 1980'li yıllarda çok popüler olan Atari oyun konsolundan gelir.Tempest är ett arkadspel från Atari år 1980.
İç saha maçlarına MassMutual Center salonunda çıkmaktadır.Laget spelar sina hemmamatcher i MassMutual Center.
Bu sırada davetliler de salonu terk etmektedir.Under tiden måste hyresgästerna lämna lokalen.
En alt kat bugün kolejin yemek salonu olarak kullanılmaktadır.Idag använder soldaterna kniven mest för matlagning.
Sargent Paris Salonu'na ilk kez 1878 yılında kabul edildi.Norstedt ställde ut på Parissalongen första gången 1879.
Dördüncü katta ise Kubbe Salonu, hükûmet toplantı salonu ve Kütüphane bulunmaktadır.På fjärde våningen fanns en stor samlingssal med bibliotek.
Perth Theater: İskoçya'da bulunan en eski tiyatro salonuna sahiptir.Festivalens huvudscen finns i Theatre Antique, som är den största bevarade romerska teatern i Europa .
Durbar Salonu çok göz çekicidir.Terrängen på Ennubirr är mycket platt.
İlk Metropolitan Opera Salonu 22 Ekim 1883'te Faust'un gösterimiyle Broadway'de açılmıştır.Det var med Faust som Metropolitan Opera i New York City invigdes den 22 oktober 1883.
Kolejin öğretim üyeleri ve lisansüstü öğrencileri aynı ortak salonu paylaşırlar.När det gäller skolorna skulle eleverna från de olika skolorna dela samma lokal för skolmaten.
1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi.Так 1824 року в паризькому Салоні було виставлено твори Джона Констебла.
Los Angeles'ın en büyük spor salonudur.Є одним з найбільших кінофорумів Лос-Анджелеса.
1. Sahne: Larina'nin evindeki parti salonu Tatyana'nın isim günü kutlanmaktadır.Картина четверта.У будинку Ларіних святкують іменини Татьяни.
Londra Senfoni Orkestrası ve BBC Senfoni Orkestrası Barbican Centre'ın konser salonunda yer alıyor.Лондонський симфонічний оркестр та Симфонічний оркестр BBC базуються в концерт-холі центру.
Büyük salonun döşemeleri altın tuğlalarla (pişmiş çamur balçık) kaplandı.В них сіль виварювали у великих сковородах (чренах).