Buda Gowanus'un kıyı şeridindeki istiridye sallarıyla dolu geleceği --여기 해안에 따라 굴 부표로 그려지는 가워너스의 미래가 있습니다.
Buda Gowanus'un kıyı şeridindeki istiridye sallarıyla dolu geleceği --Oto przyszłość Kanału Gowanus, tratwy z ostrygami wzdłuż brzegu --
Buda Gowanus'un kıyı şeridindeki istiridye sallarıyla dolu geleceği --Tu je budúcnosť Gowanusu s raftami s ustricami na pobreží --
Buda Gowanus'un kıyı şeridindeki istiridye sallarıyla dolu geleceği --Voici l'avenir du Gowanus avec les radeaux d'huîtres le long du rivage --
Buda Gowanus'un kıyı şeridindeki istiridye sallarıyla dolu geleceği --Вот как выглядит будущее канала Гованус: платформы с устрицами на побережье,
Buda Gowanus'un kıyı şeridindeki istiridye sallarıyla dolu geleceği --הנה העתיד של הגואנוס עם רפסודות הצדפות על החופים --
Buda Gowanus'un kıyı şeridindeki istiridye sallarıyla dolu geleceği --هذا هو مستقبل القناة مع طوافات المحار على الشواطئ --
Buda Gowanus'un kıyı şeridindeki istiridye sallarıyla dolu geleceği --海岸線に牡蠣のいかだが設置されています。 まさに「ゴワナス運河のflupsy化」です。
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.Ambele vibrează foarte tare.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.Dalam hal ini, mereka cukup banyak berguncang-guncang.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.Dans ce cas-là, ils sont en train de vibrer suffisamment.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.Ebben az esetben mindketten sokat dobolnak.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.En este caso ambos están bamboleándose mucho.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.In dit geval gaan ze beiden trillen.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.In questo caso, entrambi tremolano abbastanza.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.이 경우, 양쪽 모두 매우 쿵쿵 거립니다.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.Neste caso, ambos estão a oscilar bastante.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.Obie dużo drgają.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.Trong trường hợp này, cả hai đều lắc lư khá nhiều.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor. Ve sonra kaynaşacaklar.In diesem Fall schwingen sie zuerst sehr stark und dann verschmelzen sie.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor. Ve sonra kaynaşacaklar.V tomto prípade obe pomerne silno kmitajú a potom sa spoja.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.V tomto případě jsou obě hodně rozkmitané.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.Σε αυτή την περίπτωση, και οι δύο πάλλονται αρκετά.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.В данном случае, они обе сильно колеблются.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.В този случай и двете тракат силно.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.У цьому випадку вони обидві створюють дуже багато вібрацій.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.במקרה כזה, שניהם מתנודדים די חזק.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.و يرتد كلاهما كثيرا في هذه الحالة.
Bu durumda, her ikisi de oldukça sallanıyor.そして遂に融合します
Bu elini kolunu sallayarak ayrılamayan insanlar hakkında;Chodzi o ludzi zmuszanych do harówki bez płacy,
Bu elini kolunu sallayarak ayrılamayan insanlar hakkında;Es acerca de personas que no tienen libertad.
Bu elini kolunu sallayarak ayrılamayan insanlar hakkında;Es geht um Menschen, die nicht davongehen können,
Bu elini kolunu sallayarak ayrılamayan insanlar hakkında;도망갈 수도 없고
Bu elini kolunu sallayarak ayrılamayan insanlar hakkında;מדובר כאן באנשים שלא יכולים לקום וללכת,
Bu elini kolunu sallayarak ayrılamayan insanlar hakkında;حديثي عن أشخاص لايمكنهم المغادرة،
Bu elini kolunu sallayarak ayrılamayan insanlar hakkında;報酬もなく労働を強制させられる人々
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Allora colui che era seduto sulla nuvola gettò la sua falce sulla terra e la terra fu mietuta
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.A ten, ktorý to sedel na oblaku, hodil svoj srp na zem, a požatá bola zem.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Atunci Celce şedea pe nor, Şi -a aruncat secerea pe pămînt. Şi pămîntul a fost secerat.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Bocsátá azért, a ki a felhõn ül vala az õ sarlóját a földre; és learattaték a föld.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Ðấng ngồi trên mây bèn quăng lưỡi liềm mình xuống đất, và dưới đất đều bị gặt.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Ðấng ngồi trên mây bèn quăng lưỡi_liềm mình xuống đất , và dưới đất đều bị gặt .
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Den som satt på skyn högg då till med sin lie på jorden, och jorden blev avbärgad.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.En Hij die op de wolk zat, zwaaide met Zijn sikkel over de aarde en de oogst van de aarde werd binnengebracht.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Então aquele que estava assentado sobre a nuvem meteu a sua foice � terra, e a terra foi ceifada.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Et celui qui était assis sur la nuée jeta sa faucille sur la terre. Et la terre fut moissonnée.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.In sedeči na oblaku vrže srp svoj na zemljo, in požeta je bila zemlja.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.I spustil ten, kterýž seděl na oblaku, srp svůj na zem, a požata jest země.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.I zapuścił ten, który siedział na obłoku, sierp swój na ziemię i pożęta jest ziemia.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Ja pilvellä istuva heitti sirppinsä maan päälle, ja maa tuli leikatuksi.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.구름 위에 앉으신 이가 낫을 땅에 휘두르매 곡식이 거두어지니라
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Lalu Dia yang duduk di atas awan itu mengayunkan sabit-Nya ke bumi, maka bumi pun dituai
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Og han, som sad på Skyen, lod sin Segl gå over Jorden, og Jorden blev høstet.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Og han som satt på skyen, lot sin sigd gå over jorden, og jorden blev høstet.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Und der auf der Wolke saß, schlug mit seiner Sichel an die Erde, und die Erde ward geerntet.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Y el que estaba sentado sobre la nube lanzó su hoz sobre la tierra, y la tierra fue segada
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Και ο καθημενος επι της νεφελης εβαλε το δρεπανον αυτου επι την γην, και εθερισθη η γη.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.И поверг сидящий на облаке серп свой на землю, и земля была пожата.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.І скинув сидячий на хмарі серп свій на землю, і земля була пожата.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.וישלח הישב בענן את מגלו בארץ והארץ נקצרה׃