Bir salgın hastalık patlak verdi.An epidemic has broken out.
Salgın hastalık sırasında binlerce insan öldü.Thousands of people died during the plague.
Salgın hastalıklar ve kıtlıklar önemli bozulmalara ve demografik değişimlere neden olmuştu.Epidemic diseases and famine caused major disruption and demographic changes.
1824 yılında, salgın hastalık sona erdi.In 1824, transmission of the disease ended.
Bunu izleyen yıllarda bir salgın hastalık baş gösterdi.Some years ago it was obvious when a virus infection was present.
Epidemioloji, salgın hastalıkları araştıran bilim dalı.Epidemiology the study of the transmission of diseases.
Büyük depremler, birçok yerde salgın hastalıklar ve kıtlıklar olacak.There will be great earthquakes, and in various places famines and pestilences.
Ofisin temel amacı salgın hastalıkları kontrol ve etmek ve yayılmalarını önlemek için çalışmaktır.The main objective of the OIE is to control epizootic diseases and thus to prevent their spread.
Bunun yanında kampta salgın hastalıklar da zayiata neden olmaktaydı.In addition, there was sickness in the camp.
Yerleşim yerinin kötü yaşam şartları salgın hastalıklara yol açmıştır.The floods in the city's area provoked illnesses.
O zamanki salgın hastalıklardan dolayı ölmüştür.Unfortunately, she died from influenza.
Bu dönemde salgın hastalıklar da etkili olmuştur.HIV transmission can still occur in this stage.
Doğduğu şehirde 66 yaşında bir salgın hastalıktan ölmüştür.He died of an apparent heart attack in his hometown at the age of 66.
Pek çoğu salgın hastalıklar nedeniyle ölüyorMany are dying because of all those kind of pandemics,
Uğraşmaya düşündüğümüz şeylerden ilki salgın hastalıkları nasıl önceden tahmin ederiz oldu.So one of the first things we thought we would tackle would be how we go about predicting epidemics.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.There was a plague in the village
Salgın hastalık tarifine en yakın tecrübemiz budur.It was likened to the plague.
Bunun üzerine RAB İsrail ülkesine salgın hastalık gönderdi. Yetmiş bin İsrailli öldü.So Yahweh sent a pestilence on Israel; and seventy thousand men of Israel fell.
Öfkelendirdiler RABbi yaptıklarıyla, Salgın hastalık çıktı aralarında.Thus they provoked him to anger with their deeds. The plague broke in on them.
Yayılıyor salgın hastalıklar önüsıra, Ardısıra da ölümcül hastalıklar.Plague went before him, and pestilence followed his feet.
Epizotik Döngü (Salgın Hastalık Döngüsü):Follow our in-depth coverage: The Struggle to #StopEbola in West Africa
Festival Salgın hastalıklara karşın hayatta kalmış olmayı kutlamak için icat edilmiştir. [1]They were instituted to celebrate surviving an epidemic.[7]
İngiltere'den 23 ordu hemşiresi salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. [2]23 Army Nursing sisters from Britain lost their lives from disease outbreaks.[13]
O zamanki salgın hastalıklardan dolayı ölmüştür.Er verstarb dort an den Folgen der Grippe.
Ancak salgın hastalıklar (özelikle sıtma) ve soğuktan 600 kişinin yarıya yakını ölmüşler.Infolge der Kältewelle starben mehr als 600 Menschen (direkte Kälteopfer).
Bu dönemde salgın hastalıklar da etkili olmuştur.Die Gefahr des Ausbruchs von Seuchen ist während dieser Zeit hoch.
Kayıtlı tarihte, muhtemelen salgın hastalıklara bağlı iki büyük nüfus azalması oldu: 1909'da ve 1950'de.Au moins deux déclins majeurs de la population sont survenus, peut-être dus à des épidémies : en 1909 et 1950.
Asker kaçakları salgın hastalık gibi orduyu sarmıştı.Ces groupements sont à fuir comme la peste.
Salgın hastalıklar ve kıtlıklar önemli bozulmalara ve demografik değişimlere neden olmuştu.Epidemias y hambrunas causaron importantes cambios y trastornos demográficos.
Savaş, açlık ve salgın hastalıklar İrlanda'nın savaş öncesi nüfusunun %40'ının ölümüne sebep olmuştur.Además, la guerra, el hambre y las enfermedades causaron la muerte de hasta una tercera parte de la población.
Birkaç çatışmanın ardından, Roma ordusunda salgın hastalık baş gösterdi.En Roma, después de tantos desastres, cundió el pánico.
Göç sırasında açlık ve salgın hastalıklar yüzünden çok sayıda ölüm oldu.Algunos murieron de hambre y enfermedades durante su detención.
Chalchiutotolin: Salgın, hastalık tanrısı.Chalchiutotolin era il dio delle malattie e delle epidemie.
O zamanki salgın hastalıklardan dolayı ölmüştür.Laggiù morì di febbre gialla.
Göç sırasında açlık ve salgın hastalıklar yüzünden çok sayıda ölüm oldu.A bordo molti prigionieri muoiono per la fame e le malattie durante il trasporto.
Ölümlerin çoğu, salgın hastalıktan dolayı bu kamplarda meydana geldi.Больше всего солдаты в крепости страдали из-за заболеваний.
20. yüzyılda daha başka salgın hastalıklar da ölümlere yol açmıştır.В двадцатом веке были описаны и прионные заболевания человека.
Salgın hastalık ise insan yaşamının ve ölümlülüğün tipik özelliği olarak öne çıkar.Чума же может представлять собой типичные признаки человеческой смертности.
Epidemioloji, salgın hastalıkları araştıran bilim dalı.Pioneiro na área de epidemiologia e na pesquisa de doenças infecciosas.
Chalchiutotolin: Salgın, hastalık tanrısı.Chalchiutotolin, deus das enfermedades.
Bunu izleyen yıllarda bir salgın hastalık baş gösterdi.Ele lutou contra uma doença mortal durante esses anos.
Listeria monocytogenes (serotip IVb) yeni doğanları etkileyebilir ve salgın hastalıklarda görülür.Listeria monocytogenes (serotype IVb) kan pasgeborenen infecteren en komt voor in epidemieën.
Ölümlerin çoğu, salgın hastalıktan dolayı bu kamplarda meydana geldi.De meeste doden vielen door ziekten die in deze kampen opgelopen waren.
Ancak salgın hastalıklar (özelikle sıtma) ve soğuktan 600 kişinin yarıya yakını ölmüşler.Velen van hen (circa 6.000) stierven aan ziekten en uitputting.
Bunun yanında kampta salgın hastalıklar da zayiata neden olmaktaydı.Ook het Spaanse leger kreeg in het voorjaar te maken met ziekten in het kamp.
Kayıtlı tarihte, muhtemelen salgın hastalıklara bağlı iki büyük nüfus azalması oldu: 1909'da ve 1950'de.Odnotowano przynajmniej dwa duże spadki liczebności, być może z powodów epidemiologicznych – w 1909 i w 1950.
Salgın hastalık ise insan yaşamının ve ölümlülüğün tipik özelliği olarak öne çıkar.Zaraza może być rozumiana w kontekście typowych atrybutów ludzkiego życia i moralności.
1824 yılında, salgın hastalık sona erdi.W 1722 epidemia ospy wygasła.
Yerleşim yerinin kötü yaşam şartları salgın hastalıklara yol açmıştır.Andra lokala minskningar av beståndet berodde troligen på sjukdomar.
Ofisin temel amacı salgın hastalıkları kontrol ve etmek ve yayılmalarını önlemek için çalışmaktır.Enheten var enligt uppgift aktiv både med att förhindra och utveckla epidemier.
Listeria monocytogenes (serotip IVb) yeni doğanları etkileyebilir ve salgın hastalıklarda görülür.Лістерія моноцитогенна (серотип IVb) може вражати новонароджених і трапляється під час епідемій.
1824 yılında, salgın hastalık sona erdi.У 1824 році перша пандемія холери скінчилася.
O zamanki salgın hastalıklardan dolayı ölmüştür.Саме в цей час він хворів на грип.
Salgın hastalıklar ve kıtlıklar önemli bozulmalara ve demografik değişimlere neden olmuştu.Epidemie a hladomor způsobovaly velké demografické změny.
Bazı salgın hastalıklar da belirli yerleşim yerlerinin terk edilmesinde etkendir.Výskyt některých onemocnění závisí také na lokalitě.
Epidemioloji, salgın hastalıkları araştıran bilim dalı.Epizootologie je nauka o infekčních nemocech zvířat.
Listeria monocytogenes (serotip IVb) yeni doğanları etkileyebilir ve salgın hastalıklarda görülür.Novorozence může postihnout i bakterie Listeria monocytogenes (sérotyp IVb), která vyvolává epidemie.
Listeria monocytogenes (serotip IVb) yeni doğanları etkileyebilir ve salgın hastalıklarda görülür.Listeria monocytogenes (serotipul IVb) poate afecta nou-născutul și apare în caz de epidemii.
Diğerleri ise kendilerine çok az yemek verilen ve salgın hastalıkların yaygın olduğu kamplarda tutuluyordu.Alții au fost internați în lagăre, unde au primit puțină mâncare și s-au îmbolnăvit.
Salgın hastalık ise insan yaşamının ve ölümlülüğün tipik özelliği olarak öne çıkar.Ciuma poate, de fapt, reprezenta atributele tipice ale vieții umane și ale mortalității.