Şehri terk etmemiş olanlar evlerinde salgının bitmesini beklemeye başladı.Tí, čo zostali doma, pocítili následky.
Belli miktarda sebum salgısı sağlıklı bir cilt için çok gereklidir.Aby bolo zabezpečené úspešné opelenie, je nutný vysoký počet peľových zŕn.
Bir yıl sonra şehirde büyük bir veba salgını baş gösterdi.O týždeň neskôr sa zdalo, že k vozidlu mieri prachová búrka.
Sultan, veba salgınından kurtulmak ümidiyle kadınların sokağa çıkmasını yasakladı.Úrady dokonca v snahe zabrániť šíreniu chorôb zakázali ľuďom pľuť na uliciach.
18. ve 19. yüzyıllarda Yukagirlerin nüfusu salgın ve iç savaşlardan kısaldı.Vo väčšine krajín bol útlak limitovaný nedostatkom ľudí v 16 - 17. storočí dôsledkom epidémií a vojen.
430'da Atina veba salgınıdır.Atenske kuge leta 430 pr. n. št.
Suriye, Filistin ve Arabistan'da bu sırada patlayan veba salgınına tanık oldu.Naslednje leto se je začela po Siriji, Palestini in Arabiji širiti kuga.
Pek çok ilaç insülin salgısını bozabilir ve bazı toksinler pankreasın beta hücrelerine zarar verebilir.Mnoga zdravila ovirajo izločanje inzulina, nekateri strupi pa poškodujejo celice beta trebušne slinavke.
20. yüzyılda daha başka salgın hastalıklar da ölümlere yol açmıştır.V 20. stoletju se je pojavilo več resnejših izbruhov bolezni.
Salgınlar genellikle sivrisineklerin arttığı yağmur sezonlarında meydana gelmektedir.Izbruhi se po navadi pojavijo v obdobjih povečanih padavin, ki povečujejo število komarjev.
O zamandan 1940’a dek pek fazla salgın görülmemiştir.Od takrat do leta 1940 je do epidemij prihajalo redko.
Toksinler, mikroorganizmaların salgıladıkları birtakım zehirli maddelerdir.Svojevrsten problem predstavljajo sistemi kontaminirani z mikroorganizmi.
Bu dönemde salgın hastalıklar da etkili olmuştur.Jug je v tem obdobju še vedno trpel posledice tropskih bolezni.
Toprağa karışan bu endosporlar açıklanamayan ani şarbon salgınlarının nedeniydi.Endospore v zemlji so bile vzrok nepojasnjenih izbruhov bolezni.
Sonra da Fransız ordusunda veba salgını baş gösterdi.Poleg tega je francosko vojsko močno prizadela epidemija griže.
Eski kaynaklar salgının 165-166 kışında Seleusya kuşatması sırasında ilk defa ortaya çıktığını kabul eder.Antični viri soglašajo, da se je epidemija pojavila med rimskim obleganjem Selevkije pozimi 165-166.
Bu arada bir salgın hastalığa yakalanmışlar, birçoğu burada ölmüştür.Nastala je kuga, druge bolezni, za katerimi je pomrlo nešteto ljudi.
Salgınlar, en sık yağışlı ya da soğuk kuru mevsimlerde görülür.Najpogosteje se pojavijo v hladnejšem in bolj deževnem vremenu.
Kamu sağlığı nedeniyle salgınlarda diğer spesifik organizmalar için test yapılması tavsiye edilebilir.Testiranje za druge konkretne organizme iz razlogov javnega zdravja priporočajo ob epidemijah.
1862 yılında bir kolera salgını Japonya'yı sardı.V mestu je leta 1832 izbruhnila epidemija kolere.
Sonra açlıkla ve veba salgınıyla yüzleştiler.Vojno so spremljale lakota in kužne bolezni.
Büyük Veba Salgını'nda, Yahudiler kuyulara zehir dökmekle suçlanıp öldürüldüler.Judje so bili označeni za krivce kuge, saj so jih obtožili, da so zastrupili vodnjake.
Salgın çok kişinin hayatına mal oldu.Gripa je v preteklosti pobila že milijone ljudi.
Babası salgını kapınca onu vurmak zorunda kalmıştır.(Left 4 Dead 2'in bazı bölümlerinde vardır.)DOW (angleško Died of Wounds) označuje Umrl(a) za ranami.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir salgın olarak görülmektedir.Bolezen je na seznamu Svetovne zdravstvene organizacije kot zapostavljena tropska bolezen.
Hastalık tipik olarak Sahara altı Afrikası’nın tropikal bölgelerinde salgın olarak görülmektedir.Bolezen se običajno pojavi kot izbruh v tropskih regijah Podsaharske Afrike.
1348 yılındaki veba salgını kentin çok sayıda sakinlerinin ölümüne neden oldu.1348 m. siautusi Juodoji mirtis ypatingai didelės žalos miesteliui nepridarė.
Bu tarihe kadar Ebola salgını sadece bu 3 ülkede görülmekteydi.Visame pasaulyje kol kas buvo diagnozuoti tik keturi šio sindromo atvejai.
Genellikle ergenlikte salgı yapmaya başlarlar.Tačiau periodiškai jie prabunda pasimaitinti.
Genellikle beyaz renkli salgı meydana gelir (bazen sarı veya kırmızı).Įgimtas nesugebėjimas skirti kai kurių spalvų (dažniausiai žalios ir raudonos).
430'da Atina veba salgınıdır.Tačiau 430 m. pr. m. e. Atėnuose kilo maro epidemija.
Melatonin hormonunu bu hücreler salgılar.Vaistinėse galimą įsigyti melatonino hormono.
Hormon salgılayan tümörler.Žole apsinuodija arkliai.
1563: İngiltere'de Büyük Veba Salgını 80.000 can aldı.13. jaanuar – gripiepideemia nõudis 804 inimelu Suurbritannias. ... ...
Çeşitli Helicobacter pylori suşlarının virülansı, salgıladıkları üreaz enzimi ile ilintilidir.Helicobacter pylori erinevate tüvede virulentsusaste korreleerub toodetud ureaasi hulgaga.
Şehirde bir delilik salgını baş gösterir.Linnas puhkes kooleraepideemia.
ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri diyabeti salgın (epidemik) hastalıklar sınıfına sokmuştur.Agente on kategoriseerinud järgnevalt Ameerika Haiguste Kontrolli ja Tõrje Keskus.
Salgı maddeleri sıvı veya katı haldedir.Need ained on pulbrilisel või vedelal kujul.
Aynı yıl şehirde veba salgını başladı.Järgmisel aastal tabas linna hispaania gripp.
19. yüzyılda şehir nüfusunun %60'ı Sarı Humma Salgını'ndan hayatını kaybetti.1702. aastal kaotas linn 10% oma elanikkonnast kollapalaviku tõttu.
Marburg virüsü, 1967'de tespit edildi, 2005'te Angola'da meydana gelen salgın basının dikkatini çekmişti.2005. aasta aprillis sai Marburgi viirus pärast puhangut Angolas suure avaliku tähelepanu osaliseks.
Salgın başlatırlar.Palavik hakkab üle minema.
Helicobacter pylori insan karnındaki asit ortamda yaşayabilmek için üreaz enzimini salgılar.Helicobacter pylori on võimeline ellu jääma inimese mao happelises keskkonnas tänu ensüüm ureaasi tootmisele.
14 Ocak 2016'da DHÖ, Batı Afrika genelinde Ebola salgınının resmen bittiğini duyurdu.WHO deklareeris 20. oktoobri seisuga Ebola viirushaiguse leviku Nigeerias lõppenuks.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.A gravidez na adolescência, que como eu disse, é epidémica.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.A serdülőkori terhesség, ahogy mondtam, szinte már járvány.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Ciąże nastolatek to prawdziwa epidemia.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Kehamilan remaja, seperti yang saya katakan, adalah sebuah wabah.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.제가 가는 곳마다 미성년자 임신율은 큰 문제죠.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.La gravidanza in età adolescenziale, è diffusissima.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Sarcina în adolescenţă, cum am spus, are proporţii epidemice.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Som jeg sagde er teenagegraviditet epidemisk.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Teenagerschwangerschaft ist, wie gesagt, eine Epidemie.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Tienerzwangerschappen zijn een epidemie.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Η εφηβική εγκυμοσύνη, όπως είπα, είναι μια επιδημία.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Бременността при тийнейджърите, както казах, е епидемична.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Підліткова вагітність, як я вже казала, як епідемія.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Подростковая беременность, как я уже сказала, стала эпидемией.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.הריון של נערות צעירות, כמו שסיפרתי, היא מגיפה.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde..الحمل في سن المراهقة، كما قلت، هو وباء