saldırmaya ile cümle

saldırmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Yeni fajlar artık yeni hücrelere saldırmaya hazırdır.Las nuevas copias del VIH pueden ahora pasar a infectar a otras células.
Fakat yerleşikler kızılderililere saldırmaya devam ettiler.Pero los federales siguieron luchando contra los invasores.
Maçtan sonra Swagger, Cesaro'ya saldırmaya başlar fakat Cesaro kurtulur ve Swagger'a Cesaro Swing yapar.Después de la lucha, Cesaro una vez más le aplicó un «Cesaro Swing» a Swagger.
Ren geyikleri onlara saldırmaya başlar.Los escarabajos femeninos inician los ataques.
Arap çeteleri konvoylara ve Yahudi nüfusa saldırmaya başladı.Bande di arabi iniziarono a compiere atti di violenza e omicidi contro i convogli e la popolazione ebraica.
İsrail nükleer silahlanmış İran'a saldırmaya hazırdı ve 2010 yılı bunun için önemli bir noktaydı.Israele sarebbe pronto ad attaccare l'Iran entro il 2010 se questo si dotasse di armi nucleari.
Yaşlı Herakleios, Yeğeni Nicetas'ı Mısır'a saldırmaya gönderdi.Eraclio il Vecchio inviò suo nipote Niceta ad attaccare l'Egitto, conquista che riuscì nel 610.
Bu muharebelerdekine benzer bir şekilde saldırmaya karar vermişti.Ci sollecitava a fare qualcosa contro quel vecchio scempio.
İkinci olarak, On İkinci Ordu Berlin'e saldırmaya devam edemiyor.Во-вторых, 12-я армия не в состоянии продолжать наступление на Берлин.
Bizi bu sene Kursk'a saldırmaya, dahası Doğu Cephesi'nde saldırıya geçmeye zorlayan sebep nedir?."Что заставляет нас наступать в этом году под Курском или в любом другом месте Восточного фронта?»
Ruslar kaleye bir daha saldırmaya cesaret edemediler.Отступая, русские подрывать форт не стали.
Moğollar, Balaban’ın sağlığında bir daha Delhi Sultanlığı topraklarına saldırmaya cesaret edemediler.Бей Дулкадира больше не осмеливался напасть на сирийские земли султаната.
Fakat yerleşikler kızılderililere saldırmaya devam ettiler.Оставшиеся в живых шахтёры выдвинули обвинения против индейцев.
Patorn Gowen ise saldırmaya hazırlanmaktadır.Гауптман Йоппин приказал атаковать истребители.
İkinci olarak, On İkinci Ordu Berlin'e saldırmaya devam edemiyor.ثانيًا الجيش الثاني عشر غير قادر على مواصلة الهجوم على برلين.
Ayrıca, Hamas'ın "kendilerine saldırmayan Yahudiler ile bir sorunları olmadığını söylemiştir.وقال أيضاً إن حماس "لا توجد مشكلة مع اليهود الذين لم يهاجمونا".
Komplocular, triumvirlerin Asya'daki müttefiklerine saldırmaya karar verdiler.Os conspiradores decidiram atacar os aliados do triunvirato na Ásia.
İkinci olarak, On İkinci Ordu Berlin'e saldırmaya devam edemiyor.Em segundo lugar, 12 º Exército é incapaz de continuar a defesa por Berlim.
Yaşlı Herakleios, Yeğeni Nicetas'ı Mısır'a saldırmaya gönderdi.Heráclio, o Velho enviou seu sobrinho Nicetas para atacar o Egito.
MÖ 671 ile 667 yılları arasında Asur orduları Mısır topraklarına saldırmaya başladılar.No entanto, entre 671 e 667 a.C., os assírios começaram seus ataques contra o Egito.
Dorotheus daha sonra kendi adamlarını Perslerin arkasına saldırmaya yönlendirdi.Doroteu então liderou seus homens para atacar a retaguarda persa.
Payback'te Braun Strowman, Roman Reigns'i yendi ve maçtan sonra ona saldırmaya devam etti.No Payback, Braun Strowman derrotou Roman Reigns, atacando-o após o combate e novamente no Raw Talk.
3 gün boyunca rejim şehre saldırmaya devam etmiştir.Por três dias, as forças americanas assaltaram a cidade.
Hepsi birlikte saldırmaya giderler ve dizi biter.As duas fogem de lá e o clipe acaba.
Bu muharebelerdekine benzer bir şekilde saldırmaya karar vermişti.Ele tentou estabelecer sua autoridade em Doara de maneira similar.
Daha sonra Mahal, Styles'a saldırmaya çalıştı ancak Styles ondan kurtuldu.Depois da vitória, Owens tentou atacá-lo, mas Styles conseguiu escapar.
Ardından Jericho, Michaesl'a saldırmaya çalıştı ancak Michaels eğilince yanlışlıkla Rebecca'ya yumruk attı.Vervolgens liep Jericho naar Michaels om hem aan te vallen, maar sloeg per ongeluk Michaels' vrouw Rebecca.
Show, Cena'ya saldırmaya devam etti ve The Rock ringe kadar gelip Cena'yı, Show'dan kurtardı.Big Show bleef Cena aanvallen totdat The Rock in de ring verscheen om Cena te redden.
3 gün boyunca rejim şehre saldırmaya devam etmiştir.Gedurende drie dagen plunderden ze de stad.
O da hayalete dönüşür ve kalan mürettebat üyelerine saldırmaya çalışır.Dan verandert ze in een menselijke gedaante en wordt ze belaagd door de bemanning.
Gayet öfkeli olarak ona saldırmaya hazırlanır.Hij is dan zo woedend dat hij dingen stuk wil maken.
Her defasında yeni planlarla Dünya'ya saldırmaya çalışır.Desondanks blijven ze regelmatig de Aarde aanvallen.
Yaşlı Herakleios, Yeğeni Nicetas'ı Mısır'a saldırmaya gönderdi.Herakliusz Starszy polecił swojemu bratankowi Niketasowi zaatakowanie Egiptu.
1910 yılında SDAP yeni kurulan SDP’ye sürekli saldırmaya başlayacaktır.Do 1910 SDAP skupiało się na atakowaniu nowej formacji.
1980 yazında Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak İrana saldırmaya başladı.W 1980 roku iracki przywódca Saddam Husajn przypuścił atak zbrojny na Iran.
1807'de Cezayir'de üslenen Türk korsanları ABD ticaret gemilerine tekrar saldırmaya başlamışlardır.W roku 1807 piraci z Algieru ponownie zaczęli zagarniać amerykańskie statki i ich załogi.
İsrail nükleer silahlanmış İran'a saldırmaya hazırdı ve 2010 yılı bunun için önemli bir noktaydı.Izrael w 2010 był gotowy na nuklearny atak ze strony Iranu.
Ondan kurtulsalar da gemide diğer cesetler de daha önce dönüştürüldüğü için uyanıp saldırmaya çalışırlar.Zobaczywszy jego śmierć, ranni wycofaliśmy się jak najszybciej do łodzi, które już odbijały”.
Gayet öfkeli olarak ona saldırmaya hazırlanır.Przygotowuje się do zamachu na niego.
Ruslar kaleye bir daha saldırmaya cesaret edemediler.Brytyjczycy nie zdołali już przegrupować sił do ponownego ataku.
Her defasında yeni planlarla Dünya'ya saldırmaya çalışır.Kommer ständigt upp med nya planer för att ta makten över kungariket.
MÖ 671 ile 667 yılları arasında Asur orduları Mısır topraklarına saldırmaya başladılar.Mellan 671 och 667 f. Kr. invaderade assyrierna Egypten under kung Esarhaddon.
Hüseyin saldırmaya karar verdi.Гугнін прийняв рішення атакувати ворога.
MÖ 671 ile 667 yılları arasında Asur orduları Mısır topraklarına saldırmaya başladılar.Між 671 і 667 р. до н. е. ассирійці почали нападати на Єгипет.
Punisherda aynı anda üsse döner ve ikisini saldırmaya geldiklerini sandığı için öldürür.V tu chvíli na telefon někdo zavolá a říká jim, že jsou oba mrtví.
Bu muharebelerdekine benzer bir şekilde saldırmaya karar vermişti.Ona sama prý ale byla terčem podobných výhrůžek.
Bizi bu sene Kursk'a saldırmaya, dahası Doğu Cephesi'nde saldırıya geçmeye zorlayan sebep nedir?."Care este rațiunea care ne forțează să atacăm în acest an la Kursk, sau, și mai mult, pe frontul de răsărit?
Örnek 1: Hitler'in II. Dünya Savaşı'na katılmasaydı ABD'ye saldırmayacağını söylemen çok saçma.Este prostesc să afirmi că Hitler nu ar fi atacat SUA dacă nu ar fi intrat în Al II-lea Război Mondial.
Maçtan sonra Strowman, Reigns'e çelik merdivenlere doğru saldırmaya devam etmişti.După meci, Strowman l-a atacat pe Reigns cu scările metalice.
Yaşlı Herakleios, Yeğeni Nicetas'ı Mısır'a saldırmaya gönderdi.Nicetas, nepotul lui Heraclius cel Bătrân, a invadat Egiptul, iar Heraclius cel mic a ocupat Sicilia și Cipru.
Gayet öfkeli olarak ona saldırmaya hazırlanır.Így aztán dühösen valamiképpen megpróbál kijutni onnan.
Ren geyikleri onlara saldırmaya başlar.A ghoulok megkezdik a támadásukat.
Bu muharebelerdekine benzer bir şekilde saldırmaya karar vermişti.Úgy döntött, hogy hasonló módon fog tiltakozni.
NATO'nun kara güçlerini çekmesi sonrası Taliban, Afgan güvenlik güçlerine saldırmaya devam etmiştir.Kun talibanien valta romahtaa, he palaavat Afganistaniin.
Her defasında yeni planlarla Dünya'ya saldırmaya çalışır.Miksi hän päivästä toiseen yrittää epätoivoisesti saada yhteyttä toiselle planeetalle?
Orton, iki kardeşe saldırmaya başladı.Austin alkoikin tarkkailla veljeään.
Hüseyin saldırmaya karar verdi.Ο Χουσεΐν αποφάσισε να επιτεθεί.
Komplocular, triumvirlerin Asya'daki müttefiklerine saldırmaya karar verdiler.Οι σύμμαχοι αποφάσισαν να χτυπήσουν τους συμμάχους της Τριανδρίας στη Μικρά Ασία.
Bazı subayları Gratianus'u beklemesini önerdiyse de diğerleri Valens'i hemen saldırmaya ikna ettiler.Άλλοι έλεγαν να περιμένουν τις ενισχύσεις υπό τον Γρατιανό και άλλοι να επιτεθούν αμέσως κατά των Γότθων.
Sonraki maçlarında da bu güreşçiler ona saldırmaya devam etti.Την επόμενη αγωνιστική περίοδο , οι Λέικερς συνέχισαν να στοχεύουν το πρωτάθλημα.

İlgili Sayfalar