saldırmayı ile cümle
saldırmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
General hemen saldırmayı arzuluyordu.The general wished to attack immediately.
Şafakta saldırmayı planlıyoruz.We plan to attack at dawn.
462 - Morgoth tekrar Hithlum'a saldırmayı dener ama Fingon ve Círdan tarafından durdurulur.462: Morgoth tries to assault Hithlum but is withstood by Fingon and Círdan.
Osmanlılar 1620 yılında Lehistan'a savaş ilan etti ve 1621 yılı ilkbaharında saldırmayı planladı.The Ottomans declared war against Poland in 1620 and planned to attack in the spring of 1621.
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.He added "no personal attack is intended".
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.So Napoleon gets it into his head to attack Egypt.
Sizinle savaşanlara karşı, siz de Allah yolunda savaşın. Fakat haksız yere saldırmayın.Fight those in the way of God who fight you, but do not be aggressive: God does not like aggressors.
Ama haksız yere saldırmayın/çarpışmada zulme sapmayın.Truly, Allah likes not the transgressors.
Fakat haksız yere saldırmayın.Truly, Allah likes not the transgressors.
"Allah'ın rızkından yiyin, için; yeryüzünde bozgunculuk yaparak şuna buna saldırmayın." demiştik.“Eat and drink from God’s provision, and do not corrupt the earth with disobedience.”
Nitekim saldırgan, ateşkes sona erer ermez saldırmayı seçti.The attacker chose to strike as a ceasefire expired.
Şüphelilerin Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'ne saldırmayı planladıkları bildiriliyor.Suspects were reportedly planning to attack the US Embassy in Ankara.
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.Im Zusammenhang damit wird ihm der Ausspruch „Dass mir keiner auf die Menschen schießt!“ zugeschrieben.
Merkezden vadedilen yardım gelmeyecek, Kuzey Kore gemilerine saldırmayı hiçbir komutan göze alamayacaktır.Offenbar wollte niemand die Verantwortung für einen Angriff auf die nordkoreanischen Schiffe tragen.
Her şey yolunda giderse saldırmayın.Si vous faites du butin, ne dérobez rien.
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.«¡Nadie planea atacarnos», —insistí.
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.'Il nemico non si aspetta che noi attacchiamo lì.
462 - Morgoth tekrar Hithlum'a saldırmayı dener ama Fingon ve Círdan tarafından durdurulur.462 — Моргот атакует Хитлум, но атаку отражают Фингон и Кирдан.
Her şey yolunda giderse saldırmayın.Начав атаку, не прекращайте её.
Osmanlılar 1620 yılında Lehistan'a savaş ilan etti ve 1621 yılı ilkbaharında saldırmayı planladı.أعلن العثمانيون الحرب على بولندا في عام 1620 وخططوا للهجوم في ربيع عام 1621.
Ertesi gün Tyulen ve başka bir denizaltı Yavuz'a saldırmayı denedi, ancak atış pozisyonu almayı başaramadılar.وفي اليوم التالي، هاجمت تيولان وغواصة روسية أخرى ياووز، لكنها لم تنجح في إصابتها.
Her şey yolunda giderse saldırmayın.Cokolwiek robisz, po prostu nie pal.
Böylece, Strategikon, Pers oklarını kullanmaktan kaçınmak için düz arazide hızlı harçlarla saldırmayı önerir.Strategikon radził zatem walkę na równinnym terenie i szybką szarżę, aby uniknąć strzał Persów.
462 - Morgoth tekrar Hithlum'a saldırmayı dener ama Fingon ve Círdan tarafından durdurulur.462: Morgoth försöker anfalla Hithlum men hindras av Fingon och Círdan.
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.Jag borde ha förklarat att jag inte misstänkte att de ville attackera oss.
462 - Morgoth tekrar Hithlum'a saldırmayı dener ama Fingon ve Círdan tarafından durdurulur.462 - Моргот атакує Гітлум, але атаку відбивають Фінгон і Кірден.
Her şey yolunda giderse saldırmayın.Jika dipukul pun janganlah mendendam.
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.「私達は、誰も攻撃する意図を持っていません。
Her şey yolunda giderse saldırmayın.攻撃されても落馬しない。
Ertesi gün Tyulen ve başka bir denizaltı Yavuz'a saldırmayı denedi, ancak atış pozisyonu almayı başaramadılar.翌日,海豹号和另一艘潜艇也试图攻击严君号,但它们无法达到射击阵位。
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.그는 "나는 전쟁을 일으킬 의도는 없었다"고 기록하였다.
Her şey yolunda giderse saldırmayın.싸움을 피하고자 한다면 직접 가담하지 말라.
Ertesi gün Normanlara saldırmayı planlayan Aleksios ordusunu şehrin karşısındaki tepeler yürüttü.Алексий премества армията си до хълмовете срещу града, планирайки атака над норманите на следващия ден.
Şehre arkasından savunmasının nispeten daha zayıf olduğu kara kısmından saldırmayı teklif etti.Oko ovog grada se pružao obrambeni zid, od kojeg se očuvao tek manji dio.
Her şey yolunda giderse saldırmayın.Kui ei saa tegutseda, püüa midagi ärakasutada.
Bir arada durmalıyız, en azından Heinkel Pride'ı halledene kadar, böylece birbirimize saldırmayız.Meidän on pysyteltävä yhdessä, kunnes Heinkel hoitelee Priden- -jotta emme hyökkää toistemme kimppuun.
Bir arada durmalıyız, en azından Heinkel Pride'ı halledene kadar, böylece birbirimize saldırmayız.Musimy trzymać się razem, dopóki Heinkel nie załatwi Pride'a, żebyśmy nie atakowali siebie nawzajem.
Bir arada durmalıyız, en azından Heinkel Pride'ı halledene kadar, böylece birbirimize saldırmayız.Temos de nos manter juntos, pelo menos enquanto o Heinkel trata do Pride, para evitarmos o ataque um ao outro.
Bir arada durmalıyız, en azından Heinkel Pride'ı halledene kadar, böylece birbirimize saldırmayız.Vi må holde sammen, indtil Heinkel har ordnet Pride, - - så vi ikke angriber hinanden.
Bir arada durmalıyız, en azından Heinkel Pride'ı halledene kadar, böylece birbirimize saldırmayız.Vi måste hålla ihop tills Heinkel är klar med Pride- -så att vi inte attackerar varandra.
Bir arada durmalıyız, en azından Heinkel Pride'ı halledene kadar, böylece birbirimize saldırmayız.Πρέπει να μείνουμε κοντά. Ας χειριστεί ο Χάινκελ τον Πράιντ. Έτσι δεν θα επιτεθούμε ο ένας στον άλλον.
Bir arada durmalıyız, en azından Heinkel Pride'ı halledene kadar, böylece birbirimize saldırmayız.Мы должны держаться вместе, пока Хенкел не справится с Гордостью, чтобы нам не нападать друг на друга.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!-Meidän piti pysytellä yhdessä.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Myślałem, że trzymamy się razem, żeby nie atakować swoich.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!¡Pensaba que nos mantendríamos unidos para evitar atacarnos los unos a los otros!
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Pensavo che dovessimo stare insieme per evitare di attaccarci l'uno con l'altro!
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Pensei que íamos ficar juntos para evitarmos o ataque mútuo!
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Vi skulle jo holde sammen for ikke at angribe hinanden.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Vi skulle ju hålla ihop för att inte angripa varandra.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Νόμιζα ότι θα μέναμε μαζί. Δεν θα παλεύαμε μεταξύ μας.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Я думал, мы ударим одновременно, чтобы не нападать друг на друга.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Così Napoleone si mette in testa di attaccare l'Egitto.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Etão, Napoleão coloca na sua cabeça que queria atacar o Egito.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.그래서 나폴레옹은 이집트를 공격하는 것이 좋겠다고 확신했습니다
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Napoleon se rozhodne, že napadne Egypt.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.So setzte sich Napoleon in den Kopf, Ägypten anzugreifen.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Tak więc, Napoleon nabił sobie w głowę, żeby zaatakować Egipt.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Y Napoleón decide atacar Egipto.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Затова Наполеон си наумява да нападне Египет.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Наполеону приходит в голову атаковать Египет.