saldırmak ile cümle

saldırmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Neden mi? Çünkü hiçbir ulus komşusunun saldırmak üzere olup olmadığını kesin olarak bilmiyor.Γιατί; γιατί πολύ απλά ένα έθνος δεν θα ξέρει σίγουρα εάν ο γείτονας προτίθεται να του επιτεθεί ή όχι.
Neden mi? Çünkü hiçbir ulus komşusunun saldırmak üzere olup olmadığını kesin olarak bilmiyor.Потому что ни одна нация не знает точно, собирается ли её сосед нападать.
Peki biri saldırmak isterse ne olur?A gdyby tak ktoś zechciał się do niego włamać?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?Ce se întâmplă dacă cineva vrea s-o atace?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?Čo sa stane, keď nejaký hacker zaútočí na toto zariadenie?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?Co se stane, když se na to někdo pokusí zaútočit?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?E cosa succederebbe se qualcuno volesse attaccarlo?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?누군가가 이것을 공격하면 무슨 일이 일어날까요?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?Mi történik, ha valaki meg akarja támadni?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?Og hvad sker der hvis nogen prøver at angribe det?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?Que se passerait-il si quelqu'un piratait ce système ?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?Và điều gì sẽ xảy ra nếu ai đó muốn tấn công hệ thống này?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?Wat gebeurt er als iemand die wil aanvallen?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?¿Y qué ocurre si alguien intenta atacarlo?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?Και τι θα συμβεί αν κάποιος ήθελε να του επιτεθεί;
Peki biri saldırmak isterse ne olur?И что будет, если кто-нибудь захочет его взломать?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?ומה יקרה אם מישהו ירצה לתקוף אותה?
Peki biri saldırmak isterse ne olur?وماذا يحدث إذا كان شخص ما يريد مهاجمة هذا؟
Peki biri saldırmak isterse ne olur?今日ここでお話しするのは
Perla'nın ilk tepkisi memura saldırmak oldu ama Quispe köpeği sakinleştirdi ve kıza nerede yaşadığını sordu.Fue así que Ángel Quispe, uno de los policías, se acercó, sospechando que se trataba de una niña perdida.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."Es ist traurig, ja - und schrecklich. Aber es entbehrt jeder Schuld.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."Es triste, sí... atroz. Pero no conlleva culpabilidad.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."È triste, sì -- orribile. Ma niente sensi di colpa.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."Je to smutné, áno -- hrozné. Ale nie je v tom žiadna vina.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."좀 더 책임감있게 생명을 앗는 것이든 상관없다. 물론 슬프고 끔찍한 일이다. 하지만 죄책감은 갖지 않는다.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."Mas não carrega culpa. "A verdadeira culpa decorre apenas de uma ofensa contra uma pessoa,
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."Thật buồn, vâng, đáng sợ. Nhưng không có tội gì cả.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."To smutne i straszne. Ale nie ma powodu do wyrzutów sumienia.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."Είναι λυπηρό, ναι - φοβερό. Αλλά δεν συνεπάγεται ενοχές.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."Да, это грустно и ужасно. Но тут не должно быть вины.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."Так, це сумно і жахливо. Але тут немає провини.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."או בסילוקו באופן אחראי יותר, דהיינו במובן הקטלני. עצוב, נכון-- נורא. אבל אין בכך כל אשמה.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."أو بمعنى أكثر مسؤوليةً، قتله. إنه محزن، أجل -- رهيب. ولكنه لا يحمل تأنيب الضمير.
Suç sadece bir insana karşı saldırmaktır, ve Down sendromlular insan değildir."それは悲しく厭な事ではあるが 罪を伴うことではない 罪とは 人間に対して犯すものに 限られるが
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.A História diz-nos que foram usados pelos Nazis para atacarem os judeus.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.A történelem is bizonyítja, a nácik arra használták fel, hogy a zsidóságot támadják.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.Ce lo racconta la storia, sono state usate dai nazisti per attaccare gli Ebrei.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.Das lehrt uns die Geschichte, sie wurden von den Nazis benutzt, um die Juden zu attackieren.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.De geschiedenis laat het ons zien ze zijn gebruikt door de Nazi's om de Joden aan te vallen.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.História nám potvrdzuje, boli použité Nacistami na atak voči Židom.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.Historie nám ukázala, že je využili nacisti k útokům na Židy.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.Istoria ne spune, au fost folosite de nazişti să atace evreii.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.Jak historia pokazuje, zostały użyte przez nazistów do ataku na Żydów.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.La Historia nos lo dice, han sido usadas por los nazis para atacar a los judíos.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.L'histoire nous dit, ils ont été utilisés par les Nazis pour attaquer les juifs.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.Sejarah memberitahu kita, kartun telah digunakan oleh Nazi untuk menyerang Yahudi.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.Η ιστορία μάς λέει πως έχουν χρησιμοποιηθεί από τους Ναζί για να επιτεθούν στους Εβραίους.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.История показывает нам, как они были использованы нацистами, чтобы атаковать евреев.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.Историята ни учи, че те са били използвани от нацистите, за да атакуват евреите.
Tarihin bize anlattığı gibi, Naziler tarafından Yahudilere saldırmak için kullanıldı.Історія показує нам, як вони використовувалися нацистами для того, щоб атакувати євреїв.
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.그리고 사람들은 이집트를 공격하는 것이 어떤 주요한 전략적인 목표가 있는지를 100% 확신하지 못했습니다
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.Den Menschen war aber nicht klar, was das strategische Ziel eines Angriffs auf Ägypten war.
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.E as pessoas não estão 100% certas de qual seria o principal objetivo estratégico em atacar o Egito.
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.E le persone non sono sicure al 100% su quale fosse il principale motivo strategico dell'attacco all'Egitto.
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.Historycy nie są w 100% pewni, co było głównym strategicznym celem ataku na Egipt.
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.La gente no está muy segura de cual es el objetivo estratégico de atacar Egipto.
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.А хората не били уверени каква е стратегическата цел на едно нападение срещу Египет.
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.И люди не уверены на 100% какова главная стратегическая цель нападения на Египет.
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.ولك يكن الناس على ثقة تامة بالهدف الاستراتيجي الرئيسي من الهجوم على مصر.
Ve insanlar asıl stratejik amacın Mısır'a saldırmak olup olmadığından tam olarak emin değiller.よくわかっていなかった。 1798年、彼は、トゥーロンを出発した。

İlgili Sayfalar