saldırma ile cümle

saldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir elçiliğe saldırmak, tek bir insana iş sağlamaz.そのような政治手法は 協力すべき目的の実現を難しくするだけです
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Apabila kamu pergi untuk menyerang sebuah kota, berilah dahulu kesempatan kepada penduduknya untuk menyerah
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Cînd te vei apropia de o cetate ca să te baţi împotriva ei, s'o îmbii cu pace.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin."Cuando te acerques a una ciudad para combatir contra ella, le propondrás la paz
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Když přitáhneš k některému městu, abys ho dobýval, podáš jemu pokoje.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Keď sa priblížiš k niektorému mestu, aby si bojoval proti nemu, ponúkneš mu pokoj.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Khi ngươi đến gần một cái thành đặng hãm , trước phải giảng_hòa cùng nó .
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Khi ngươi đến gần một cái thành đặng hãm, trước phải giảng hòa cùng nó.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.네가 어떤 성읍으로 나아가서 치려할 때에 그 성에 먼저 평화를 선언하라
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Ko se približaš mestu, da se ž njim bojuješ, ponudi mu najprej mir.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Kun lähestyt jotakin kaupunkia sotiaksesi sitä vastaan, tarjoa sille ensin rauhaa.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Mikor valamely város alá mégy, hogy azt megostromold, békességgel kínáld meg azt.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Når du går frem mot en by for å stride mot den, så skal du først tilbyde den fred.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.När du kommer till någon stad för att belägra den, skall du först tillbjuda den fred.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Når du rykker frem til Angreb på en By, skal du først tilbyde den Fred.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Quando te aproximares duma cidade para combatê-la, apregoar-lhe-ás paz.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Quando ti avvicinerai a una città per attaccarla, le offrirai prima la pace
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Quand tu t`approcheras d`une ville pour l`attaquer, tu lui offriras la paix.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Wenn du vor eine Stadt ziehst, sie zu bestreiten, so sollst du ihr den Frieden anbieten.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Οταν πλησιασης εις πολιν δια να εκπολεμησης αυτην, τοτε καλεσον αυτην εις ειρηνην
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Когато се приближиш при някой град, за да воюваш против него, предложи му мир.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.Когда подойдешь к городу, чтобы завоевать его, предложи ему мир;
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.כי תקרב אל עיר להלחם עליה וקראת אליה לשלום׃
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.حين تقرب من مدينة لكي تحاربها استدعها الى الصلح.
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.你 臨 近 一 座 城 要 攻 打 的 時 候 、 先 要 對 城 裡 的 民 宣 告 和 睦 的 話
‹‹Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.你 臨近 一 座 城 要 攻打 的 時候 、 先要 對 城裡 的 民 宣告 和睦 的 話
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!-Meidän piti pysytellä yhdessä.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Myślałem, że trzymamy się razem, żeby nie atakować swoich.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!¡Pensaba que nos mantendríamos unidos para evitar atacarnos los unos a los otros!
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Pensavo che dovessimo stare insieme per evitare di attaccarci l'uno con l'altro!
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Pensei que íamos ficar juntos para evitarmos o ataque mútuo!
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Vi skulle jo holde sammen for ikke at angribe hinanden.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Vi skulle ju hålla ihop för att inte angripa varandra.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Νόμιζα ότι θα μέναμε μαζί. Δεν θα παλεύαμε μεταξύ μας.
Birlikte kalırsak birbirimize saldırmayız diye düşünmüştüm!Я думал, мы ударим одновременно, чтобы не нападать друг на друга.
Biz böyle anlaşmamıştık! Saldırmamız durumundaSanoitte, että jos hyökkäisimme-
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Così Napoleone si mette in testa di attaccare l'Egitto.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Etão, Napoleão coloca na sua cabeça que queria atacar o Egito.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.그래서 나폴레옹은 이집트를 공격하는 것이 좋겠다고 확신했습니다
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Napoleon se rozhodne, že napadne Egypt.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.So setzte sich Napoleon in den Kopf, Ägypten anzugreifen.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Tak więc, Napoleon nabił sobie w głowę, żeby zaatakować Egipt.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Y Napoleón decide atacar Egipto.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Затова Наполеон си наумява да нападне Египет.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.Наполеону приходит в голову атаковать Египет.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.وقد فكّر نابليون بالهجوم على مصر.
Böylece Napoleon Mısır'a saldırmayı kafasına koyar.周りの人には、このエジプト遠征の目的が、なんなのかが
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Eso eliminaría la tentación a invadir preventivamente por temor a ser atacado primero.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Ez elvenné a megelőző csapásra való csábítást, a félelemből, hogy ők támadhatnak meg először.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Het zou de verleiding wegnemen om bij voorbaat aan te vallen uit angst aangevallen te worden.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Isso eliminaria a tentação de invadir preventivamente por medo de se ser atacado primeiro.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.남는 장사가 아니기 때문이죠. 그래서 저 사람이 날 먼저 칠지도 모른다는 두려움에 그를 먼저 쳐야겠다는 유혹을 덜수 있게 됩니다.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Se anulează tentația de a invada anticipat de teamă să nu fii atacat tu primul.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.To by odstranilo pokušení k preventivním invazím ze strachu být sám napaden jako první.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.To by zmiernilo pokušenie zaútočiť ako prví len zo strachu, že tí druhí zaútočia skôr.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Voilà qui enlèverait la tentation d'envahir de manière préventive, de peur qu'on ne vous attaque en premier.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Αυτό θα απέκλειε τον πειρασμό να εισβάλλεις αποτρεπτικά, από φόβο μήπως σου επιτεθούν πρώτοι.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Това ще премахне изкушението да нападате заради страх да не бъдете атакувани първи.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Це усунуло б спокусу нападати першими зі страху, що першими нападуть на вас.
Bu, ilk hücum edeceğiniz korkusuyla saldıracaklara önceden saldırmanızın cazibesini yok edecektir.Это должно устранить искушение нанести упреждающий удар от страха быть атакованным первым.

İlgili Sayfalar