O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."Som naštvaný?" Nadávať začal náhle, keď vstúpil do ošumělý malé štúdie.
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."Sono matto?" Cuss iniziato bruscamente, come entrò nel squallido piccolo studio.
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."Suis-je folle?" Cuss commencé brusquement, comme il est entré au minable petite étude.
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."Sunt nebun?" Înjurătură a început brusc, astfel cum a intrat în meschin mic studiu.
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."Tôi có điên không?" Người bắt đầu đột ngột, như ông đã bước vào nghiên cứu nhỏ tồi tàn.
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."Είμαι τρελός;" cuss ξεκίνησε απότομα, όπως ο ίδιος εισήλθε στην shabby μικρή μελέτη.
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."Луд ли съм?" Проклятие започва внезапно, тъй като той е влязъл в опърпан малко проучване.
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."Могу ли я с ума?" CUSS начал резко, как он вошел в потертый мало изучены.
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."Чи можу я з глузду?" CUSS почав різко, як він увійшов в потертий мало вивчені.
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma."هل أنا مجنون؟" بدأ فجأة لعنة ، لأنه دخل
O girdi "Ben deli miyim?" Cuss aniden başladı salaş küçük çalışma.みすぼらしい小さな研究。 "私は非常識な人のように見えるか?"
O gün benim de hazırcevaplığım tuttu. Dedim ki, "ama içinde çok az baloney (salam) olurdu." dedim.Bene, quel giorno io ero davvero rapido, e dissi, "si, ma molta meno mortadella".
O gün benim de hazırcevaplığım tuttu. Dedim ki, "ama içinde çok az baloney (salam) olurdu." dedim.Nos, aznap történetesen nagyon gyors voltam, és rávágtam, "igen, de sokkal kevesebb süket duma."
O gün benim de hazırcevaplığım tuttu. Dedim ki, "ama içinde çok az baloney (salam) olurdu." dedim.Всъщност, точно в този ден мозъкът ми сечеше бързо, и му казах: " Да, но пък би бил по-малко помпозен."
Oh Ha Ni sen misin? <i>Açıkça söyleyeyim, salak kızlardan nefret ederim. <i>Sen, sen!Jag frågar dig om du är Oh Ha Ni. För att säga det öppet, jag hatar dumma tjejer. Du, DU!
Oh Ha Ni sen misin? <i>Açıkça söyleyeyim, salak kızlardan nefret ederim. <i>Sen, sen!<i>إنني أسالك هل أنتِ اوه ها إن ببساطة, أنا أكره الفتيات الغبيات أنت, أنت! لماذا خرجت من هناك؟
Oh Ha Ni sen misin? <i>Açıkça söyleyeyim, salak kızlardan nefret ederim. <i>Sen, sen!<i>残念だけど 俺 頭の悪い女は大嫌いなんだ <i>あんた!あんたが何で ここから出てくるの? <i>ウチの家だから
Oh Ha Ni sen misin? <i>Açıkça söyleyeyim, salak kızlardan nefret ederim. <i>Sen, sen!Tại sao cậu từ trong đó đi ra? <i> Vì đây là nhà tôi mà. <i>Thật không thể tin nổi!
Oh Ha Ni sen misin? <i>Açıkça söyleyeyim, salak kızlardan nefret ederim. <i>Sen, sen!Σε ρωτάω αν είσαι η Ο Χα Νι. Να το θέσω απλά, μισώ τα ηλήθια κορίτσια. Εσυ, εσυ!
Oh Ha Ni sen misin? <i>Açıkça söyleyeyim, salak kızlardan nefret ederim. <i>Sen, sen!?שאלתי אם את הו האני .אם להגיד את זה בצורה פשוטה, אני שונא בחורות טיפשות ?אתה, אתה! למה באת מהבית הזה
Oh, hayır, ben İrlandalı'yım. Zayn de İngiltere'deki, "Salakçasaç" isimli küçük bir kasabadan.Bist du sicher, dass wir in die richtige Richtung gehen?
Oh, hayır, ben İrlandalı'yım. Zayn de İngiltere'deki, "Salakçasaç" isimli küçük bir kasabadan.아니요, 전 아일랜드에서 왔고요 제인은 아주작은 잉글랜드의 멍청한 머리카락주(Dumbhairshire)에서 왔어요.
Oh, hayır, ben İrlandalı'yım. Zayn de İngiltere'deki, "Salakçasaç" isimli küçük bir kasabadan.اوه لا , انا من انجلترا و "زين" من مدينة صغيرة فى انجلترا تدعى "تسريحة شعر الحمقى "
Oh, hayır, ben İrlandalı'yım. Zayn de İngiltere'deki, "Salakçasaç" isimli küçük bir kasabadan.ナイル ぶんなぐるぞばか!
Okadar salak ve budala.Si idiote et stupide.
Ömer Salad, Aidid'in baş siyasi danışmanı... ve Abdi Hasan Avale, içişleri bakanı.Marsallad,... Aididov vrhovni politični svetovalec. In Aididov sin Avoli, minister za notranje zadeve.
Ömer Salad, Aidid'in baş siyasi danışmanı... ve Abdi Hasan Avale, içişleri bakanı.Omar Cellad, consilierul politic al lui Aidid şi Abdi Hassan Awale, ministru de interne.
Ömer Salad, Aidid'in baş siyasi danışmanı... ve Abdi Hasan Avale, içişleri bakanı.Omar SaIad, o principaI conseIheiro poIítico de Aidid... ... e Abdi Hassan AwaIe, ministro do interior.
Ömer Salad, Aidid'in baş siyasi danışmanı... ve Abdi Hasan Avale, içişleri bakanı.Omar Salad, el principal consejero político de Aidid... ...y Abdi Hassen Awale, Ministro del lnterior.
Ömer Salad, Aidid'in baş siyasi danışmanı... ve Abdi Hasan Avale, içişleri bakanı.Omar Salad, politický poradca a Abdi Hassan Awale, minister obrany.
Ömer Salad, Aidid'in baş siyasi danışmanı... ve Abdi Hasan Avale, içişleri bakanı.Omar Salad, politický poradce a Abdi Hassan Awale, ministr obrany.
Ömer Salad, Aidid'in baş siyasi danışmanı... ve Abdi Hasan Avale, içişleri bakanı.Ο Ομάρ Σαλάντ, πολιτικός σύμβουλος του Αϊντίντ... ...και ο "μπντι Χασάν Αγουάλε, υπουργός εσωτερικών.
Ömer Salad, Aidid'in baş siyasi danışmanı... ve Abdi Hasan Avale, içişleri bakanı.Омар Салад главния политически съветник на Айдид... ...и Абди Хасан Ауале министър на вътрешните работи.
Ömer Salad, Aidid'in baş siyasi danışmanı... ve Abdi Hasan Avale, içişleri bakanı.עומר סאלאד, היועץ הפוליטי הבכיר ...של איידיד ואיידיד חאסן אוואלה .שר הפנים
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Adunk neki egy darab uborkát, és megeszi.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.A my dajemy jej kawałek ogórka, którego ona zjada.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.A my jej dáme kúsok uhorky a ona ho zje.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.E nós damos-lhe uma rodela de pepino e ela come-a.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Et nous lui donnons un morceau de concombre et il le mange.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Kami memberinya sepotong mentimun, dan dia memakannya.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.그 댓가로 오이를 주고 그 원숭이는 그걸 먹는거죠.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.My jí dáme kus okurky a ona ho sní.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Noi îi dăm o bucată de castravete și o mănâncă.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Noi le diamo un pezzo di cetriolo e lei se lo mangia.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Och vi ger henne en bit gurka, som hon äter.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Og vi giver hende et stykke agurk og hun spiser det.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Sille annetaan kurkunpala, jonka se syö.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Und wir geben ihr ein Stück Gurke und sie isst es.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Và chúng tôi đưa cho nó một miếng dưa leo và nó ăn.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Wij geven haar een stukje komkommer, dat ze opeet.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Y le damos un trozo de pepino y se lo come.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Zato ji damo kos kumarice in jo pojé.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Και της δίνουμε ένα κομμάτι αγγούρι και το τρώει.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.А ми даємо їй кружальце огірка, і вона його їсть.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.Даваме й парче краставица и тя го изяжда.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.ואנחנו נותנים לה מלפפון, והיא אוכלת אותו.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.ونعطيها قطعة خيار فتأكلها.
Ona salatalık parçasını veriyoruz ve yiyor.もう一方のサルも実験者に 石を渡さなくてはなりません
Önce salatayı, sonra ana yemeği yiyeceğiz.Comeremos primero la ensalada, luego el plato principal.
Önce salatayı, sonra ana yemeği yiyeceğiz.Kita makan salad duluan, baru hidangan utama.