Dan siyah bir öğrenciye saldırdı.Dan attacked a black student.
Linda, Dan tarafından cinsel saldırıya uğradı.Linda was sexually assaulted by Dan.
Bu ne tür salata?What kind of salad is this?
Salatanda ne tür sos istiyorsun?What kind of dressing do you want on your salad?
Salatanda ne seversin?What do you like on your salad?
Bekleme salonuna geri dönün.Go back to the waiting room.
Senin saldırganının neye benzediğini hatırlıyor musun?Do you remember what your attacker looked like?
Tom Mary'nin kendisi için yaptığı salatayı yedi.Tom ate the salad that Mary made for him.
Neden başını sağa sola sallıyorsun?What are you shaking your head for?
Onların saldıracaklarını gerçekten düşünüyor musun?Do you really think they'll attack?
Onlar bir saldırı mı planlıyorlar?Are they planning an attack?
Gazeteler bekleme salonuna konuldu.Newspapers were laid out in the waiting room.
Dan Linda'ya saldırdı.Dan assaulted Linda.
Tom kapıyı açıp, köpeği dışarı saldı.Tom opened the door and let the dog out.
Hepiniz salaksınız.All of you are cretins.
Ancak bir salak böyle öyle bir şey söylerdi.Only a halfwit would say something like that.
Bezler vücuda kimyasal maddeler salgılar.Glands secrete chemical substances into the body.
Sebzeleri hâlâ zeytinyağlı salamurada bırakıyor musun?Are you still marinating the vegetables?
"Bugün Salı, değil mi?" "Evet." "Neden bu kadar kalabalık?""Today's Tuesday, right?" "Yeah." "Why's it so crowded?"
Saldırıya uğruyoruz.We're being attacked.
Onun dairesinde bir kedinin sallanacağı kadar yer yok.There isn't enough room to swing a cat in his flat.
Tom elini sallayarak Mary'i selamlıyor.Tom greets Mary by waving his hand.
Lola, Salim'in sigara içmesinden nefret eder.Lola abhors Salim's smoking.
O bir ringa balığı salatası yedi.He ate a herring salad.
İşte salatan.Here's your salad.
O ona başını salladı.She shook her head at him.
O, ekşi krema içeren salatalardan hoşlanır.He likes salads that contain sour cream.
Mary bir kıvırcık lahana ve kinoa salatası yaptı.Mary made a kale and quinoa salad.
Bütün katılımcılar ana salonda toplandı.All the participants gathered in the main hall.
Böbrek üstü bezleri adrenalin salgılar.The adrenal glands secrete adrenalin.
Jüri üyeleri mahkeme salonuna geldi.The jurors came into the courtroom.
Salvador Brezilya'nın ilk başkentiydi ve Atila Hun bir cüceydi.Salvador was the first capital of Brazil and Átila the Hun was a dwarf.
Mike spor salonunda haftada iki ya da üç kez antrenman yapar.Mike works out in the gym two or three times a week.
Turp çoğunlukla salata sebzesi olarak kullanılır ve çiğ yenir.Radishes are commonly used as a salad vegetable and eaten raw.
Ben telefonumu konferans salonunda bıraktım.I left my phone in the conference room.
Salıncaklarda oynayan çocuk görmedim.I didn't see any children playing on the swings.
Mary pasif saldırgan.Mary is passive-aggressive.
Tom pasif saldırgan.Tom is passive-aggressive.
Kuş kuyruğunu sallayarak ağaçta oturuyordu.The bird was sitting in the tree wagging its tail.
Çorbamda frenksoğanını severim ama salatamda değil.I like chives in my soup, but not in my salad.
Onlar saldırmak niyetindeler.They intend to attack.
Kaleniz saldırı altında.Your castle is under attack.
Kalen saldırı altında.Your castle is under attack.
Bana saldırma.Don't attack me.
Bana salata tarifini verir misin?Will you give me the recipe for your salad?
Yemek salonu nerede?Where is the dining hall?
On beş bin göçmen Kanal Tüneli'ne saldırdı.Fifteen hundred migrants stormed the Channel Tunnel.
Salondaki döşeme tahtaları gıcırdadı.The floorboards in the hall creaked.
1683 yılında Türkler ikinci kez Viyana'ya saldırdı.In 1683 the Turks attacked Vienna for the second time.
Salisilik asit, bir organik bileşiktir.Salicylic acid is an organic compound.
Salisilat, salisilik asidi ve onun türevlerinden meydana gelir.Salicylates come from salicylic acid and its derivatives.
Uluslararası oteldeki misafirler sık sık kafa sallar ve gülümser.The guests in the international hotel often nod and smile.
Gelecek Pazartesi ve Salı tatildir.Next Monday and Tuesday are holidays.
Tutuklular ne zaman salınacak bilmiyorum.I don't know when the prisoners will be released.
Tom 2013 yılında ikinci derece saldırı suçundan hüküm giydi.Tom was convicted of second-degree assault in 2013.
Tom ölümcül silahla saldırıdan mahkum edildi.Tom was convicted of assault with a deadly weapon.
Tom bu öğleden sonra saat 2.30'da spor salonundaydı.Tom was at the gym at 2:30 this afternoon.
Herkes toplantı salonunda.Everybody's in the auditorium.
O jest saldırgandır.That gesture is offensive.
Haberlerde sahiplerine saldıran evcil hayvanlar hakkında bazı hikayeler vardı.There have been some stories in the news about pets attacking their owners.