Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.Así que terminamos por rodear unas cabañas, ocultarnos hasta la oscuridad.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.Dus ze namen ons mee naar hutten om te schuilen tot het donker werd.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.E così siamo stati portati in queste capanne, e tenuti nascosti fino al calar della notte.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.이 오두막으로 우리는 끌려갔고 어두워 질 때까지 잡혀 있었습니다
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.Nous avons fini par être amenés à part dans ces huttes, cachés jusqu'à la nuit.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.Și astfel am fost luați deoparte în aceste colibe, ascunși până la căderea întunericului.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.So wurden wir schließlich zu diesen Hütten gebracht und bis zum Anbruch der Dunkelheit versteckt.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.Végül bevittek minket ezekbe a kunyhókba, és ott rejtegettek amíg teljesen be nem sötétedett.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.Zostaliśmy więc zabrani do tych oto szałasów i pozostaliśmy w ukryciu aż do zmroku.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.И кончилось тем, что мы свернули в сторону к этим хижинам, где нас прятали до темноты.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.И така завършихме отведени настрани в тези колиби, скрити докато не настъпи мрака.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.וכך נלקחנו הצידה לבקתות האלה והסתתרנו עד רדת החשיכה.
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.وانتهى بنا الأمر إلى هذه الأكواخ مخبئين حتى حلول الظلام
Böylece karanlığa kadar gözden uzakta bu kulübelerde saklanmak zorunda kaldık.暗闇まで隠れることにしました そして全ての装備を捨てて
-Bu iş ilginçleşmeye başladı -Ben paparazzilerden saklanmak için biçilmiş kaftan değilim! -Ne teslimatmış!.זה נהיה מעניין
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Cumva ele au decis sa evolueze in negru ca sa se ascunda de pasari mai usor.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Elles ont donc décidé d'évoluer en phalènes noires pour mieux se camoufler des oiseaux.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Họ tất cả bằng cách nào đó quyết định để phát triển thành bướm đêm đen để ẩn từ các loài chim dễ dàng hơn.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.나방들이 어쩌다가 새들로부터 쉽게 숨기위해서 까맣게 진화하자고 결정했을 지도 모르죠.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Todos elas de alguma forma decidiram evoluir para escuro para esconder-se dos pássaros com mais facilidade.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Tutte loro hanno deciso non so come di evolversi in falene nere, per nascondersi dagli uccelli più facilmente.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Valahogy kitalálták, hogyan evolválódjanak feketévé, hogy elbújjanak a madarak elől.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Všichni se rozhodli zčernat, aby se lépe skryli před ptactvem.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için."W jakiś sposób wszystkie zdecydowały stać się czarne, żeby lepiej chować się przed ptakami".
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Όλα κατά κάποιον τρόπο αποφάσισαν να εξελιχθεί σε μαύρη moths για να αποκρύψει πιο εύκολα από τα πουλιά.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Някак всички решават да се превръщат в черни пеперуди за да се крият по-лесно от пиците.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.Якимось чином вони вирішили стати чорними, аби їм було легше ховатись від птахів.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.הם כולם החליטו איכשהו להפוך לעשים שחורים כדי לחמוק מהציפורים ביתר קלות.
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.لأنها قررت أن تتطور لتصبح فراشات سوداء لكي تختبئ من الطيور بسهولة
Hepsi bir şekilde siyah güvelere evrimleştiler, kuşlardan daha kolay saklanmak için.そんなことは、ここでは起きてないね。
Mağaralar ve gizli bahçeler... ve, suyun altında nefes alabilseydim, saklanmak isteyeceğim yerler gördüm.Groty i tajemnicze ogrody. Miejsca, w których chowałbym się jako dziecko, gdybym umiał oddychać pod wodą.
Mağaralar ve gizli bahçeler... ve, suyun altında nefes alabilseydim, saklanmak isteyeceğim yerler gördüm.작은 동굴들과 비밀정원들 작은 아이가 숨기 좋아할 만한 장소들을 보았죠. 만약 물 아래에서 제가 숨만 쉴 수 있었다면 말이죠.
Mağaralar ve gizli bahçeler... ve, suyun altında nefes alabilseydim, saklanmak isteyeceğim yerler gördüm.là những nơi trốn tìm thật lý tưởng khi tôi còn nhỏ, nếu tôi có thể thở được dưới mặt nước.
Mağaralar ve gizli bahçeler... ve, suyun altında nefes alabilseydim, saklanmak isteyeceğim yerler gördüm.ראיתי תהומות וגנים סודיים ומקומות שהייתי שמח להתחבא בהם כילד, אם רק הייתי יכול לנשום מתחת למים.
Mağaralar ve gizli bahçeler... ve, suyun altında nefes alabilseydim, saklanmak isteyeceğim yerler gördüm.海中で呼吸できたなら 隠れるのにもってこいの場所ばかり そして何より 生き物達
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Aäron deed wat de HERE Mozes had opgedragen en bewaarde het manna naast de ark in de tabernakel.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.A mint parancsolta vala az Úr Mózesnek, eltevé azt Áron a bizonyságtétel ládája elé, hogy megtartassék.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.A protož jakž byl přikázal Hospodin Mojžíšovi, nechal jí Aron před svědectvím, aby tu chována byla.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.A-rôn bèn để bình đó trước sự chứng cớ, hầu cho được lưu truyền y như lời Ðức Giê-hô-va đã phán dặn Môi-se.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Como o Senhor tinha ordenado a Moisés, assim Arão o pôs diante do testemunho, para ser guardado.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Då gjorde man såsom HERREN hade bjudit Mose, och Aron ställde det framför vittnesbördet till att förvaras.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.După porunca dată de Domnul lui Moise, Aaron l'a pus înaintea chivotului mărturiei, ca să fie păstrat.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Ja Aaron asetti sen talteen lain arkin eteen, niinkuin Herra oli Moosekselle käskyn antanut.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Jako przykazał Pan Mojżeszowi, tak postawił je Aaron przed świadectwem na chowanie.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Kakor je bil ukazal GOSPOD Mojzesu, tako jo je Aron položil pred pričevanjem, da bodi shranjena.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.아론이 여호와께서 모세에게 명하신대로 그것을 증거판 앞에 두어 간수하게 하였고
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Og Aron gjorde, som HERREN havde pålagt Moses, og han stillede den foran Vidnesbyrdet for at gemmes.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Preto jako bol prikázal Hospodin Mojžišovi, uložil ju Áron pred svedoctvom, aby tam bola opatrovaná.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Secondo quanto il Signore aveva ordinato a Mosè, Aronne la depose per conservarla davanti alla Testimonianza
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Suivant l`ordre donné par l`Éternel à Moïse, Aaron le déposa devant le témoignage, afin qu`il fût conservé.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Wie der HERR dem Mose geboten hatte, also ließ es Aaron daselbst vor dem Zeugnis, daß es behalten werde.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Y Aarón lo puso delante del Testimonio, para que fuese conservado, como Jehovah había mandado a Moisés
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.Και εθεσεν αυτην ο Ααρων εμπροσθεν του Μαρτυριου, δια να φυλαττηται, καθως προσεταξεν ο Κυριος εις τον Μωυσην.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.И поставил его Аарон пред ковчегом свидетельства для хранения, как повелел Господь Моисею.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.И така, Аарон а положи пред плочите на свидетелството, за да се пази, според както Господ заповяда на Моисея.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.כאשר צוה יהוה אל משה ויניחהו אהרן לפני העדת למשמרת׃
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.كما امر الرب موسى وضعه هرون امام الشهادة للحفظ.
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.耶 和 華 怎 麼 吩 咐 摩 西 、 亞 倫 就 怎 麼 行 、 把 嗎 哪 放 在 法 櫃 前 存 留
RABbin Musaya buyurduğu gibi Harun manı saklanmak üzere Antlaşma Levhalarının önüne koydu.耶和華 怎 麼 吩咐 摩西 、 亞倫 就 怎 麼行 、 把嗎 哪 放在 法櫃 前 存留
-Saklanmak için mükemmel bir yer.-Det är ett perfekt gömställe.