Onu ciddiye alma. Bir şakaydı.Don't take it seriously. It's a joke.
Yarın sabah, onlar Şakira'nın konseri için biletler satıyor.Tomorrow morning, they're selling tickets for the Shakira concert.
Bu makale hem askeri harcamaları azaltmanın sakıncalarını hem de faydalarını analiz eder.This article analyzes both the benefits and the drawbacks of reducing military spending.
O saklanmaya gitti.He's gone into hiding.
Ondan sakınmak en iyisi.It's best to steer clear of him.
Ben sadece sana şaka yapıyordum.I was just joking with you.
Sakin ol! O kadar gergin olma!Take it easy! Don't be so nervous.
Şaka yaptığımı mı düşünüyorsun?Do you think I'm joking?
Mısır'da saklanacağız.We'll hide in Egypt.
Bana senin bir şey sakladığın söylendi.Something tells me that you're hiding something.
Şakayı anlamıyorum.I don't get the joke.
Hiçbir şey söylemeyip sakinliğimi korudum.I kept still and said nothing.
O şimdi emekli, Yves memnun ve sakin bir yaşam için sabırsızlanabilir.Now that he's retired, Yves can look forward to a contented and placid life.
Onlar sakince durdu ve konuşmaları dinledi.They stood calmly and listened to speeches.
Onlar Reagan'ın sakin ve düşünceli göründüğünü söyledi.They said Reagan seemed calm and thoughtful.
Senin yüzünden ben bir sakatım!It's because of you that I'm a cripple!
Onun sakin bir konuşma şekli var.He had a calm way of speaking.
Jefferson sakin kaldı.Jefferson remained calm.
Tabii ki şaka yapıyorum.Of course I'm kidding!
Tabii ki bu bir şaka.Of course it's a joke!
Su sakin ve çok maviydi.The water was calm and very blue.
Ben tenor saksafon çalarım.I play the tenor saxophone.
Kenny Gorelick soprano saksafonu öldürdü.Kenny Gorelick murdered the soprano saxophone.
Lucy'ye büyük ebeveynleri tarafından şaka yapıldı.Lucy was bantered by her grandparents.
O, şaka kaldıramaz.He can't take a joke.
Sakince kapıya yürüyün.Walk calmly to the door.
Sakin bir kış akşamıydı.It was a calm winter evening.
Sen şakalarımı asla anlamıyorsun.You never get my jokes.
O, kapının arkasına saklandı.He hid behind the door.
Herkes sakin olsun lütfen.Please stay calm, everyone.
O vadi sakin bir günde güzeldi.That glen was beautiful on a calm day.
Çabuk, lambayı söndür, karanlıkta saklanmak istiyorum.Quick, turn off the lamp, I want to hide in the darkness.
Eğer sormamın bir sakıncası yoksa, neden dün dışarıya çıkmadın?If you don't mind my asking, why did you go out yesterday?
Jack şimdi sakin.Jack is quiet now.
Sakin olun ve iyi geçinin.Take it easy and get well.
Bunu söylerken şaka mı yapıyorsun ciddi misin?Are you joking or are you serious when you say this?
Favori sakız türün nedir?What's your favorite kind of chewing gum?
Gözde saksafoncun kimdir?Who's your favorite saxophonist?
Kuzu postuna bürünmüş kurttan sakının.Beware the wolf in sheep's clothing.
Mülteciler köprünün altında saklandı.Refugees hid under the bridge.
Size katılmamın bir sakıncası var mı çocuklar?Mind if I join you guys?
Babam çok fazla sake içmez.My father doesn't drink too much sake.
Onların saklanma yerini bulmak için bir haftaya ihtiyacımız var.We need one week to find their hiding place.
Hiç sakızın var mı?Do you have any gum?
Sana olan duygularımı saklayamam.I can't hide my feelings for you.
Her gün Çin yemeği yememin bir sakıncası olduğunu sanmıyorum.I don't think I'd mind eating Chinese food every day.
Benden sakındığını biliyorum.I know you've been avoiding me.
Sakıncası yoksa, valizinizi kontrol edebilir miyiz?If you don't mind, may we inspect your suitcase?
Bu gibi durumlarda sakin kalmak en iyisidir.In situations like these, it's best to remain calm.
Çoğu insan et yemenin bir sakıncası olmadığını düşünüyor.Most people think that it's OK to eat meat.
Alaycı görüşlerini kendine saklamanı rica ediyorum.Please keep your cynical remarks to yourself.
Kocanın sakal bıraktığını görmek ister misin?Would you like to see your husband grow a beard?
Biraz yüksek sesle konuşmanızda bir sakınca var mı?Would you mind speaking a little louder?
Onun sıska bir sakalı bozuk bir bacağı var.He has a scraggly beard and a bum leg.
Geleneksel olarak bir nisanda insanlar birbirlerine şakalar yaparlar.Traditionally on April 1st, people pull pranks on each other.
Onların saklanma yerini bulmak bir hafta sürdü.It took one week to locate their hiding place.
Tom'a sigara içmekten ve içki içmekten sakınması söylendi.Tom was told to abstain from smoking and drinking.
Tom dağlarda saklanıyordu.Tom was hiding in the mountains.
Tom kapının arkasında saklanıyordu.Tom was hiding behind the door.
Tom bir çalının arkasında saklanıyordu.Tom was hiding behind a bush.