O onun dik dik bakışından sakındı.He avoided her gaze.
Son birkaç yıldır yaşadığımız göreceli sakinlik aldatıcıdır.The relative calm that we've experienced in the last few years is deceptive.
Bu sadece zararsız bir eşek şakası anlamına geliyordu.It was only meant as a harmless prank.
Daha fazla sigara içmekten sakınman gerekir.You should refrain from smoking more.
Tom'un arkadaşları Tom'un şakasına güldüler.Tom's friends laughed at Tom's joke.
Harold II İngiltere'nin son Anglo-Sakson kralıydı.Harold II was the last Anglo-Saxon king of England.
Japonya'daki Sakurajima volkanı dünyadaki en aktif volkanlardan biridir.The Sakurajima Volcano in Japan is one of the most active volcanoes in the world.
Bu sadece bir eşek şakası!It is just a prank!
Onlar onu bir sır olarak saklayacağına yemin etti.They swore to keep it a secret.
Tom onu bir sır olarak saklayacağına yemin etti.Tom swore to keep it a secret.
Mary onu bir sır olarak saklayacağına yemin etti.Mary swore to keep it a secret.
Onlar yabancı düşmanlıklarını saklamaya çalıştılar.They tried to hide their xenophobia.
Yeni binanın birçok boş dairesi ve birkaç sakini vardır.The new building has many empty apartments and few residents.
Ben şaka yapıp yapmadığını söyleyemem.I can't tell if you're joking.
Şaka yapıp yapmadığını söyleyemem.I can't tell if you're joking or not.
O ondan sakınıyor gibi görünüyordu.She seemed to be avoiding him.
Mary Tom'a bir sakız önerdi, o onu kabul etti.Mary offered Tom a chewing gum, which he accepted.
Ben buna sakin biçimde bakamıyorum.I can't look at this calmly.
Onlar ham şakalar yaptı.They made crude jokes.
Senin yanında oturmamın bir sakınca var mı?Do you mind if I sit next to you?
Tom bir şey saklıyor. Bunu biliyorum.Tom is hiding something. I know it.
O bir şey saklıyor. Bunu biliyorum!She's hiding something. I know it!
Sakın heyecan yapma.Don't get nervous.
Tom Mary'yi dolapta saklanırken buldu.Tom found Mary hiding in the closet.
Erkek cücelerin uzun sakalları var ve uzun kırmızı bir şapka giyerler.Male gnomes have long beards and wear a tall red hat.
O, sakızı çiğnedi.He bit into the chewing gum.
Çocuklar saklambaç oynuyor.The children are playing hide-and-seek.
Biliyorsun, o onun evinde saklandı.You know, she's holed up in her house.
O sakin, bir karıncayı bile incitemez.She's sedated, she could not hurt a fly.
Işıkları açık bırakmamın bir sakıncası var mı senin için?Do you mind me leaving the lights on?
O, kaza tarafından sakatlandı.He was crippled by the accident.
Sır saklamada çok iyi değilim.I'm not very good at keeping secrets.
Tom sır saklamada çok iyi değildir.Tom isn't very good at keeping secrets.
Tom sır saklamada iyidir.Tom is good at keeping secrets.
Mary'nin nerede saklandığını bilen tek kişi Tom'dur.The only one who knows where Mary is hiding is Tom.
Tom'un şen şakrak bir kişiliği var.Tom has a bubbly personality.
Virginia, bir kadının kocasından gizlisi saklısı olmamalıdır.Virginia, a wife should have no secrets from her husband.
Sevgili Cecil! Senden gizlim saklım yok.Dear Cecil! I have no secrets from you.
Sakıncası yoksa onu alacağım.I'll take it if you don't mind.
Tom verilerinin çoğunu bulutta saklar.Tom stores most of his data in the cloud.
Bu sporda sakatlıklar her gün olur.Accidents happen every day in this sport.
Tom şakalarımı sever.Tom likes my jokes.
Lütfen şaka yaptığını söyle.Please say you're kidding.
Burada yüzmemizin bir sakıncası var mı?Is it OK if we swim here?
Onun bir şeyler saklıyor olduğunu biliyorum.I know he's hiding something.
Onun bir şey sakladığını biliyorum.I know she's hiding something.
Tom parayı nereye sakladığımı biliyor?Tom knows where I hid the money.
"Lisede nasıldın?" "Ben sakindim ama gerçekten kimyada iyiydim."What were you like in high school?" "I was quiet but really good at chemistry."
Daha önce hiç ebeveynlerinden biriyle şaka yaptın mı?Have you ever done a prank on one of your parents before?
O son derece sinirli, asla sakin değil.She's terribly nervous, never calm.
Tom kaza tarafından sakatlandı.Tom was crippled by the accident.
Tom şaşkınlığını saklamaya çalıştı.Tom tried to hide his confusion.
Mary şaşkınlığını saklamaya çalıştı.Mary tried to hide her confusion.
Sözünü sakınmadan konuşursun, değil mi?You don't pull any punches, do you?
Tom ve Mary, ilişkilerini anne ve babalarından sakladılar.Tom and Mary hid their relationship from their parents.
Tom annesinin eteğinin arkasına saklandı.Tom hid behind his mother's skirts.
Anglo-Saksonlar, Keltleri yerlerinden ettiler.The Anglo-Saxons displaced the Celts.
Anglo-Saksonlar Keltleri istila etti.The Anglo-Saxons overran the Celts.
Sakin ol, Tom.Chill out, Tom.
Beklemenin sakıncası var mı?Do you mind waiting?