sakınca ile cümle
sakınca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Onunda gelmesinin bir sakıncası var mı?Do you mind their coming too?
İçmende sakınca yok, ama ölçülü iç.It's all right to drink, but drink in moderation.
Birlikte gelmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I came along?
Gelecek hafta bir tatil yapmamın bir sakıncası var mı?Would it be OK if I took a vacation next week?
Bir fincan kahvenin benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind a cup of coffee.
Bunu yarına bırakmanınızın bir sakıncası var mı?Would you mind leaving it until tomorrow?
Bu makale hem askeri harcamaları azaltmanın sakıncalarını hem de faydalarını analiz eder.This article analyzes both the benefits and the drawbacks of reducing military spending.
Eğer sormamın bir sakıncası yoksa, neden dün dışarıya çıkmadın?If you don't mind my asking, why did you go out yesterday?
Size katılmamın bir sakıncası var mı çocuklar?Mind if I join you guys?
Her gün Çin yemeği yememin bir sakıncası olduğunu sanmıyorum.I don't think I'd mind eating Chinese food every day.
Sakıncası yoksa, valizinizi kontrol edebilir miyiz?If you don't mind, may we inspect your suitcase?
Çoğu insan et yemenin bir sakıncası olmadığını düşünüyor.Most people think that it's OK to eat meat.
Biraz yüksek sesle konuşmanızda bir sakınca var mı?Would you mind speaking a little louder?
Eğer Tom ödevini bitirdikten sonra TV izlerse benim için sakıncası yok.It's OK with me if Tom watches television after he finishes his homework.
Kendime bir fincan kahve doldurmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I poured myself a cup of coffee?
Kendi evinde çıplak olmanın ne sakıncası var?What's wrong with being nude in your own house?
Sütün kalanını içmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I drank the rest of the milk?
Bu pastadan bir parça yememin bir sakıncası var mı?Would you mind if I ate a piece of this pie?
O kitabı alırsan, benim için sakıncası yok.It doesn't bother me if you take that book.
Geç oluyor ve eve yalnız gitmekten hoşlanmıyorum. Sakıncası yoksa gitmek zorundayım.It's getting late and I don't like to go home alone. I have to go if you don't mind.
Sakıncası yoksa telefon numaranı not almak istiyorum.I'd like to take a note of your phone number if you don't mind.
Eğer alkol içersem bir sakıncası var mı?Is it OK if I drink alcohol?
Affedersiniz, buraya oturmamın bir sakıncası var mı?Excuse me, do you mind if I sit here?
Sizi öpmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I kissed you?
Senin için sakıncası yoktur umarım.I hope you don't mind.
Ev ödevimi burada bırakmamın bir sakıncası var mı?Mind if I leave my homework here?
Sakıncası yoksa kalmak istiyorum.I'd like to stay if you don't mind.
Sakıncası yoksa seninle gitmek istiyorum.I'd like to go with you if you don't mind.
Sakıncası yoksa birlikte gelmek istiyorum.I'd like to come along if you don't mind.
Sakıncası yoksa yalnız olmak istiyorum.I'd like to be alone if you don't mind.
Beni beklemenin senin için sakıncası olmadığını düşündüm.I thought you wouldn't mind waiting for me.
Bu defa Costco'ya gitmememizin bir sakıncası var mı?Is it OK if we don't go to Costco this time?
Dışarıdan bir resim çekmenin bir sakıncası yok.It's OK to take a picture from outside.
Kazağımı çıkarmamın bir sakıncası var mı?Do you mind if I take off my sweater?
Tom'la bir saniye yalnız konuşmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I speak to Tom alone for a sec?
Sakıncası yoksa bunu benim için çevirebilir misiniz ?Would you mind translating this for me?
Sakıncası var mı?Do you mind?
Ben sadece senin için bir sakıncası olmayacağını sandım.I just assumed you wouldn't mind.
Biraz daha çay içmemin bir sakıncası var mı?Would it be OK if I drank a little more tea?
Tom'a bize katılmasını rica ettim. Umarım senin için sakıncası yoktur.I've asked Tom to join us. I hope you don't mind.
Yalnızca seni gerçekten öpmek istiyorum. Sakıncası var mı?I just really want to kiss you. Would you mind?
Seni öpmemin sakıncası var mı?Is it OK if I kiss you?
Bana bir imza vermenizin bir sakıncası olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if you'd mind giving me an autograph.
Bacaklarımı biraz uzatmamın benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind stretching my legs a little.
Birkaç soruyu cevaplamamın benim için sakıncası yok.I wouldn't mind answering a few questions.
Şimdi bir süre durmamın benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind stopping for a while now.
Başka bir yere gitmemin benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind going someplace else.
Erken gitmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I left early?
Eğer sakıncası yoksa onu yapacağım.I'll do it if you don't mind.
Gitmemizin sakıncası var mı?Would you mind if we left?
Sizin için bir sakıncası yoksa.If you don't mind.
Eğer burada kalırsak Tom için bir sakıncası olmaz.Tom won't mind if we stay here.
Bir yürüyüşe çıkmamın sakıncası var mı?Is it okay if I go for a walk?
Sormamda bir sakınca yoksa, sorunun neydi?If you don't mind telling me, what was your problem?
Mutfakta yemenin bir sakıncası var mı?Do you mind eating in the kitchen?
Sakıncası yoksa yüzmeye gittiğimde eşyalarıma bakar mısın?Would you mind watching my things while I go for a swim?
Gelecek sefer yürüyüşe giderken seninle beraber gelmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I tag along with you next time you go for a walk?
Bunu denememin bir sakıncası var mı?Do you mind if I try this on?
Sakıncası yok, değil mi?" "Elbette yok.""You don't mind, do you?" "Of course I don't."
Birkaç gün senin köy evinde kalacağım, sanırım senin için bir sakıncası yok.I'm going to stay at your countryhouse for a couple of days, and I think you don't mind.