Biraz erken gitmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I left a little early?
Biraz beklemenizin sakıncası var mı?Would you mind waiting a moment?
Sakin kal ve elinden geleni yap.Stay calm, and do your best.
Sakin olmak için gözlerimi kapattım.I closed my eyes to calm down.
Sakin bir ülkede yaşamak istiyorum.I would like to live in the quiet country.
Sakin bir geceydi.It was a quiet night.
Sakin ol ve beni dinle.Be quiet and listen to me.
Keşke sakin olsan.I wish you would be quiet.
Niçin sakin olmuyorsun?Why don't you be quiet?
Barış birlikleri sakinliği geri getirmek için taşındı.Peace-keeping troops moved in to restore calm after the battle.
Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.My grandfather wants to live quietly for the rest of his life.
Pencereyi açmamın bir sakıncası var mı?Would you mind my opening the window?
Pencereyi kapatmamın bir sakıncası var mı? Biraz üşüyorum.Would you mind if I shut the window? I have a slight cold.
Emeklilikten sonra ülkede sakin bir hayat yaşamak istiyorum.I'd like to live a quiet life in the country after retirement.
O, büyük tehlike karşısında sakindi.He was calm in the face of great danger.
Çocuklar sakindi.The boys were quiet.
Yabancı köpeklerden sakınmalısın.You must beware of strange dogs.
En sakin bir insan bile bir noktada sinirlenir.Even a worm will turn.
Deprem kent sakinlerini korkuttu.The townsfolk were frightened by the earthquake.
Para tahvil piyasaları diğerlerine nazaran sakin.Currency and bond markets are relatively calm.
Ülkedeki yaşam her zaman sakin değildir.Life in the country is not always tranquil.
Sakin ol!Cool off!
Size katılmamın bir sakıncası var mı?You mind if I join you?
İki kız kardeş çok sakince yaşadılar.The two sisters lived very quietly.
Pazar geç saate kadar uyumanda bir sakınca yok.There is no harm in you sleeping late on Sunday.
Dalgalar sakinleşiyor.The waves are subsiding.
Titreyen elleri onun sakin davranışını yalanladı.His trembling hands belied his calm attitude.
Yeni bir şey denemeyecek kadar sakıngan.He is too cautious to try anything new.
O, her zaman sakindir.He is always cool.
O, bu kasabanın sakinleri tarafından bir yetkili seçildi.He was elected an official by the inhabitants of this town.
Böyle bir tehlike karşısında sakin kaldı.He remained calm in the face of such danger.
Bizden sakınıyor gibi görünüyor.He seems to be wary of us.
O, krizlerde sakindi.He was cool in the crisis.
Tehlike olduğunda bile sakin kaldı.He remained calm even in the presence of danger.
O, sakin bir hayat yaşadığı memleketinden ayrıldı.He retired to his hometown, where he lived a quiet life.
O çok sakin kaldı.He kept quite calm.
O, sakin bir adamdı.He used to be a quiet man.
Sakin gözüküyordu, ama aslında çok gergindi.He looked calm, but actually he was very nervous.
Onunda gelmesinin bir sakıncası var mı?Do you mind their coming too?
Onu sakinleştirin, olur mu?Quiet him down, will you?
O şimdi sakin; ağlamayı durdurdu.She is calm now; she has stopped crying.
Şimdilik sakinleşiyor.She is being quiet for the moment.
O benden sakınır.She avoids me.
O, sakin müziği tercih ediyor.She prefers quiet music.
O haberi sakin bir şekilde aldı.She took the news calmly.
O, kırsalda sakin bir hayat yaşadı.She lived a quiet life in the country.
Koltuğa otur ve bir süre sakinleş.Take a seat in the armchair and calm down a while.
Rüzgar sakinleştiThe wind has calmed down.
Rüzgar akşam sakinleşti.The wind calmed down in the evening.
Anne ağlayan bebeğini sakinleştiriyordu.The mother was quieting her crying baby.
Sakin olmalısın.You should take it easy.
Sakin olur musun, arkadaş?Would you relax, man?
Sakin ol ve başında başla.Calm down and begin at the beginning.
Biz sakin olmalıyız.We must keep calm.
Sakin ol. Mümkün olan en kısa sürede uğrayacağım.Calm down. I'll come over as soon as possible.
Fırtınadan sonra, hava sakindi.After the storm, it was calm.
Fırtınadan sonra, deniz sakindi.After the storm, the sea was calm.
Fırtına sakinleşti gibi görünüyor.It appears the storm has calmed down.
O sakinleşti.It has cooled off.
İçmende sakınca yok, ama ölçülü iç.It's all right to drink, but drink in moderation.