Rüzgar sakinleşti.The wind calmed down.
Nara, sakin ve güzel bir şehir.Nara is a quiet and beautiful city.
Daha sakin hareket etmelisin.You should act more calmly.
Kanazawa sakin bir şehirdir.Kanazawa is a quiet city.
Lütfen izinsiz konuşmaktan sakının.Please refrain from speaking without permission.
Stadyum oldukça sakindi.The stadium was quite still.
Taklitlerinden sakının.Beware of imitations.
dene ve sakinleşTry and calm down.
Sakin ol.Take it easy!
Sakin olun. Ben fırsatların sizin lehinize olduğunu size temin ederim.Take it easy. I can assure you that chances are in your favor.
Sakin olun. Ben her şeyin güzel olacağına sizi temin edebilirim.Take it easy. I can assure you that everything will turn out fine.
Sakin olun.Take it easy.
Sakin olalım.Let's take it easy.
O, tehlike karşısında sakin kalır.He remains calm in the face of danger.
Bir kriz anında sakin kalmak ve kontrolü kaybetmemek gereklidir.It is essential to keep calm in a time of crisis and avoid going haywire.
Borsa bugün şaşırtıcı biçimde sakindi.The stock market was surprisingly quiet today.
Denizi düşündüğümde, sakin hissediyorum.When I contemplate the sea, I feel calm.
Okyanus sakindi.The ocean was calm.
Deniz sakin ve yumuşak görünüyor.The sea looks calm and smooth.
Deniz sakinlikten uzak.The sea is far from calm.
Biz sakin duramayız ve insanların açlıktan ölmesini izleyemeyiz.We cannot stand quiet and watch people starve.
Ne olursa olsun, sakin olun.Whatever happens, keep calm.
Ne olursa olsun, sakin kalmak zorundasın.Whatever happens, you have to stay calm.
Müzik onun sinirlerini sakinleştirdi.Music has settled her nerves.
Aşırı sigara içmekten sakının.Avoid smoking excessively.
Benim açımdan bir sakınca yoktur.There is no objection on my part.
Radyoyu açmamın bir sakıncası var mı?Do you mind my turning on the radio?
Sakıncası yoksa birazdan buraya gelin.Please come here soon if you don't mind.
Sakıncası yoksa, bu kitapları masamın üstüne koyun.Lay these books on my desk, if you don't mind.
Eğer sakıncası yoksa bir süre yalnız bırakılmak istiyorum.I'd like to be left alone for a while, if you don't mind.
Hava sonunda sakinleşti.The weather has settled at last.
Sadece sakin ol.Just take it easy.
Bir fincan daha kahve içmemin bir sakıncası var mı?Would you mind my drinking another cup of coffee?
Lütfen sakin ol.Please keep yourselves calm.
Misato sakin olmaya çalıştı ama sonunda öfkesine yenik düştü.Misato tried to be calm, but finally she lost her temper.
Mike her zaman sakin kalır.Mike always stays cool.
Sesi azaltmanızın sakıncası var mı?Would you mind turning down the volume?
Nasıl bu kadar sakin olabilirsin?How can you be so calm?
Televizyonu açmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I turned the TV on?
Birkaç dakika beklemenizin bir sakıncası var mı?Would you mind waiting a few minutes?
Sakin ol, genç adam.Hold your horses, young man.
Bir an için sakin olun.Be quiet for a moment.
Kanalı değiştirmemin bir sakıncası var mı?Do you mind if I change the channel?
Sigara içmemin sakıncası var mı?Do you mind my smoking?
Sigara içmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I smoke?
Sigara içmemin sizce bir sakıncası var mı?Would you mind if I smoked?
Ne olursa olsun, sakin olmalısın.Whatever happens, you must keep calm.
Ne olursa olsun, sakin kalmalısın.Whatever happens, you must keep calm.
Gece çok sakindi.The night was very still.
Adanın sakinleri cana yakındır.The inhabitants of the island are friendly.
Şehrin sakinleri içme suyu için nehre bağlıdır.The inhabitants of the city depend upon the river for drinking water.
Gazeteci acil bir durumda bile sakindi.The journalist was calm even in an emergency.
Affedersiniz, sakıncası yoksa bunu yineleyebilir misiniz?Excuse me, would you mind repeating that?
Derhal başlamanın bir sakıncası yok.You may as well start at once.
Derhal başlamamda bir sakınca yok.I may as well start at once.
Evi derhal terketmenin bir sakıncası yok.You may as well leave home at once.
Jim bizi beklemesinin bir sakıncası olmayacağını söyledi.Jim said that he wouldn't mind waiting for us.
Biraz sonra çocuklar sakinleşti.After a while, the children settled down.
Burada bir süre kalmamın sizin için bir sakıncası var mı?Would you mind my staying here for some time?
Tek başınıza gitmenizin bir sakıncası var mı?Would it inconvenience you to go yourself?