Ana içeriğe geç
Sözlük

sahipsiz ile cümle

sahipsiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
52
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün sahipsiz mal yarın gün ortasında atılacak.All unclaimed property will be disposed of at midday tomorrow.
Dan işini sahipsiz bırakmak istemedi.Dan didn't want to leave his business unattended.
Japonya'da kapı önlerine sahipsiz kargo bırakmak nispeten güvenlidir.Leaving unattended packages in front of the door is relatively safe in Japan.
Bessie onu sahipsiz bir biçimde sokakta bulmuştur.Vosburg made it inside safely.
90°W den 150°W kadar olan (2.100.000 km²) alan ise şu anda sahipsiz bölgedir.The area from 90°W to 150°W (2,100,000 km2 or 810,000 sq mi) is currently unclaimed territory.
Kale sahipsiz kalmıştı.The cottage was not affected.
Fakat kauçuk üretmek için sahipsiz pek az orman alanı kalmıştır.There was very little timber left to manage.
"Yağlı güreşimiz sahipsiz kalmış"."Wasteful Racing fail to win".
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.And lets not forget that Ayahuasca is not alone.
Taçi: Kosova, bağımsız ve egemen bir devlet. Bu topraklar sahipsiz değil.Thaci: Kosovo is an independent and sovereign state and it is not nobody's land.
Sim'ler zaman zaman sahipsiz köpeklerle karşılaşır.Sims will occasionally encounter stray dogs.
Bu, bölgenin hiç hükümeti olmadığı veya sahipsiz bir bölge olduğu anlamına gelmez.This does not mean that the territory has no government at all or that it is an unclaimed territory.
Bessie onu sahipsiz bir biçimde sokakta bulmuştur.Bruce Welch fand ihn leblos in seinem Haus.
Kale sahipsiz kalmıştı.Унаследовал усадьбу Осташёво.
"'Min Dît' ve sahipsizlik".«Евгений Дога — знакомый и неизвестный».
Sahipsiz hak olmaz, her hakkın bir sahibi vardır.Bij allen dezelfde angst, want voor God is niemand rechtvaardig.
1990'da kemer sahipsizdi.In 1990 hield de band op te bestaan.
Kale sahipsiz kalmıştı.De villa bleef bewaard.
1990'da kemer sahipsizdi.1990 r. istniał dach.
Kazanmak için rakip takımlar sahipsiz avustralyum çantasını alıp bir rokete yerleştirmelidir.Gracze muszą zdobyć teczkę z tzw. Australium a potem przenieść ją do rakiety.
Kale sahipsiz kalmıştı.Sam zamek pozostał niezdobyty.
Bu sahipsiz mezara Madur Dağı'na çıkan herkes durup dua eder.Кожен хто проходить повз цю могилу не може не поклонитися.
Gri renkliler ise henüz sahipsizdir.Acel pătrat roșu nu mai există.
Kale sahipsiz kalmıştı.Linnake jäi ja pysyi Ankanpään omistuksessa.
Gri renkliler ise henüz sahipsizdir.Οι κόκκοι γύρης είναι ελλειψοειδείς.
Kale sahipsiz kalmıştı.Το υπόλοιπο κάστρο ήταν πυκνοκατοικημένο.
Çünkü yurt işgalde, yer gitti, din sahipsiz, durum iç açıcı değildi.Có tình yêu,có nhà, dường như Thẩm Tư Như không thiếu thứ gì.
Kale sahipsiz kalmıştı.Cung điện đã không tồn tại.
Sahipsiz hak olmaz, her hakkın bir sahibi vardır.人類全てに優劣はない。
Çoğu köyler virane, ıssız, sahipsizdi.그들의 대부분은 집이 없었으며 가난하고 문맹자들이었다.
Gri renkliler ise henüz sahipsizdir.Ruda apykaklė ne ištisinė.
Kale sahipsiz kalmıştı.Lossi interjöör ei ole säilinud.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.De traditionele geneeskunde is een schatkist aan rijkdom.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.자, 이 부문에서는, 제 말은, 이 부문이 보물 단지 같은 부를 가지고 있습니다.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Olyan terület ez -- úgy értem, hogy a gazdagság kincsesbányája lehet a hagyományos orvoslás területe.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Tu także tkwi skarbnica bogactwa, właśnie w obszarze tradycyjnej medycyny.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Vamos, esta es un área - quiero decir, que hay un rico tesoro en el área de la medicina tradicional.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Κι αυτός ο τομέας -η παραδοσιακή ιατρική- είναι πραγματικό χρυσωρυχείο.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Сега това е място -- искам да кажа, че има цял куп богатство в областта на традиционната медицина.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.Традиционная медицина — это та область, в которой зарыт драгоценный клад.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.וזה תחום- יש פה אוצר בלום של הון בתחום של הרפואה המסורתית.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.إن في هذا المجال -- يعني هنالك كنوز من الاكتشافات الغنية في مجال الطب التقليدي.
Şimdi, bu öyle bir alan ki - yani, geleneksel tıp alanında... ...sahipsiz hazine var.伝統薬の領域にです この領域にアフリカ人を集結させ
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.Ayahuasca ist nicht allein.
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.Et n'oublions pas que l'Ayahuasca n'est pas seul.
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.Nezapomínejme ale, že ayahuasca na to není sama.
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.Nie zapominajmy też, że Ayahuasca nie jest jedyna.
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.Să nu uităm că Ayahuasca nu e singură.
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.Y no olvidemos que Ayahuasca no está sola.
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.И давайте не забывать, что Айяуаска не одинока.
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.Та не будемо забувати, що Аяваска не єдина.
Şunu unutmayalım ki, Ayahuasca sahipsiz değildir.ובואו לא נשכח שאיאווסקה אינה לבד
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod