Epey büyük bir hasta grubuna sahiplermiş. Onları iki gruba ayırmışlar.Те имали много пациенти.
Epey büyük bir hasta grubuna sahiplermiş.У них было много пациентов.
Epey büyük bir hasta grubuna sahiplermiş.הייתה להם אוכלוסיית חולים גדולה.
Epey büyük bir hasta grubuna sahiplermiş.وكان لديهم كمية كبيرة من المرضى
Epey büyük bir hasta grubuna sahiplermiş.佢哋當時有好多病人。
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Au o modestie epistemologică.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Episztemológiai szerénységük van.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Eίναι επιστημολογικά μετριόφρονες.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Hanno una modestia epistemologica.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Họ có tính khiêm tốn nhận thức luận.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Ils ont une modestie épistémologique.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.그들은 인신적인 겸손을 가지고 있습니다.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Mają tą epistemologiczną skromność.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Mají tzv. epistemologickou skromnost.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Majú epistemologickú skromnosť.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Mereka punya kerendahan hati epistemologis (berdasarkan pengetahuan)
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Sie besitzen epistemologische Bescheidenheit.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Têm modéstia epistemológica.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Tienen modestia epistemológica.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Ze hebben epistemologische bescheidenheid.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.Те имат епистемологична скромност.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.У них епістемологічна скромність.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.У них есть эпистемологическая скромность.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.יש להם צניעות אפיסטמולוגית.
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.لديهم اعتدال معرفي
Epistemolojik alçakgönüllüğe sahipler.不確かなことに直面しても柔軟に対応します
Eskiden tamamına sahipken, şimdi %5'e sahipler, ve azınlığa düştüler.Jejich 100% vlastnictví bylo rozředěno na vlastnictví méně než 5% společnosti.
Eskiden tamamına sahipken, şimdi %5'e sahipler, ve azınlığa düştüler.会社の5%になるまで希釈してしまいました。 そして、これは公平な状況かもしれません。
Etkileyici bir güzelliğe sahipler. Sen de beğenirsin.Tu verras l'un des meilleurs peintres de l'art traditionnel japonais.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Au o infrastructură proprie şi o viaţă urbană dinamică
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.De har egen infrastruktur och ett pulserande stadsliv.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.De har hjemmebrygget infrastruktur og et pulserende byliv.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Helyi infrastruktúrát hoznak létre és élénk városi életet.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Họ sống một cuộc sống đô thị sôi động, trong cơ sở hạ tầng tự phát.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Ils ont forgé chez eux une infrastructure et une vie urbaines trépidantes.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Imajo domačo infrastrukturo in živahno mestno življenje.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Le loro infrastrutture sono fatte in casa e la loro vita sociale é vivace.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Mają zbudowaną własnym sumptem infrastukturę i ekscytujące miejskie życie.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Mají doma vyrobenou infrastrukturu a městský život plný energie.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Majú doma vyrobenú infraštruktúru a mestský život plný energie.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Mereka memiliki pengalaman kehidupan di desa dan kota.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Sie haben eine hausgemachte Infrastruktur und ein vibrierendes Stadtleben.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Têm infraestruturas caseiras e uma vida urbana vibrante.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Tienen infraestructura hecha en casa y una vida urbana vibrante.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Ze hebben een huisgemaakte infrastructuur, en een bruisend stadsleven.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Έχουν αναπτύξει ανεξάρτητη υποδομή και έχουν έντονη αστική ζωή.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Те имат домашно приготвена инфраструктура и динамичен градски живот.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Тут - доморощенная инфраструктура и бурная городская жизнь.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.Тут - примітивна інфраструктура і бурхливе міське життя.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.יש להם תשתית תוצרת בית וחיי עיר תוססים.
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.لديهم بنية تحتية مصنعة منزليا وحياة حضرية حيوية
Ev görünümünde iç yapıya ve canlı kent yaşamına sahipler.インドのGDPの六分の一はムンバイで作り出されています
Ev sahiplerine, Mercedes-Benz kullanacak kadar parası olan adam anlamına gelen Wabenzi diyorlardı.乗るだけの金があるやつ という意味なんです ヒラリーの作った夕食が 食卓に並ぶ頃には
Ev sahiplerine, Mercedes-Benz kullanacak kadar parası olan adam anlamına gelen Wabenzi diyorlardı.A főbérlőjüket Wabenzinek nevezték, ami azt jelenti, hogy elég pénze van Mercedes-Benzt vezetni.
Ev sahiplerine, Mercedes-Benz kullanacak kadar parası olan adam anlamına gelen Wabenzi diyorlardı.Họ gọi chủ đất là một Wabenzi, nghĩa là ông ta là người có đủ tiền để lái Mercedes-Benz.
Ev sahiplerine, Mercedes-Benz kullanacak kadar parası olan adam anlamına gelen Wabenzi diyorlardı.여기서는 집주인을 와벤지라고 칭하는데, 메르세데스 벤츠를 몰 정도의 재력있는 사람을 뜻합니다.
Ev sahiplerine, Mercedes-Benz kullanacak kadar parası olan adam anlamına gelen Wabenzi diyorlardı.O właścicielu mówili "wabenzi" - był tak bogaty, że mógł jeździć Mercedesem-Benzem.
Ev sahiplerine, Mercedes-Benz kullanacak kadar parası olan adam anlamına gelen Wabenzi diyorlardı.Наричаха ландлорда си уабензи, което значеше, че той е човек с достатъчно пари, за да кара Мерцедес-Бенц.
Ev sahiplerine, Mercedes-Benz kullanacak kadar parası olan adam anlamına gelen Wabenzi diyorlardı.הם קוראים לבעל הבית וובנזי, שזה אומר אדם שיש לו מספיק כסף לנהוג במרסדס.
Ev sahiplerine, Mercedes-Benz kullanacak kadar parası olan adam anlamına gelen Wabenzi diyorlardı.ويسمون الملاك بـ وابينزي، يعني أنه شخص عنده ما يكفي من المال لقيادة سيارة مرسيديس بنز.