Ana içeriğe geç
Sözlük

saf ile cümle

saf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Akşam ve şafakta ise bütün birimler eşit mücadele eder.Tussen zonsondergang en zonsopgang moesten alle ramen verduisterd worden.
Bu büyük muharebede ortanca oğlu Frerin Azog'un safları tarafından öldürüldü.Frerins grootvader Thrór was gedood door de ork Azog.
Safari'deki kararlılığı ve güvenliği geliştirilmesi.Verbeteringen aan de Agenda-applicatie en Safari.
Hayvancılığın gerilemesi had safhadadır.Ook of het dier krachtig loopt is van belang.
ISO 3632 standardı safran ile ilgilidir.Het is een subset van de ISO 3166-2 tabel, die specifiek betrekking heeft op Saint-Barthélemy.
Daha sonra, kendi safına yeniden katılmayı becerir.Daarna vervoegt hij zich opnieuw bij zijn regiment.
Bu nedenle, analogu olmayan suyun en etkili saflaştırmasıdır.De sterkste zuren zijn daarom bekend uit niet waterige systemen.
Çocuklar saf varlıklar olarak kabul edildikleri için kurban seçilirlerdi.Slaven werd door families als gewoon bezit gehouden.
Her safhanın sonunda bir doküman oluşturulur.Aan het einde van elke fase wordt een eindrapport opgesteld.
Tercihen saf su kullanılmalıdır.Er moet gewoon water worden gebruikt.
Safhalar arası geri dönüş mümkün değildir.Verder terugreizen is niet mogelijk.
Hemen Saffuriye üzerine yürüyüşe geçtiler.Ze begeven zich al snel op het roverspad.
Marshall gruptaki en saf kişidir.Rob is de rustigste van de groep.
Şafak Vakti'nde yedi kurt daha yer almıştır.Eerder sierden zeven molens het dorpje.
Hava iyice karardıktan sonra ortaya çıkarlar, şafağa kadar aktiftirler.Finist verschijnt en samen praten ze tot zonsopgang.
Bodhisattva Sila Sutra der ki, "Zihnimizin özü aslında saftır."Borsato: "De spanning op hun gezichten is echt.
Şafak vakti, deprem sona ermişti.Tegen het middaguur was de slag voorbij.
Sami'nin aksine saftır.Max is extreem bezitterig ten opzichte van Sam.
Bu tarihten sonra Viterbo devamlı Guelfolar safında olmuştur.Vanaf toen zag Vittorio overal het aangezicht van het fascisme.
Qing kelimesinin anlamı "saf, temiz" olmaktadır.Met glat wordt ook: helder bedoeld.
Safranbolu evleri beyaz renklidir ve bu evler birbirinin önlerini kapatmazlar.Lunchroom Sugarless Deze BN'ers gaan tegen elkaar vechten.
Son derece saf, fakat çok güçlüdür.Is niet erg slim, maar wel enorm sterk.
Chieh-she-shuai şafak vaktinin gelmesinden endişe etti.Chiang Kai-shek maakte gebruik van de Lange Mars.
Ben de Risale- i Nur’u ve Âyet-ül-Kübra adlı risaleyi şafaatçı kılıp; ‘Ya Rabbi kurtar!’ dedim.Vervolgens viel Johannes voor Hem op zijn voeten neer en sprak: "Ik smeek U, Heer, doop mij".
CIA verilerine göre İspanya'nın Gayri safi millî hasılası 1.362 trilyon dolardır.De confessionele zender Radio Maria heeft 1.836.000 luisteraars per dag.
Ona göre bilgece olan şey saf ateştir.Het enige waar zij bang voor zijn is vuur.
Safran yetiştiriciliğinin tarihi 3.000 yıl öncesine kadar uzanır.Cucumis sativus wordt al meer dan 3000 jaar gekweekt.
Şafak ve günbatımında en aktiftir.Alle acties vinden plaats tussen zonsopgang en zonsondergang.
Böylece Şafiî mezhebi doğdu.Daarmee was het soeploodsoproer geboren.
Bu bölgeler de kısa sürede Safevi hakimiyetine girmiştir.Deze opties kwamen te laat voor de Huia.
Nuredddin Zengi Hareketi, Temmuz 2012'de başlayan Halep çatışmalarının ilk safhalarından beri yerini almıştır.Zijn knieblessure was de eerste blessure die hij opliep bij de Catalanen sinds zijn komst in juli 2014.
Safranal, Safran (Crocus sativus) çiçeklerinden elde edilen safranda bulunan bir organik bileşiktir.Saffraan is een specerij die gewonnen wordt uit de saffraankrokus (Crocus sativus).
Bu safhada, semptomlara sahip kişilerin %50-80’inde kızarıklıklar görülür.In deze fase krijgt 50–80% van de mensen met symptomen huiduitslag.
I. Dünya Savaşında Fransa saflarında savaşa katıldı ve ciddi biçimde yaralandı.Tijdens de Eerste Wereldoorlog, diende hij in het Franse leger en liep toen zware verwondingen op.
Artık Erdebil Safevîye Şeyhliği'nin yerini Safevî Şahlığı alıyordu.Toen stond het in Zoetermeer en stelde het de woning voor van de aardworm Aart (Aart's Paradijs).
Kurak bir ülkeden yağışlı Avrupa'ya su ihraç etmek saf çılgınlık.Water van een droog land naar het natte Europa exporteren is pure onzin.
İki dağ arasına kurulmuştur.(Safrantı Dağı-Çal Dağı)Mahalleden İleri devam eden bir yol yoktur.W góry prowadzą jedynie dwie drogi, z których żadna nie przekracza ich w poprzek.
QED'deki Landau kutbunun problemi saf akademik bir ilgi olmasıdır.Problem bieguna Landaua w QED ma znaczenie czysto akademickie.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.Aby przetrwać, muszą doczekać świtu.
Bir yıl sonra Worthington'un yerine klavyeci Roddy Bottum gelmiş ve Mike Morris safdışı bırakılmıştır.Po roku Worthingtona zastąpił klawiszowiec Roddy Bottum, a Mike Morris został wyrzucony.
Sıklıkla türbin ve kompresör tek bir şaft vasıtasıyla mekanik olarak bağlanır.Często turbina i sprężarka są mechanicznie sprzężone ze sobą pojedynczym wałem.
Fransızlar, saldırılarına şafakta başladı.Niemcy uderzą o świcie.
Fustat'ta el-Mukattam dağının eteğinde bulunan İmam-ı Şafii hatiresine gömülmüştür.Widnieje na niej rogacizna (koniec strzały) zwrócona grotem ku górze, zawieszona na części złotego dzwonu.
Peyami Safa, Yazar.Mareczku, podaj mi pióro! (tyt. oryg.
Bunu daha sonra saf gümüş ile yapılan paralar izledi.Później monety zaczęto wytwarzać z czystego srebra.
L'Aube Nouvelle (Türkçe:Yeni günün şafağı), Afrika ülkesi Benin'in ulusal marşıdır.L'Aube Nouvelle (Świt nowego dnia) to hymn państwowy Beninu.
İnsanların saf olmasından hiç hoşlanmaz.Nie lubi czystości.
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.Rankiem zaskoczony Doria zauważył płynących w jego kierunku Turków.
Tereyağlı kedi paradoksu Paradoks Etik Safsata BulmacaParadoks kłamcy paradoks sofizmat
Ayrıca Kızıl Ordu saflarında görev yapan kadınlar özel olarak hedef seçildi.Szczególnym celem były kobiety służące w szeregach Armii Czerwonej.
L-İzolösin ilk olarak 1904'te Felix Ehlrich tarafından şekeri alınmış Melas'dan saflaştırılmıştır. ^L-Izoleucyna po raz pierwszy została wyodrębniona w 1904 przez Feliksa Ehrlicha z odcukrzonej melasy.
Saf metal haldeyken yumuşaktır ve jilet ile kolayca kesilebilir.Lit metaliczny jest tak miękki, że można go ciąć nożem.
Sabah erkenden şafak vakti ufukta bir kara bulut belirdi.Wcześnie rano pole przyszłej bitwy zaścielała mgła.
Hayatımın ve sanatımın saflığını koruyacağım.O uzdrowicielskiej mocy natury i sztuki.
Dido'nun üçüncü albümü Safe Trip Home, Kasım 2008'de yayımlandı.Trzeci album studyjny, Safe Trip Home, został wydany 17 listopada 2008 roku.
Altın Şafak Partisi.Złoty Świt.
Kontluk merkezi Safford'dır.Stolicą jest Safford.
Saf ve basit.”"Mocno i szczerze").
Moshe Safdie ve Robert Venturi ünlü öğrencileridir.Jego najbardziej znani uczniowie to Moshe Safdie oraz Robert Venturi.
Safura Alizade'nin babası profesyonel bir ressam, annesi ise piyanist ve moda tasarımcısıdır.Ojciec Safury jest zawodowym malarzem, a matka – pianistką i projektantką mody.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod