sade ile cümle
sade kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O onu sadece hatırım için yaptı.He did it only for my sake.
Bazı kızlar sadece asla öğrenmez.Some girls just never learn.
Sadece aptalca şeyler söyledi.He said only stupid things.
Sadece bir ya da iki bira içeceğim.I'll just have one or two beers.
O sadece kovadaki bir damladır.It is just a drop in the bucket.
Sadece bana söyledi.She just told me.
Ben sadece hayatta kalmaya çalışıyorum.I'm just trying to survive.
Ben sadece geçinmeye çalışıyorum.I'm just trying to get by.
Sadece mızmızlanma, bir şey yap.Don't just whine, do something!
Sadece güçlü olan, hata yapmaya güç yetirebilir.Only the strong can afford to be wrong.
Onlar sadece şu anda yemek yiyorlar.They are eating just now.
Sadece bir şey yapmayanlar hata yapmazlar.Only those who do nothing don’t make mistakes.
Bu sadece bir deyim.It's just an expression.
Bana sadece bir dakika yardım et.Help me for just a minute.
Okulda su çiçeği ile ilgili sadece bir vaka vardı.There was only one case of chicken pox at the school.
Sadece iki dolarımız var.We have only two dollars.
Bizde sadece iki dolar var.We have only two dollars.
O sadece yanlış.That's just false.
Dün sadece ellerimle büyük bir balık yakaladım.I caught a big fish yesterday with my bare hands.
Ben sadece şahsi eşyalarımı getiriyorum.I'm only bringing personal items.
Ben sadece iki valiz getiriyorum.I'm only bringing two suitcases.
Ben sadece bu alışveriş çantasını getiriyorum.I'm only bringing this shopping bag.
Neden bunu sadece satmak istemedin?Why didn't you just sell it?
Zengin olmak istemiyorum. Sadece fakir olmak istemiyorum.I don't want to be rich. I just don't want to be poor.
O sadece geçici.It's only temporary.
Sadece onun dikkatini çekmeye çalıştım.I just wanted to get her attention.
İnsanlar sadece elbise giyen hayvanlardır.Humans are the only animals that wear clothes.
Sadece normal olmak istiyorum.I just want to be normal.
Ben sadece onun nasıl olduğunu görmek istedim.I just wanted to see what it was like.
Yaşamak için sadece altı ayım var.I only have six months to live.
Sadece el ele tutuşuyorduk.We were just holding hands.
Sadece yasadışı değil, aynı zamanda tehlikeli.It's not just illegal, it's also dangerous.
Bu sadece para hakkında değil.It's not just about the money.
Ben sadece anlamıyorum.I just don't get it.
Sadece bir içki alacağım.I'll just have one drink.
O sadece kendisini umursar.He just cares about himself.
O sadece kendini düşünür.He only thinks about himself.
O sadece bana mesaj attı.He just texted me.
Bu sadece biraz kararlılık gerektirir.It requires just a little determination.
Sadece sana söyleneni yap.Just do what you're told.
Sadece yalnız gideceğim.I'll just go alone.
Sadece bizi yalnız bırak.Just leave us alone.
Sadece yalnız olmam gerekiyor.I just need to be alone.
Sadece yalnız kalmak istiyorum.I just want to be alone.
Sadece beni yalnız bırak, tamam mı?Just leave me alone, OK?
Sadece bizi yalnız bırak, lütfen.Just leave us alone, please.
Sadece Tom'un yalnız olduğunu umalım.Let's just hope Tom is alone.
Sadece beni yalnız bırakamaz mısın?Can't you just leave me alone?
Sen sadece beni yalnız bırakır mısın?Would you just leave me alone?
Sadece bunu tek başına yapmayı deneme.Just don't try to do this alone.
Sadece Tom'a beni yalnız bırakmasını söyle.Just tell Tom to leave me alone.
Tom sadece yalnız bırakılmak istiyor.Tom just wants to be left alone.
Tom'u sadece yalnız bırakmalısın.You need to just leave Tom alone.
Sadece hemen yalnız olmak istiyorum.I just want to be alone right now.
Belki ben sadece biraz zamana ihtiyaç duyuyorum yalnız.Maybe I just need some time alone.
Neden sadece beni yalnız bırakmıyorsun?Why don't you just leave me alone?
Sanırım Tom sadece yalnız olmak istiyor.I think Tom just wants to be alone.
Belki Tom sadece bizi yalnız bırakacak.Maybe Tom will just leave us alone.
Belki sadece Tom'u yalnız bırakmalısın.Maybe you should just leave Tom alone.
Sadece keşke Tom yalnız olmak zorunda olmasa.I just wish Tom didn't have to be alone.