Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.Siehe, du hast Lust zur Wahrheit, die im Verborgenen liegt; du lässest mich wissen die heimliche Weisheit.
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.Ιδου, ηγαπησας αληθειαν εν τη καρδια, και εις τα ενδομυχα θελεις με διδαξει σοφιαν.
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.Ето, понеже желаеш искреност вътре в човека, Научи ме мъдрост в скришното на сърцето ми.
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.הן אמת חפצת בטחות ובסתם חכמה תודיעני׃
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.ها قد سررت بالحق في الباطن ففي السريرة تعرّفني حكمة.
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.你 所 喜 愛 的 、 是 內 裡 誠 實 . 你 在 我 隱 密 處 、 必 使 我 得 智 慧
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.你 所喜愛 的 、 是 內裡 誠實 . 你 在 我隱密處 、 必 使 我 得 智慧
Ne sadakatsiz bir kuş.Một con chim không trung thành.
Ne sadakatsiz bir kuş.Quel oiseau infidèle.
Ne sadakatsiz bir kuş.Que pájaro tan desleal.
Ne sadakatsiz bir kuş.Глупая птица!
Ne sadakatsiz bir kuş.Каква невярна птичка.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka.Arra összpontosított, hogy "Ez jótékonyság."
Odaklandığı şey: "Bu sadaka."Asta-i pomană.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka."Đây là đồ từ thiện.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka."Dies ist ein Almosen."
Odaklandığı şey: "Bu sadaka.Hij dacht alleen:
Odaklandığı şey: "Bu sadaka."Isto é uma esmola.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka.Sa vision des choses : " C'est de la charité.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka."To działania charytatywne.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka."Toto je charita.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka."Toto je charita.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka."Αυτό είναι ελεημοσύνη.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka.Главное, что он подумал: "это благотворительность.
Odaklandığı şey: "Bu sadaka."Це доброчинність.
O, Elçi'nin güvenine, binlerce Müslüman'ın da sadakatine sahipti.Er hatte das Vertrauern des Gesandten und die Loyalität tausender Muslime.
O, Elçi'nin güvenine, binlerce Müslüman'ın da sadakatine sahipti.그는 메신저의 신뢰와 충성도 했다 이슬람교도의 수천.
O, Elçi'nin güvenine, binlerce Müslüman'ın da sadakatine sahipti.يملك ثقة الرسول، و ولاء آلاف المسلمين.
Okula, yaşıtlarıyla birlikte okumak üzere 7. sınıftan başladı. ilk sadakat yemini aşçılık öğretmeni같은 나이 또래의 7학년으로 학교에 들어갔으며 처음으로 국기에 대한 맹세를 하는 순간입니다. 그녀의 요리선생님입니다.
Okula, yaşıtlarıyla birlikte okumak üzere 7. sınıftan başladı. ilk sadakat yemini aşçılık öğretmeniEntrou no 7º ano na devida idade. O juramento pela primeira vez. A professora de culinária dela.
Okula, yaşıtlarıyla birlikte okumak üzere 7. sınıftan başladı. ilk sadakat yemini aşçılık öğretmeniLễ chào cờ đầu tiên của cô bé. Đây là cô giáo dạy nấu ăn của Natasha.
Okula, yaşıtlarıyla birlikte okumak üzere 7. sınıftan başladı. ilk sadakat yemini aşçılık öğretmeniSie ging in die 7. Klasse mit Gleichaltrigen. Hier das erste Mal beim Treueschwur. Das ist ihre Kochlehrerin.
Okula, yaşıtlarıyla birlikte okumak üzere 7. sınıftan başladı. ilk sadakat yemini aşçılık öğretmeniЗапочна седми клас, съвсем навреме. За първи път - клетва за вярност. Това е нейният учител по готвене.
Okula, yaşıtlarıyla birlikte okumak üzere 7. sınıftan başladı. ilk sadakat yemini aşçılık öğretmeniהיא הצטרפה לכיתה ז', עם בני הגיל שלה. נשבעת אמונים בפעם הראשונה. זו המורה לבישול שלה.
Okula, yaşıtlarıyla birlikte okumak üzere 7. sınıftan başladı. ilk sadakat yemini aşçılık öğretmeniإلتحقت بالصف السابع و هو الصف المناسب لسنها. قسم الولاء لأول مرة. وهذه معلمتها للطهي.
Okula, yaşıtlarıyla birlikte okumak üzere 7. sınıftan başladı. ilk sadakat yemini aşçılık öğretmeni初めての国家斉唱 彼女の料理の先生 ナターシャが教えてくれたのですが たくさんの子供たちが 話しかけても
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.Dans les sociétés médiévales, il y avait des allégeances bien définies.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.Di masyarakat abad pertengahan, loyalitas didefinisikan dengan jelas.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.I middelaldersamfund var der veldefinerede tilhørsforhold.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.In den mittelalterlichen Gesellschaften gab es fix definierte Gefolgschaften.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.In middeleeuwse maatschappijen bestonden vaste bondgenootschappen.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.În societăţile medievale existau credinţe definite.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı. Kimlik tanımlanmıştı öncelikle din tarafından.A la identidad la definía principalmente la religión.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı. Kimlik tanımlanmıştı öncelikle din tarafından.Ve středověkých společnostech bylo definováno spojenectví a identita především na základě náboženství.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.Nas sociedades medievais, havia fidelidades bem definidas.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.Nelle società medievali esistevano delle fedeltà ben definite.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.Ở xã hội trung đại có các bổn phận được định nghĩa rõ ràng.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.Under medeltiden fanns det väldefinierade lojaliteter.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.W średniowiecznych społeczeństwach istniały określone powinności.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.Στις μεσαιωνικές κοινωνίες, ίσχυαν καθορισμένοι όρκοι αφοσίωσης.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.В средневековом обществе были определенные правила.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.В средновековните общества имало определени принадлежности.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.בחברות של ימי הביניים היו בריתות מוגדרות.
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.فى مجتمعات القرون الوسطى حيث كان هناك تعريف للولاءات .
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.個人の帰属意識の決め手となったのは
Ortaçağ toplumlarında tanımlanmış sadakatlar vardı.중세 봉건 시대에서는 신종(臣從)의 의무가 정해져 있었습니다
Öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. Gizlice yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.››Aby almužna tvá byla v skrytě, a Otec tvůj, kterýž vidí v skrytě, odplatí tobě zjevně.
Öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. Gizlice yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.››aby bola tvoja almužna v skrytosti, a tvoj Otec, ktorý vidí v skrytosti, on ti odplatí zjavne.
Öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. Gizlice yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.››Aby jałmużna twoja była w skrytości, a Ojciec twój, który widzi w skrytości, ten ci jawnie odda.
Öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. Gizlice yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.››afin que ton aumône se fasse en secret; et ton Père, qui voit dans le secret, te le rendra.