Kocan, ülkesine hizmet için gidiyor! Sadakat!Δεν τρώνε, έτσι δεν είναι;
Kocan, ülkesine hizmet için gidiyor! Sadakat!Ви не їсте, чи не так?
Kocan, ülkesine hizmet için gidiyor! Sadakat!את לא אוכל, נכון?
Kocan, ülkesine hizmet için gidiyor! Sadakat!أنت لم تأكل، اليس كذلك؟
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.a povedal: Kornelius, tvoja modlitba je vyslyšaná, a tvoje almužny sa spomenuly pred Bohom.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.A řekl: Kornéli, uslyšánať jest modlitba tvá a almužny tvé jsouť v paměti před tváří Boží.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.Corneille, ta prière a été exaucée, et Dieu s`est souvenu de tes aumônes.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.e disse: Cornélio, a tua oração foi ouvida, e as tuas esmolas estão em memória diante de Deus.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.e mi disse: Cornelio, sono state esaudite le tue preghiere e ricordate le tue elemosine davanti a Dio
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.És monda: Kornélius, meghallgattatott a te imádságod, és a te alamizsnáid emlékezetbe jutottak Isten elõtt.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.Ia berkata, 'Kornelius! Allah sudah menerima doamu dan ingat akan kemurahan hatimu
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.ja sanoi: `Kornelius, sinun rukouksesi on kuultu, ja sinun almusi ovat tulleet muistoon Jumalan edessä.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.말하되 고넬료야 하나님이 네 기도를 들으시고 네 구제를 기억하셨으니
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.Kornelij, uslišana je molitev tvoja in miloščine tvoje so v spominu pred Bogom.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.mà phán rằng: Hỡi Cọt-nây, lời cầu nguyện ngươi đ@£ được nhậm, Ðức Chúa Trời đã ghi nhớ việc bố thí của ngươi.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.och han sade: 'Kornelius, din bön är hörd, och dina allmosor hava kommit i åminnelse inför Gud.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.og han sagde: Kornelius! din Bøn er hørt, og dine Almisser ere ihukommede for Gud.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.og han sier: Kornelius! din bønn er hørt, og dine almisser er ihukommet for Guds åsyn;
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.şi a zis: ,,Cornelie, rugăciunea ta a fost ascultată, şi Dumnezeu Şi -a adus aminte de milosteniile tale.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.und sprach: Kornelius, dein Gebet ist erhört, und deiner Almosen ist gedacht worden vor Gott.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.και λεγει Κορνηλιε, εισηκουσθη η προσευχη σου και αι ελεημοσυναι σου εμνημονευθησαν ενωπιον του Θεου.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.и говорит: Корнилий! услышана молитва твоя, и милостыни твои воспомянулись пред Богом.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.і рече: Корнелию, вислухана твоя молитва, і милостині твої згадано перед Богом.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.ויאמר קרניליוס נשמעה תפלתך וצדקותיך היו לזכרון לפני האלהים׃
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.وقال يا كرنيليوس سمعت صلاتك وذكرت صدقاتك امام الله.
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.說 、 哥 尼 流 、 你 的 禱 告 、 已 蒙 垂 聽 、 你 的 賙 濟 、 達 到 神 面 前 已 蒙 記 念 了
‹Kornelius› dedi, ‹Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.說 、 哥尼流 、 你 的 禱告 、 已 蒙 垂聽 、 你 的 賙濟 、 達到 神 面前 已 蒙記 念 了
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Ali se ne motijo, kateri snujejo hudo? Milost pa in resnica pride njim, ki snujejo dobro.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Ceux qui méditent le mal ne s`égarent-ils pas? Mais ceux qui méditent le bien agissent avec bonté et fidélité.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Či azda neblúdia tí, ktorí vymýšľajú zlé? Ale milosť a pravda bude tým, ktorí smýšľajú dobré.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.De, som virker ondt, farer visselig vild; de, som virker godt, finder Nåde og Trofasthed.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Die mit bösen Ränken umgehen, werden fehlgehen; die aber Gutes denken, denen wird Treue und Güte widerfahren.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Eivätkö eksy ne, jotka hankitsevat pahaa? Mutta armo ja totuus niille, jotka hankitsevat hyvää!
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Graven kwaadstichters niet hun eigen graf? Maar wie goed doet, wordt gewaardeerd en dankbaar bejegend.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.În adevăr ceice gîndesc răul se rătăcesc. dar ceice gîndesc binele lucrează cu bunătate şi credincioşie.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Izali nie błądzą, którzy wymyślają złe? a miłosierdzie i prawda należy tym, którzy wymyślają dobre.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Kẻ toan mưu ác há chẳng lầm lạc sao? Còn nhơn từ và chân thật thuộc về người toan mưu thiện.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Kẻ toan mưu ác há chẳng lầm_lạc sao ? Còn nhơn từ và chân_thật thuộc về người toan mưu thiện .
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.악을 도모하는 자는 그릇 가는 것이 아니냐 선을 도모하는 자에 게는 인자와 진리가 있으리라
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Nemde tévelyegnek, a kik gonoszt szereznek? kegyelmesség pedig és igazság a jó szerzõknek.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Non errano forse quelli che compiono il male? Benevolenza e favore per quanti compiono il bene
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.¿No yerran los que planean lo malo? Pero hay misericordia y verdad para los que planean lo bueno
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Porventura não erram os que maquinam o mal? mas há beneficência e fidelidade para os que planejam o bem.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Zajisté žeť bloudí, kteříž ukládají zlé; ale milosrdenství a pravda těm, kteříž smýšlejí dobré.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Δεν πλανωνται οι βουλευομενοι κακον; ελεος ομως και αληθεια θελει εισθαι εις τους βουλευομενους αγαθον.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Не заблуждават ли се ония, които измислят зло? Но милост и верност ще се покажат към тия, които измислят добро
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Не заблуждаются ли умышляющие зло? но милость и верность у благомыслящих.
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.הלוא יתעו חרשי רע וחסד ואמת חרשי טוב׃
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.اما يضل مخترعو الشر. اما الرحمة والحق فيهديان مخترعي الخير
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.謀 惡 的 豈 非 走 入 迷 途 麼 . 謀 善 的 必 得 慈 愛 和 誠 實
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.謀惡 的 豈非 走入 迷途麼.謀善 的 必得 慈愛 和 誠實
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.(50:8) Вот, Ты возлюбил истину в сердце и внутрь меня явил мне мудрость.
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.(51:8) Mais tu veux que la vérité soit au fond du coeur: Fais donc pénétrer la sagesse au dedans de moi!
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.Dar Tu ceri ca adevărul să fie în adîncul inimii: fă dar să pătrundă înţelepciunea înlăuntrul meu!
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.Du elsker jo Sandhed i Hjertets Løndom, så lær mig da Visdom i Hjertedybet.
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.Eis que desejas que a verdade esteja no íntimo; faze-me, pois, conhecer a sabedoria no secreto da minha alma.
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.Engkau menuntut ketulusan hati; penuhilah batinku dengan hikmat-Mu
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.Glej, ti želiš resničnost v notranjščini, zato mi v skritosti srca razodevaj modrost svojo.
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.He aquí, tú quieres la verdad en lo íntimo, y en lo secreto me has hecho comprender sabiduría
Madem sen gönülde sadakat istiyorsun, Bilgelik öğret bana yüreğimin derinliklerinde.중심에 진실함을 주께서 원하시오니 내 속에 지혜를 알게 하시리이다