Ataları gibi inatçı, başkaldırıcı, Yüreği kararsız, Tanrıya sadakatsiz bir kuşak olmasınlar.ولا يكونون مثل آبائهم جيلا زائغا وماردا جيلا لم يثبت قلبه ولم تكن روحه امينة لله
Ataları gibi inatçı, başkaldırıcı, Yüreği kararsız, Tanrıya sadakatsiz bir kuşak olmasınlar.不 要 像 他 們 的 祖 宗 、 是 頑 梗 悖 逆 居 心 不 正 之 輩 、 向 著 神 心 不 誠 實
Ataları gibi inatçı, başkaldırıcı, Yüreği kararsız, Tanrıya sadakatsiz bir kuşak olmasınlar.不要 像 他 們 的 祖宗 、 是 頑梗 悖逆 居心 不 正 之 輩 、 向著 神 心不誠實
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Aj ten, kdož se zpíná, tohoť duše není upřímá v něm, ale spravedlivý z víry své živ bude.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Ecco, soccombe colui che non ha l'animo retto, mentre il giusto vivrà per la sua fede
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Eis o soberbo! A sua alma não é reta nele; mas o justo pela sua fé viverá.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Glej, kdor je prevzeten, duša njegova ni poštena v njem. Pravični pa bo živel po svoji veri.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.He aquí, aquel cuya alma no es recta dentro de sí está envanecido, pero el justo por su fe vivirá
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Hľa, nadutá je, nie je priama jeho duša v ňom, ale spravedlivý bude žiť svojou vierou.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Iată, i s'a îngîmfat sufletul, nu este fără prihană în el; dar cel neprihănit va trăi prin credinţa lui.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Ímé, felfuvalkodott, nem igaz õ benne az õ lelke; az igaz pedig az õ hite által él.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Katso, sen kansan sielu on kopea eikä ole suora; mutta vanhurskas on elävä uskostansa.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.보라 그의 마음은 교만하며 그의 속에서 정직하지 못하니라 그러나 의인은 믿음으로 말미암아 살리라
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Nầy, lòng người kiêu ngạo, không có sự ngay thẳng trong nó; song người công bình thì sống bởi đức tin mình.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Oto kto sobie hardzie poczyna, tego dusza nie jest szczera w nim; ale sprawiedliwy z wiary swej żyć będzie.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Se, opblæst, uredelig er Sjælen i ham, men den retfærdige skal leve ved sin Tro.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Se, opblåst og uærlig er hans sjel i ham*; men den rettferdige skal leve ved sin tro. / {* kaldeeren.}
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Se, uppblåst och orättrådig är dennes själ i honom; men den rättfärdige skall leva genom sin tro.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Voici, son âme s`est enflée, elle n`est pas droite en lui; Mais le juste vivra par sa foi.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Ιδου, η ψυχη αυτου επηρθη, δεν ειναι ευθεια εν αυτω ο δε δικαιος θελει ζησει δια της πιστεως αυτου.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Вот, душа надменная не успокоится, а праведный своею верою жив будет.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Ето, душата му се надигна, не е отдън права; А праведният ще живее чрез вярата си.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.הנה עפלה לא ישרה נפשו בו וצדיק באמונתו יחיה׃
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.هوذا منتفخة غير مستقيمة نفسه فيه. والبار بايمانه يحيا.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.迦 勒 底 人 自 高 自 大 、 心 不 正 直 . 惟 義 人 因 信 得 生
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.迦勒 底 人 自高自大 、 心不正直 . 惟義人 因 信得生
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Alguns temas são recorrentes: justiça, lealdade, violência, morte, questões políticas e sociais, liberdade.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Anumite teme se repeta: dreptate, devotament, violență, moarte, probleme politice și sociale, libertate.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Certi temi si ripetono: giustizia, lealtà, violenza, morte, problemi politici e sociali, libertà.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Ciertas temáticas se repiten: justicia, lealtad, violencia, muerte, asuntos políticos y sociales, libertad.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.또 어떤 주제들은 항상 떠오릅니다. 정의, 충성심, 폭력, 죽음, 정치적, 사회적인 이슈들, 자유.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Některá témata se opakují: spravedlnost, věrnost, násilí, smrt, politické a sociální problémy, svoboda.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Vissa teman återkommer ofta: rättvisa, lojalitet, våld, död, politiska och social problem, frihet.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Вечными темами остаются правосудие, законность, насилие, смерть, политические и социальные темы, свобода.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.נושאים מסוימים חוזרים ועולים: צדק, נאמנות, אלימות, מוות, סוגיות פוליטיות וחברתיות, חופש.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.بعض المحاور تستمر في الظهور العدالة، الوفاء، العنف، الموت، المواضيع السياسية والاجتماعية الحرية.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.正義 忠実 暴力 死 政治問題 社会問題 自由
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.(118:30) Я избрал путь истины, поставил пред собою суды Твои.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Aku telah memilih untuk taat, perintah-Mu selalu kuingat-ingat
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Aleg calea adevărului, pun legile Tale supt ochii mei.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Az igazság útját választottam; a te ítéleteid forognak elõttem.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Cestu pravou jsem vyvolil, soudy tvé sobě předkládám.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Escolhi o caminho da fidelidade; diante de mim pus as tuas ordenanças.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.He escogido el camino de la verdad; he puesto tus juicios delante de mí
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Ho scelto la via della giustizia, mi sono proposto i tuoi giudizi
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Ich habe den Weg der Wahrheit erwählt; deine Rechte habe ich vor mich gestellt.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Ik kies ervoor de waarheid te volgen. Daarom denk ik voortdurend aan Uw leefregels.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Jag har utvalt sanningens väg, dina rätter har jag ställt framför mig.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Je choisis la voie de la vérité, Je place tes lois sous mes yeux.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.내가 성실한 길을 택하고 주의 규례를 내 앞에 두었나이다
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Minä olen valinnut totuuden tien, olen asettanut eteeni sinun oikeutesi.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Obrałem drogę prawdy, a sądy twoje przekładam sobie.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Tôi đã chọn con đường thành tín , Ðặt mạng lịnh Chúa trước mặt tôi .
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Tôi đã chọn con đường thành tín, Ðặt mạng lịnh Chúa trước mặt tôi.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Trofasthets vei har jeg utvalgt, dine lover har jeg satt for mig.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Troskabs Vej har jeg valgt, dine Lovbud attrår jeg.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Vyvolil som cestu pravdy; predložil som pred seba tvoje súdy.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Zvestobe pot sem izvolil, sodbe tvoje si postavil pred oči.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Την οδον της αληθειας εξελεξα προ οφθαλμων μου εθεσα τας κρισεις σου.
Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Пътят на истината избрах; Трите съдби поставих пред себе си;