sada ile cümle
sada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Ale živý, živý, tenť oslavovati bude tebe, jako já dnes, a otec synům v známost uvodí pravdu tvou.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Ci cel viu, da, cel viu Te laudă, ca mine astăzi. Tatăl face cunoscut copiilor săi credincioşia Ta.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.De levende, de levende, de priser dig, som jeg idag; en far lærer sine barn om din trofasthet.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Elävät, elävät sinua kiittävät, niinkuin minä tänä päivänä; isä ilmoittaa lapsillensa sinun totuutesi.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Il vivente, il vivente ti rende grazie come io oggi faccio. Il padre farà conoscere ai figli la tua fedeltà
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Ki él, ki él, csak az dicsõít Téged, mint ma én! Az atya a fiaknak hirdeti hûségedet!
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.오직 산 자 곧 산 자는 오늘날 내가 하는 것과 같이 주께 감사하며 주의 신실을 아비가 그 자녀에게 알게 하리이다
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Men den levende, den levende takker dig som jeg i Dag. Om din Trofasthed taler Fædre til deres Børn.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.O vivente, o vivente é que te louva, como eu hoje faço; o pai aos filhos faz notória a tua verdade.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Živeči, živeči te bo slavil kakor jaz danes; oče bo sinom oznanjal zvestobo tvojo.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Živý, živý ťa bude oslavovať ako ja dnes; otec bude oznamovať synom tvoju pravdu.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Żywy, żywy, ten cię wysławiać będzie, jako ja dzisiaj, a ojciec synom oznajmi prawdę twoję.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Живият, живият, той ще се хвали, както аз днес; Бащата ще извести на чадата си Твоята вярност.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.Живой, только живой прославит Тебя, как я ныне: отец возвестит детям истину Твою.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.חי חי הוא יודך כמוני היום אב לבנים יודיע אל אמתך׃
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.الحي الحي هو يحمدك كما انا اليوم. الاب يعرّف البنين حقك.
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.只 有 活 人 、 活 人 必 稱 謝 你 、 像 我 今 日 稱 謝 你 一 樣 . 為 父 的 、 必 使 兒 女 知 道 你 的 誠 實
Diriler, yalnız diriler Bugün benim yaptığım gibi sana şükreder; Babalar senin sadakatini çocuklarına anlatır.只有 活人 、 活人 必 稱謝 你 、 像 我 今日 稱謝 你 一樣.為父 的 、 必 使 兒女 知道 你 的 誠實
Doğruyu söylemek gerekirse, Sadao beni az önce çok kötü azarladı.Sadao, el mayor, se ha enfadado mucho conmigo.
Duamı işit, ya RAB, Yalvarışlarıma kulak ver! Sadakatinle, doğruluğunla yanıtla beni!HERRE, hør min Bøn og lyt til min tryglen, bønhør mig i din Trofasthed, i din Retfærd,
Duamı işit, ya RAB, Yalvarışlarıma kulak ver! Sadakatinle, doğruluğunla yanıtla beni!여호와여 내 기도를 들으시며 내 간구에 귀를 기울이시고 주의 진실과 의로 내게 응답하소서
Duamı işit, ya RAB, Yalvarışlarıma kulak ver! Sadakatinle, doğruluğunla yanıtla beni!Ó Senhor, ouve a minha oração, dá ouvidos �s minhas súplicas! Atende-me na tua fidelidade, e na tua retidão;
Duamı işit, ya RAB, Yalvarışlarıma kulak ver! Sadakatinle, doğruluğunla yanıtla beni!Salmo. Di Davide. porgi l'orecchio alla mia supplica, tu che sei fedele, e per la tua giustizia rispondimi
Duamı işit, ya RAB, Yalvarışlarıma kulak ver! Sadakatinle, doğruluğunla yanıtla beni!מזמור לדוד יהוה שמע תפלתי האזינה אל תחנוני באמנתך ענני בצדקתך׃
Duamı işit, ya RAB, Yalvarışlarıma kulak ver! Sadakatinle, doğruluğunla yanıtla beni!مزمور لداود. يا رب اسمع صلاتي واصغ الى تضرعاتي. بامانتك استجب لي بعدلك.
Duamı işit, ya RAB, Yalvarışlarıma kulak ver! Sadakatinle, doğruluğunla yanıtla beni!〔 大 衛 的 詩 。 〕 耶 和 華 阿 、 求 你 聽 我 的 禱 告 、 留 心 聽 我 的 懇 求 、 憑 你 的 信 實 和 公 義 應 允 我
Duamı işit, ya RAB, Yalvarışlarıma kulak ver! Sadakatinle, doğruluğunla yanıtla beni!〔 大衛 的 詩 。 〕 耶和華 阿 、 求 你 聽 我 的 禱告 、 留心 聽 我 的 懇求 、 憑 你 的 信實 和 公義應 允我
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.(53:7) Он воздаст за зло врагам моим; истиною Твоею истреби их.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.(54:7) Le mal retombera sur mes adversaires; Anéantis-les, dans ta fidélité!
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Det onde vende sig mod mine Fjender, udryd dem i din Trofasthed!
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Él hará volver el mal contra mis enemigos. ¡Destrúyelos por tu verdad
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Er wird die Bosheit meinen Feinden bezahlen. Verstöre sie durch deine Treue!
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Faze recair o mal sobre os meus inimigos; destrói-os por tua verdade.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.For fremmede har reist sig imot mig, og voldsmenn står mig efter livet; de har ikke Gud for øie. Sela.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Ia akan menghukum musuhku dengan kejahatan mereka sendiri, dan membinasakan mereka sebab Ia setia kepadaku
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.주께서 내 원수에게 악으로 갚으시리니 주의 성실하심으로 저희를 멸하소서
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.lebo cudzinci povstali proti mne, a ukrutníci hľadajú moju dušu; nepredstavili si Boha pred seba. Sélah.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Mert idegenek támadtak ellenem, és kegyetlenek keresik lelkemet, a kik nem is gondolnak Istenre. Szela.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Ngài sẽ báo ác cho những kẻ thù nghịch tôi: Xin hãy diệt chúng nó đi, tùy sự chơn thật Chúa.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Ngài sẽ báo ác cho những kẻ thù_nghịch tôi : Xin hãy diệt chúng_nó đi , tùy sự chơn thật Chúa .
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.On povrne zlo zalezovalcem mojim; po resničnosti svoji jih pokončaj.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Răul se va întoarce asupra protivnicilor mei; nimiceşte -i în credincioşia Ta!
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Ty främlingar resa sig upp mot mig, och våldsverkare stå efter mitt liv; de hava icke Gud för ögonen. Sela.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Vreemde mensen keren zich tegen mij; geweldenaars willen mij doden. Zij denken niet aan God.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Θελει στρεψει το κακον επι τους εχθρους μου εξολοθρευσον αυτους εν τη αληθεια σου.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.Той ще въздаде зло върху неприятелите ми; Според Твоята вярност изтреби ги,
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.ישוב הרע לשררי באמתך הצמיתם׃
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.يرجع الشر على اعدائي. بحقك افنهم.
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.他 要 報 應 我 仇 敵 所 行 的 惡 . 求 你 憑 你 的 誠 實 滅 絕 他 們
Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları.他 要 報應 我 仇敵 所 行 的 惡 . 求 你 憑 你 的 誠實滅絕 他 們
-Etnik köken ile tanımlanan sadakat.- La lealtad definida por la etnicidad.
-Etnik köken ile tanımlanan sadakat.- La loyauté se définit par l'ethnicité.
Evliliğin sadakat ve bağlılığa dayandığını ve birbirinin yeteneğine hayran olmayı gerektirdiğini öğrettiler.A jó házasság bizalmon és elkötelezettségen alapul és az egymás egyedülálló adottságainak őszinte csodálatán.
Evliliğin sadakat ve bağlılığa dayandığını ve birbirinin yeteneğine hayran olmayı gerektirdiğini öğrettiler.Att det bygger på tillit och hängivenhet och beundran för varandras unika begåvningar.
Evliliğin sadakat ve bağlılığa dayandığını ve birbirinin yeteneğine hayran olmayı gerektirdiğini öğrettiler.Dat het is gebaseerd op vertrouwen en engagement en bewondering voor elkaars unieke talenten.
Evliliğin sadakat ve bağlılığa dayandığını ve birbirinin yeteneğine hayran olmayı gerektirdiğini öğrettiler.Että se perustuu luottamukseen ja sitoutumiseen ja toinen toisensa ainutlaatuisen lahjakkuuden ihailuun.
Evliliğin sadakat ve bağlılığa dayandığını ve birbirinin yeteneğine hayran olmayı gerektirdiğini öğrettiler.Isso constrói-se com base na verdade e no compromisso e na admiração pelas características únicas um do outro.
Evliliğin sadakat ve bağlılığa dayandığını ve birbirinin yeteneğine hayran olmayı gerektirdiğini öğrettiler.서로에 대한 신뢰와 책임감 그리고 상대방의 장점을 인정함으로서 이상적인 유대관계가 형성될 수 있다는 것을 배울 수 있었습니다.
Evliliğin sadakat ve bağlılığa dayandığını ve birbirinin yeteneğine hayran olmayı gerektirdiğini öğrettiler.Que se construye con fé y compromiso y admiración por los dones únicos de cada uno.
Evliliğin sadakat ve bağlılığa dayandığını ve birbirinin yeteneğine hayran olmayı gerektirdiğini öğrettiler.Qu'il est bâti sur la confiance et l'engagement et l'admiration pour les dons uniques de l'autre.