sabit ile cümle

sabit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Böyece sâbit bir veri modeline gerek yoktur.لسنا بحاجة لقانون جديد لمكافحة الارهاب.
Makineye sabitlemek için montaj ayakları kullanılır.فيندفع المكبس لتشغيل الآلة.
Sabit bir gülümseme ile belirtilmiştir.ياما كنت اتمنى اقابلك بابتسامة..
Madagaskar ise sabit kalarak Afrika plakasına kilitlendi.على النقيض من مدغشقر، ظلت المساحة الأساسية لأفريقيا مستقرة في موقعها بشكل نسبي خلال الحقبة الوسيطة.
Sabit kıymetlerinizi ne zaman aktifleştiriyorsunuz ?متى الخروج من العناية المركزة؟".
Fiyatlar ülke genelinde narhla sabitlenmişti ve ticareti kolaylaştırmak üzere listeler halinde belirlenmişti.Os preços eram fixados em todo o país e registrados em listas para facilitar a negociação.
Diyanet işlerinde imparatorluğun rolü hiçbir zaman sabit, yasal olarak tanımlanmış bir erke dönüşmedi.No entanto, o papel imperial nos assuntos da Igreja nunca se desenvolveu num sistema fixo legalmente definido.
Güvenli bir blok şifreleme tek bir bloğun sabit bir anahtar kullanılarak şifrelenmesi için uygundur.Até mesmo uma cifra de bloco segura é adequada apenas para a encriptação de um único bloco sob uma chave fixa.
El Sûfî buluşlarını 964 yılında “Sabit Yıldızlar” adlı kitabında duyurdu.Al-Sufi publicou seus achados no seu Livro de Estrelas Fixas em 964.
Oranı, 2000'den 2014'e kadar %19.6 seviyesindeyken, 2014'ten bu yana %20 oranında sabit kalmıştır.A taxa tem se mantido estável em 20% a partir de 2014, depois de ter sido de 19,6% entre 2000 e 2014.
Bu yüzeyin içinde, hiçbir gözlemci / parçacık sabit yarıçaplı kendini muhafaza edebilir.Nesta superfície, nenhum observador ou partícula pode manter-se num raio constante.
Sabitleştir/düzleştir: Her şey için bir yer edin.Tenha apenas o necessário, na quantidade certa. (seiri) Um lugar para cada coisa.
Üstel fonksiyon: sabit bir sayının bir değişken kuvvete yükseltilmesi .Função exponencial: eleva um número fixo a uma potência variável.
Bu pompayı kullanarak, Boyle ve Hooke basınç-hacim ilişkisini fark ettiler: B.H=Sabit.Usando esta bomba, Boyle e Hooke perceberam a correlação pressão-volume: PV = constante.
Eemiyan iklimi Holosen'in iklimi kadar sabit olduğuna inanılır.Pensa-se que o clima Eemiano tenha sido tão estável quanto o do Holoceno.
Eğer bu sabit bir dinamik alana terfi ederse, sonuç dilaton olur.Se "promover-mos" essa constante a um campo dinâmico, o que teríamos seria o dilaton.
1146 yılında Trablus, Trablus'u ele geçirdi ve Kuzey Afrika'da sabit bir üs ile Sicilya otoritesini kurdu.Em 1146, Jorge capturou Trípoli e fundou um estado siciliano permanente no Norte da África.
Bu durumda Dünya'nın toplam kütlesi M, veya yerçekimi sabitini G`nin bilinmesine de gerek yoktur.Não é necessário conhecer a constante gravitacional G ou a massa M da Terra.
Her tutsak için, Han % 10 veya% 20'lik sabit bir pay aldı.Para cada cativo, o cã recebia uma parcela fixa (savğa) de 10% ou 20%.
Diğer seçenek ise gravitinonun sabit olmaması.Uma possibilidade é que o gravitino seria estável.
Değişkenler ve parametreler (sabitler) bulunur.Em seguida, alternam-se as camadas de carne e legumes.
Zeyd bin Sabit, devrinin en büyük hadis, kıraat ve miras hukuku âlimlerinden birisiydi.Seus nomes, Garai, o mais poderoso; Zuu, a única fêmea entre eles e Agito, o mais velho e sábio.
Böylece, f sabit olacaktır.Logo, f é limitada.
Port Moresby'nin yıl boyuncu nispeten sabit sıcaklığı olan tropikal nemli ve kuru iklimi vardır.Port Moresby possui um clima equatorial, quente e úmido praticamente o ano todo.
Sabit çıkrıklar üç kişiyle çalıştırılır.Uma troca normal acontece quando envolvem três pedras.
O bunun dünyada bir sabit olduğunu söylüyor ve ilerleyen günleri ve yılları aşıyor bile.Ela canta que é uma constante no mundo, apesar dos dias e anos em que está em crise.
Kral kobralarda sabit çene kemikleri yoktur.O Rei Cobra não tem poderes sobre-humanos.
Elektrik ve sabit telefon mevcuttur.Na telefonia celular Claro e Vivo.
Bilimde kullanılan fiziksel sabitlerin bazıları büyük bilim insanlarının adıyla anılmaktadır.Para algumas das constantes físicas utilizadas em ciência são usados nomes de famosos cientistas.
Klasik mekanikte parçacıklar, tanımları gereği sabit kütleye sahiptirler.Na mecânica clássica, partículas tem por definição massa constante.
Bir buzul boyut olarak kritik noktaya ulaştığında akışı durur ve buz sabit hale geçer.Quando uma geleira diminui o seu tamanho até chegar a um ponto crítico, o fluxo detém-se e o gelo para.
Sıkıştırılamaz bir akış yoğunluğu zaman ve mekanda sabit olduğu bir akıştır.Pode ser mostrado que esse método é incondicionalmente estável e de segunda ordem no tempo e espaço.
Bu genel sabitler termodinamiğin dört kuralında açıklanmıştır.A essência da termodinâmica é incorporada nas quatro leis da termodinâmica.
Fakat A, B, C ve D'nin konsantrasyonlarının sabit kalması demektir.(E) Se A, B, C e D forem verdade, Z tem que ser verdade.
Clara, ölümünün zamanda bir sabit nokta olduğu için zaman çizgisine dönmeye Gallifrey'ye gideceğini söyler.Porém, como sua morte é um ponto fixo no tempo, Clara um dia teria que voltar para Gallifrey e morrer.
Sabit Fikir dergisi 20.04.2012.Revista Veja, 09/08/2012.
Yeni sabit h, Planck sabiti olarak adlandırılmıştır.O fator h é conhecido como a constante de Planck.
Panayırın kurulma tarihi sabit olup her yıl Ağustos ayının son pazar günü düzenlenmektedir.A Romaria da Penha sempre e realizada no último domingo de novembro.
CAA (Constant Angular Acceleration): "Sabit Açısal İvmeli" format.CAA (Constant Angular Acceleration - Aceleração Angular Constante).
Sonra (p,0) dan (p,T) ye yani sabit basınçla integral alırız (figür 6’ya bakınız).Em seguida, temos a secundina: segundo invólucro ou camada protetora do óvulo.
R molar ideal gaz sabitidir.Volume molar de um gás ideal.
Jetlerin kaynak yıldızdan patlamaları sabit akış yerine vuruşlar halinde gerçekleşir.A erupção de jatos das estrelas progenitoras ocorre em pulsos, ao invés de constituir uma corrente contínua.
Yaylar sabit durumdaki sistemler değildirler.Nem todos os núcleos são estáveis.
Anlam sabit değildir, nitekim her yorumcunun belli bir eyleme farklı anlamlar vermesi bundandır.Não existe uma leitura única, mas sim a transmissão de coisas distintas que a obra conceda a cada indivíduo.
Petrol ve gaz ihracatı, özellikle sabit döviz ana kaynağı olmaya devam etmektedir.As exportações de petróleo e gás, especificamente, continuam a ser a principal fonte de divisas do país.
Penaltı atışı, sabit bir noktadan şut çekilerek veya drop gol şeklinde gerçekleştirilebilir.Estes podem ser definidos para disparar em uma direção ou em um padrão fixo.
1865 yılında termodinamiğin birinci ve ikinci yasasını aşağıdaki gibi özetlemiştir: Evrenin enerjisi sabittir.Seguem-se duas citações famosas feitas por Clausius em 1865: A energia do universo é constante.
Sabit bir algoritmadır.É um Algoritmo preemptivo.
Bu iki kristalden birincisine (sabit olana) polarizör, ikincisine ise (dönebilene) analizör denir.O primeiro obstáculo é denominado por polarizador e o segundo por analisador.
Bağıl permittivite K, sığalara ait dielektrik sabiti ile eşanlamlıdır.A letra h isolada implica fricativa glotal surda.
PTT şubesi yoktur ancak her evde sabit telefon vardır.Não é permitido mais do que um peão em cada casa.
Sabit yıldızlar küresinin dışında dokuzuncu kürenin bulunmadığının geometrik ispatı.Destaque-se que há outras projecções geométricas que não têm o norte para cima.
Zamanla 6 hafta (42 gün) olarak sabitlendi.Ele reinou por quarenta e quatro anos (datas aproximadas).
Bu yüzden hız sabit kalacaktır.A agilidade dele vai continuar.
İç alanları geniştir ve çok fazla noktadan sabitlenme gerektirmezler.As facas, por outro lado não precisam de muito espaço para causar danos.
2.2.0 (31 Ağustos, 2001) : phpMyAdmin Projesi'nin hazırladığı ilk sabit sürüm.2.2.0 (31 augustus 2001): Eerste stabiele versie door The phpMyAdmin Project.
Evrimleşmelerin çoğu (onda dokuzu) bütün neslin sabit filetik dönüşümü ile gerçekleşir (anagenez).De meeste van hen werden weggevoerd, weinigen doken onder; slechts een enkeling keerde terug.
H. G. Wells, The Time Machine’de zamanda sabit bir hızda hareket ettiğimizi açıklamaktadır.Op ongeveer hetzelfde moment verscheen H.G. Wells' The Time Machine.
Euro ile sabitlenmektedir.Dit principe is voortgezet bij de euro.
Tarihi kayıtlarda da bu şekilde sabittir.Ook evidentialiteit wordt op deze manier weergegeven.

İlgili Sayfalar