sabahları ile cümle
sabahları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Incendiile sunt frecvente şi mirosul de cenuşă şi fum de dimineaţă e obişnuit.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Les incendies sont fréquents et l'odeur de cendres et de fumée le matin n'est aps rare.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Los incendios son frecuentes y no es raro oler ceniza y humo por la mañana.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Os incêndios são frequentes e o cheiro a cinzas e a fumo, de manhã, não são invulgares.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Po częstych pożarach pozostaje popiół i dym.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Sering terjadi kebakaran dan bau debu dan asap di pagi hari sudah biasa.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Οι πυρκαγιές είναι συχνές και η μυρωδιά από στάχτες και καπνό το πρωί δεν είναι ασυνήθιστη.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Часто случаются пожары, и запах пепла и дыма по утрам не редкость.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.לעיתים תכופות פורצות שרפות, ובבקרים נישא ריח העשן והפיח.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.الحرائق تحدث باستمرار ورائحة الرماد والدخان في الصباح ليست غريبة.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Also musste ich meine Strategie auf den Morgen verlagern, weil es am Morgen gute Neuigkeiten gibt.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Así que tuve que inventar algo que tuviese que ver con la mañana, porque hay buenas noticias en la mañana.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Daarom moest ik een verband met de ochtend zoeken, want 's ochtends is er goed nieuws.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Então, eu tinha que fazer algo de manhã, porque há boas notícias de manhã.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Jadi saya merencanakan sesuatu di pagi hari, karena itu artinya kabar baik.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.그래서 전 뭔가 아침과 관련된 계획을 세워야 했어요. 아침은 좋은 소식을 가져오니까요.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Musiałam więc coś wymyślić, by ranek przyniósł dobrą wiadomość.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Så jag var tvungen att komma på något att göra med morgonen, för bra saker händer på morgonen.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Tak jsem musela vymyslet, co ráno udělám, když tedy mají přijít dobré zprávy.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Takže som s niečím musela prísť ráno, pretože ráno prináša dobré správy.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Thế là tôi phải nghĩ ra chuyện có thể làm khi trời sáng bởi lúc trời sáng mọi chuyện sẽ tốt đẹp.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Trebuia să mă gândesc la ceva cu care să încep dimineața, pentru că dimineața aduce vești bune.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Έτσι έπρεπε να σκεφτώ κάτι το οποίο είχε σχέση με το πρωί, επειδή τα καλά νέα έρχονται το πρωί.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Поэтому я должна была что-то придумать с утром, ведь утром приходят хорошие новости.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Така че трябваше да измисля нещо на сутринта, за да се сбъдне поверието.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Тому вранці я мусила придумати якийсь план, адже все хороше стається зранку.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.שהבוקר מביא בשורות טובות. אז היה עלי להמציא משהו שקשור בבוקר.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.لذا اضطررت إلى الخروج لفعل شيئا مع الصباح، لأن هناك أخبار جيدة في الصباح.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.いい知らせは朝にやってくるからです 村にはみんなのリーダーである年長者がいて
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.Các nàng đi tắm vào buổi sáng để tránh cái nhìn của đàn ông hoặc tới bồn tắm dành riêng cho phụ nữ.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.Do łaźni chodzą z rana, żeby unikać mężczyzn, lub odwiedzają specjalne łaźnie dla kobiet.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.Elles vont aux bains le matin pour éviter les hommes ou à des bains séparés réservés aux femmes.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.Iam aos banhos de manhã, para evitar os homens ou a banhos separados exclusivos para mulheres.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.Iban a los baños por la mañana para evitar a los hombres o a baños separados, solo para mujeres.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.그녀들은 남자들을 피하려 아침에 목욕탕에 가거나, 여자들만을 위한 욕탕을 이용합니다.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.Si recano alle terme al mattino per evitare gli uomini o in bagni separati solo per donne.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.Ze gingen 's ochtends baden om de mannen te vermijden, of naar baden alleen bestemd voor vrouwen.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.הן הולכות למרחצאות בבוקר כדי להמנע מהגברים או למרחצאות מופרדים לנשים בלבד.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.女性専用の浴場に行きました 中には紀元70年代の 流行に乗って
Her gün sabahları, günün ilk kahvesini içmeden önce, daha dişlerimi fırçalamadan, defterimi açarım.Cada día por la mañana lo primero que hago antes del café antes de lavarme los dientes, abro mi cuaderno.
Her gün sabahları, günün ilk kahvesini içmeden önce, daha dişlerimi fırçalamadan, defterimi açarım.Każdego ranka, jeszcze przed poranną kawą i umyciem zębów, otwieram notatnik.
Her gün sabahları, günün ilk kahvesini içmeden önce, daha dişlerimi fırçalamadan, defterimi açarım.매일 아침 커피를 마시거나 이 닦기 전에 저는 가장 먼저 노트를 펼쳐 봅니다.
Her gün sabahları, günün ilk kahvesini içmeden önce, daha dişlerimi fırçalamadan, defterimi açarım.Minden reggel az első dolog, ami megelőzi az első csésze kávét, és a fogmosást, hogy kinyitom a füzetet.
Her gün sabahları, günün ilk kahvesini içmeden önce, daha dişlerimi fırçalamadan, defterimi açarım.Mỗi sáng, điều đầu tiên tôi làm trước khi uống cốc cà phê đầu tiên trước khi đánh răng là mở cuốn ghi chép ra.
Her gün sabahları, günün ilk kahvesini içmeden önce, daha dişlerimi fırçalamadan, defterimi açarım.Всяка сутрин първото, което правя преди първата си чаша кафе, преди да си измия зъбите, си отварям бележника.
Her gün sabahları, günün ilk kahvesini içmeden önce, daha dişlerimi fırçalamadan, defterimi açarım.כל יום בבוקר, הדבר הראשון שאני עושה לפני כוס הקפה הראשונה, לפני שאני מצחצח שיניים, אני פותח את המחברת שלי.
Her gün sabahları, günün ilk kahvesini içmeden önce, daha dişlerimi fırçalamadan, defterimi açarım.وكل يوم في الصباح أول شيء أقوم به قبل قهوتي الصباحية وقبل تنظيف اسناني .. هو أني أفتح دفتر الملاحظات ذاك
Her gün sabahları, günün ilk kahvesini içmeden önce, daha dişlerimi fırçalamadan, defterimi açarım.一杯のコーヒーよりも 歯磨きよりも先にするのは そのノートを開いて見ることです 多くの場合何も書かれていません
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniAz egyik kérdés az volt "Mi az ön ikigai-a?" Azonnal tudták, miért keltek fel reggel.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniEen van de vragen was: "Wat is uw ikigai?" Ze wisten altijd waarom ze 's morgens op moesten staan.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniEn av frågorna var, "Vad är din ikigai?" De visste omedelbart varför de steg upp om morgnarna.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniEt af spørgsmålene var:
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedenini'당신의 이키가이가 무엇입니까?" 하는 질문이 있었습니다. 이곳 사람들은 왜 아침에 일어나는지 아주 잘 알고 있습니다.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniMột trong số đó là: "Ikigai của bạn là gì?" Họ luôn luôn biết lý do họ thức dậy mỗi buổi sáng.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniSalah satu pertanyaannya adalah, "Apa ikigai Anda?" Mereka segera tahu mengapa mereka bangun di pagi hari.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniSo lautete eine der Fragen: "Was ist ihr Ikigai?" Sie wussten sofort, warum sie morgens aufwachten.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniTym pytaniem było : Co jest twoim "Ikigai". Stulatkowie natychmiast odpowiadali dlaczego wstają rano z łóżka.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniΜία ερώτηση ήταν, " Ποιό είναι το " ικιγκάι " σου; " Αμέσως ήξεραν γιατί ξυπνούν το πρωί.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniЕдин от въпросите беше: "Какво е вашето икигаи?" Те незабавно знаеха защо се събуждат сутрин.
"İkigai'niz nedir?" hemen bildiler sabahlari kalkmalarin nedeniniОдин из вопросов был: "Каков ваш "икигай"?" И старики сразу же могли сказать, ради чего они просыпаются утром.