Ana içeriğe geç
Sözlük

sabaha ile cümle

sabaha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
dün geç geldin eveet sabaha karşı 2 gibiydi 2 mi?you came back late yesterday yess around 2 hours am 2hours ?
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur.It's tearing! Okay. Get out.
Bu Logan'da sabaha karşı 4.This is at 4 a.m. at Logan.
Sabaha gelecekler. Ne kadar kalacađým?You got what you deserved and you knew the risks
Ţunun ţurasýnda sabaha kaç saat kaldý ya.How many hours to be morning?
Burayı sabaha kadar kiraladım, istediğini yap.I rented it out til the morning, so do whatever you want.
Akşamdan sabaha kavga. Sabahtan akşama yine kavga.From morning till evening, again fights.
Sabaha lazım olacak." O, ne zaman çamaşır yıkamam gerektiğini bana hatırlatan hesaplayıcı akıldır.It's that calculating intelligence that reminds me when I have to do my laundry.
Yapmayacak mı ? mezarlıkta ... sabaha karşı görüşürüz ! Kaç kişi olursa olsun !No matter how many people!
Sabaha... ...onunla bir daha konuş.In the morning, tell the Chairman, that you can't do it.
Yirmi milyon daha, sabaha kadar!Twenty million more, by morning!
- Sabaha kadar eğlenelim.- We'll make a night of it.
Ama sabaha her şey düzelir.But everything will be cleared in the morning
Sabaha kadar.Until the morning.
Musa onlara, ‹‹Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın›› dedi.Moses said to them, "Let no one leave of it until the morning."
Eti aynı gün yenecek, sabaha bırakılmayacak. RAB benim.It shall be eaten on the same day; you shall leave none of it until the morning. I am Yahweh.
Yaşamın öğlen güneşinden daha parlak olur, Karanlık sabaha döner.Life shall be clearer than the noonday. Though there is darkness, it shall be as the morning.
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;"Have you commanded the morning in your days, and caused the dawn to know its place;
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Come, let's take our fill of loving until the morning. Let's solace ourselves with loving.
Sabaha karşı İsa, gölün üstünde yürüyerek onlara yaklaştı.In the fourth watch of the night, Jesus came to them, walking on the sea.
Ona: "Şunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!" buyruğunu bildirdik.We issued this command to him, for they were going to be destroyed in the morning.
Sabaha girerlerken onları da (o) korkunç ses yakaladı.But they were seized by the mighty blast towards the morning;
Ağaran sabaha,The morning when it is unveiled,
Soluk almağa başlayan sabaha,The rising dawn,
Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih edip (yüceltin).So extol God when the evening comes and the day dawns,
Ağardığı zaman sabaha,The morning when it is unveiled,
Ve nefes almaya başladığı zaman, sabaha;The rising dawn,
Sabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi.But they were seized by the mighty blast towards the morning;
Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki,The rising dawn,
Artık tenzih edin Allah'ı akşama girince ve sabaha erince.So extol God when the evening comes and the day dawns,
Fakat azabımız, yurtlarına gelip çökünce korkutulanlar, ne de kötü bir sabaha kavuşacaklar.When it comes down on their plains, it will be an evil dawn for those who had been warned.
Ve ışıdığı çağda, sabaha.The rising dawn,
Andolsun ağaran sabaha.I CALL TO witness the dawn
Korkunç titreşimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı.But they were seized by the mighty blast towards the morning;
O halde tespih Allah için. Akşama erdiğinizde de sabaha erdiğinizde de...So extol God when the evening comes and the day dawns,
Sabaha çıktıklarında birbirlerine seslendiler:At daybreak they called to each other:
Yemin olsun sabaha, ağarıp ışıdığında,The morning when it is unveiled,
Ve soluyarak açıldığı zaman sabaha,The rising dawn,
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.But they were seized by the mighty blast towards the morning;
Ağarmakta olan sabaha andolsun ki,The morning when it is unveiled,
Ağarmaya başladığında sabaha andolsun ki,The rising dawn,
Ve açtığı sıra o sabaha.The morning when it is unveiled,
Sabahakşam Rabbinin ismini an.Meditate upon the name of your Lord morning and evening;
Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,The rising dawn,
Ağardığı dem sabaha kasem edip şahit tutarım ki.The morning when it is unveiled,
Nefes almaya başladığı dem sabaha kasem ederim ki:The rising dawn,
Ağardığı vakit sabaha,The morning when it is unveiled,
Ve nefes almağa başlayan sabaha,The rising dawn,
Sabaha başlamak için ne güzel bir muson günü!What a beautiful monsoon day to start the morning with!
Sofra sabaha kadar lezzetli yiyeceklerle dolu kalıyor.The table remains full of delicious food until morning.
Donmuş yağmur sabaha kadar ağaçları, çalılıkları ve dışarıdaki her şeyi kapladı.The freezing rain covered trees, shrubbery, and everything else outdoors by morning.
Üzeri örtülerek ılık bir yerde sabaha kadar bekletilir.Sie ist voller Frieden bis zum Anbruch der Morgenröte.
Sabaha karşı yola çıktık.Reise in mein frühes Ich.
Eğlence ve sohbetler bazen sabaha kadar sürebilir.Die Feierlichkeiten ziehen sich oftmals bis in die Morgenstunden des nächsten Tages.
Sabahattin Eryurt, (d.Um den halbkugeligen Umbo (lat.
Onunla bir gece sabaha kadar çakıştık.Ich kannte sie in gewisser Weise vom ersten Abend.
Ertesi sabaha gider.Dieser sollte am nächsten Morgen erfolgen.
Ertesi sabaha kadar kurtarma ekiplerinin kaza yerine gitmelerine izin verilmedi.Rettungskräfte erreichten die Unglücksstelle erst am Folgetag.
Ses Dergisi. SinemaTürk'te Sabahat DuruPublikum: Rennt kreischend aus dem Kino.
1 Kasım 2012’de Mitch Lucker sabaha karşı bir motosiklet kazası geçirdi.Le 1er novembre 2012, Mitch Lucker trouve la mort dans un accident de moto.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod