Bütün sabah ağladım.I cried all morning.
Müze sabah saat dokuzdan itibaren açık.The museum is open from nine o'clock in the morning.
Tom sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar çalıştı.Tom worked from early in the morning until late at night.
Geçen pazar sabahından beri yılların geçtiğine dair içimde bir his var.I have the feeling that since last Sunday morning, years have gone by.
Sabahları çok tembelim ve hiçbir şey yapmak istemiyorum.In the mornings I'm very lazy and don't want to do anything.
Bu sabah kalktığında ilk yaptığın şey nedir?What's the first thing you did when you woke up this morning?
"Bu sabah kalktığında yaptığı ilk şey nedir?" "Tekrar yatmaya gittim.""What's the first thing you did when you woke up this morning?" "I went back to sleep."
Bu sabahtan beri boğazımda bir gıcık var. Gerçekten soğuk algınlığına mı yakalandım.I've had a tickle in my throat since this morning. Have I really caught a cold?
Tartışmaya yarın sabah devam edilecek.The discussion will be continued tomorrow morning.
Yarın sabah bir iş görüşmem var.I have a job interview tomorrow morning.
Bu sabah tıraş oldun mu?Did you shave this morning?
Her sabah tıraş olur musun?Do you shave every morning?
Her sabah tıraş olur musunuz?Do you shave every morning?
Tom her sabah duştan çıkar çıkmaz tıraş olur.Tom shaves every morning as soon as he gets out of the shower.
Ben sabah kahvaltısı yaptım.I had breakfast.
O, sabah kahvaltısı yaptı.He had breakfast.
Çalışmaya sabah saat sekizde başlıyorum.I start work at eight in the morning.
Bu bu sabah orada değildi.That wasn't there this morning.
Bütün sabah ne yaptıklarını düşünüyorsun?What do you think they were doing all morning?
Bu sabah sandıklar tüm ülke genelinde açıldı.This morning, the polls opened all across the country.
Erken sabah toplantılardan hoşlanmam.I don't like early morning meetings.
Bu sabah bir sincap gördüm.I saw a squirrel this morning.
O sadece bu sabah geldi.He arrived just this morning.
Daha bu sabah ayrıldın ama şimdiden seni özlüyorum.You just left this morning, but I already miss you.
Sabah hiç iyi değildir.Morning is never good.
Bu güncelleştirme bu sabah saat 10'da yayınlanacak.This update will be released at 10 o'clock this morning.
Japonya'da şimdi saat sabahın 3.00'ü.In Japan, it's now 3:00 a.m.
Ben sabahları hiç meyve yiyemem.I can't eat any fruits in the mornings.
Ertesi sabah Tom'u aradım.I called Tom the following morning.
Sabahımı düzenlemek için yaklaşık yirmi dakikaya ihtiyacım var.I need about twenty minutes to organize my morning.
Yarın sabah bize yardım edecek misin?Are you going to help us tomorrow morning?
Her zamanki gibi, Tom sabah erken kalktı ve yüzdü.As usual, Tom got up early in the morning and swam.
Bu sabah kahve yaptın mı?Did you make coffee this morning?
Hâlâ her sabah koşuyor musun?Do you still go jogging every morning?
Bu sabah üç fincan kahve içtim.I drank three cups of coffee this morning.
Sadece sabah yüzmemden geri döndüm.I just got back from my morning swim.
Evden sabah 7.30'da ayrılırım.I leave home at 7:30 in the morning.
Dün sabah neden burada olmadığını bilmek istiyorum.I want to know why you weren't here yesterday morning.
Bu sabah bir tartışmamız vardı.We had an argument this morning.
Yarın sabah gideriz.We leave tomorrow morning.
Bu sabah kahve yapan sen miydin?Were you the one who made the coffee this morning?
Sabah 7.00'den sonrasına kadar bu havuzda yüzmene izin verilmez.You aren't allowed to swim in this pool until after 7:00 a.m.
Bu sabah çok sakinsin.You're awfully quiet this morning.
Tom ve ben bu sabah birlikte birer fincan kahve içtik.Tom and I had a cup of coffee together this morning.
Tom sabah kahvaltısını yemeye başladı.Tom began to eat his breakfast.
Tom bu sabah kahvaltı yemedi.Tom didn't eat breakfast this morning.
Tom bu sabah erken kalkmadı.Tom didn't get up early this morning.
Tom her sabah egzersiz yapar.Tom does exercises every morning.
Tom sabah erken kalktı ve yüzdü.Tom got up early in the morning and swam.
Tom bu sabah Mary'den bir faks aldı.Tom received a fax from Mary this morning.
Tom bu sabah gazete okumak için zamanının olmadığını söyledi.Tom said he didn't have time to read the newspaper this morning.
Tom genellikle sabahleyin erken kalkar.Tom usually gets up early in the morning.
Tom genellikle sabah yüzer.Tom usually swims in the morning.
Tom erken sabah yüzmesine gitti.Tom went for an early-morning swim.
Tom muhtemelen sabahleyin burada olacak.Tom will probably be here in the morning.
Sabahleyin sert yağmur yağdı.It rained hard during the morning.
Central Park'ta her sabah altıda başlayarak çalışıyorum.I work in Central Park every morning starting at six.
Soğuk sabahlarda yataktan çıkmak zordur.It's difficult to get out of bed on cold mornings.
Bu sabah, arkadaşım ve ben uçak biletleri satın almak için gittik.This morning, my friend and I went to buy airline tickets.
Ertesi sabah herhangi bir açıklama yapmadan ortadan kayboldu.The next morning, he vanished without any explanation.