Yarın sabah Japonya'dan ayrılıyoruz.Tomorrow morning we're leaving Japan.
Kahvaltı sabah yedide servis edilir.Breakfast is served at seven a.m.
Ben seni her sabah arıyor olacağım.I'll be calling you every morning.
Tom her sabah köpeğini gezdirir.Tom walks his dog every morning.
Tom gece portakal suyu ve kahve ve sabahleyin şarap ve bira içmektedir.Tom drinks orange juice and coffee at night and wine or beer in the morning.
Tom her sabah parkta koşuya gider.Tom goes jogging in the park every morning.
Tom işe giderken her sabah bu parktan geçer.Tom walks through this park every morning on his way to work.
Gökyüzü sabah boyunca griydi.The sky was gray all morning.
Tom bütün sabah aptalca sorular soruyor.Tom has been asking stupid questions all morning.
Birini ziyaret etmek için sabahleyin hâlâ çok erken.It's still too early in the morning to visit anybody.
Bu sabah hava çok soğuk, değil mi?It's very cold this morning, isn't it?
Tom sabahleyin varacak.Tom will be arriving in the morning.
Yarın sabah Boston'dan ayrılıyorum.I'm leaving Boston tomorrow morning.
Tom yarın sabah sizi karşılayacak.Tom will meet you tomorrow morning.
Bu sabah hava gerçekten çok sıcak.It's really hot this morning.
Bu sabah geç kaldın.You were late this morning.
Bu sabah 2.30'dan beri yoldayım.I've been on the road since 2:30 this morning.
Bu sabah ilk trende olmalıydım ama uyuyakalmışım.I should've been on the first train this morning, but I overslept.
Sen her sabah saat 5'te uyanırsın.You wake up at 5 o'clock every morning.
Tom tarlayı sabanla sürdü.Tom plowed the field.
Sabahleyin ortam akşamkinden daha aydınlıktır.Things are clearer in the morning than in the evening.
Sabahleyin bir şey yapmadan önce bir bardak çay içmek isterim.I like to drink a cup of tea in the morning before I do anything.
Bu sabah gök gürültüsü ile uyandım.I was woken up by the sound of thunder this morning.
Yua ve Yuma sabahtan son trene kadar yürüdüler.Yua and Yuma walked from morning until the last train.
Bu sabah ne zaman yatmaya gittin?What time did you go to sleep this morning?
Sabah erken kalkmaktan nefret ediyorum.I hate getting up early in the morning.
Sabahleyin erken kalkmaktan nefret ediyorsun, değil mi?You hate getting up early in the morning, don't you?
O, sabah erken kalkmaktan nefret ediyor.He hates getting up early in the morning.
O sabahleyin erken kalkmaktan nefret eder.She hates getting up early in the morning.
Mary sabahleyin erken kalkmaktan nefret eder.Mary hates getting up early in the morning.
Sabah erken kalkmaktan nefret ediyoruz.We hate getting up early in the morning.
Onlar sabah erken kalkmaktan nefret ediyorlar.They hate getting up early in the morning.
Sabah ağır bir yağmur vardı.In the morning, there was a heavy rain.
Sabahleyin yoğun bir yağmur vardı.In the morning, there was a heavy rain.
Sabahleyin sağanak yağmur vardı.In the morning, there was a heavy rain.
Bütün sabah Tom'u arıyorum fakat onunla bağlantı kuramıyorum.I've been calling Tom all morning, but I can't get a hold of him.
Sabah, oynamak için fazla erken değil mi?Is it too early in the morning to be playing?
Sabah kahvaltıda kendime patlıcanlı yumurta hazırladım.I've prepared eggplant and egg for my breakfast.
Sabang, Endonezya'nın en batısındaki şehirdir.Sabang is the westernmost city in Indonesia.
Sabahları nehir boyunca yürümeyi severim.I love to walk along the river in the mornings.
Sabah kahvaltısı zamanı.It's time for breakfast.
Bu sabah herhangi bir posta aldım mı?Did I get any mail this morning?
Sabahları hindistan cevizi suyu içerim.I drink coconut water in the morning.
Uyumaya git, Tom. Yarın sabah erken uyanmalısın.Go to sleep, Tom. You need to wake up early tomorrow morning.
Yatmaya git, Tom. Yarın sabah erken kalkmalısın.Go to bed, Tom. You need to get up early tomorrow morning.
Şu an kendimi daha iyi hissediyorum ama bu sabah kendimi kötü hissetmiştim.I'm feeling better now, but I sure felt bad this morning.
Ben lisedeyken, her sabah altıda kalkardım.When I was in high school, I got up at six every morning.
Mary sabahleyin ananas yemeyi sever.Mary likes to eat pineapple in the morning.
Sabah 7.30'da kahvaltı yaparım.I have breakfast at 7:30.
Evimden sabah 8.00'de ayrılırım.I leave my house at 8:00 in the morning.
Sabah gazetesi nerede?Where's the morning paper?
Sabahları mı yoksa akşamları mı vardiyaları tercih edersiniz?Do you prefer mornings or evenings shifts?
Yarın sabah çok erken kalkmak zorundayım.I have to get up very early tomorrow morning.
Okula gitmeden önce her sabah duş alıyorum.I take a shower every morning before I go to school.
Bu sabah hasta nasıl?How is the patient this morning?
Tom okula gitmeden önce her sabah duş alır.Tom takes a shower every morning before he goes to school.
Tom ve Mary bütün cumartesi sabahını birlikte harcadılar.Tom and Mary spent all Saturday morning together.
Bu sabahı Tom'la telefonda geçirdim.I spent this morning on the phone with Tom.
Bu sabah çok sinirli görünüyorsun.You seem very nervous this morning.
Roger sabah erkenden gece geç saatlere kadar çalıştı.Roger worked from early in the morning until late at night.