sabır ile cümle

sabır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Lombard evine dönmek için sabırsızlandı ve trene binmek yerine uçağa binmeye karar verdi.隆巴德急着回家,想坐飞机而不是火车。
Çocuklarla araları çok iyidir, onlara karşı çok tutarlı ve sabırlıdırlar.濱口優是好孩子(よゐこ)的其中一員,搭擋是有野晋哉。
Sabırlı olun.须要有忍耐。
Çok huysuzdur ve sabırsızdır.参见懒惰和不耐烦。
Sabırsızlıkla yanıtınızı bekliyorum ve hiçbir hukuksal davanın gerekli olmayacağını umuyorum.有法律专家认为此情况不可想象,辩护不会有效果。
Çok sabırsız birisidir.他有难以置信的耐心。
Bayern Münih'in internet sitesindeki profilinde "sabırsız, disiplinli, hırslı" gibi ifadeler yer almaktadır.拜仁慕尼黑官方网站曾在其个人档案中列出了“要强、有纪律、有事业心”的属性。
Kadınlar ise fazla soru sormaz, sabırlı oldukları kadar da ketumlardır.故也不問請求贍養費的人,是否請求離婚的一方,抑被請求離婚的一方。
Sabır yetişkinliğin en önemli bileşenlerinden biridir.忍耐是培育正念及專注的最重要美德之一。
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.本人却似乎没有回到日本的想法,“已经不会和春希他们再见面了吧”如此自嘲着。
Ümit Nazlı Boyner: "Berkin Elvan ailesine ve tüm sevenlerine sabır diliyorum.“在巴比倫跟你們同蒙揀選的人,向你們問好。
Flaminius, aynı Sempronius gibi sabırsız, aşırı güven ve kendini kontrol etme eksikliği içindeydi.弗拉米尼的個性和塞姆普罗尼乌斯一樣,既浮躁、過分自信又缺乏自我控制。
Tarkan) "Sabır (feat.시호는 효도(孝悼).
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.기찻길 철로 위, "나 다시 돌아갈래!"
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.동인의 선봉이 되어 서인들을 공격하는데 앞장섰다.
Dördüncü makamı, sabır ve kanaattır.全국민의 총명과 피 땀, 인내를 四.
Çalışmak için sabırsızlanıyorum.더욱 열심히 공부하겠어요.
Sabırsız ve sportif bir kızdır.성격이 드세고 보이쉬한 소녀이다.
Sabırsızlıkla yanıtınızı bekliyorum ve hiçbir hukuksal davanın gerekli olmayacağını umuyorum.법학지식은 묻지 않으나 법 관련 이슈가 출제될 가능성이 높다.
Sabırlı, sakin mizaçlı bir adamdır.'너는 참을성있고 쉬운 남편이 될 소질이 있구나.'
Ama biz sabırlıyız.יש לי מספיק סבלנות.
Tarkan) "Sabır (feat.ושלום צבר (עורכים).
Var mısınız?" ve "Sabırlı olun ve gözünüzü dört açın," gibi gizli mesajlar vardır.ו"תהיה סבלני ותשאיר את עינייך פתוחות".
Sabırsızlıkla yanıtınızı bekliyorum ve hiçbir hukuksal davanın gerekli olmayacağını umuyorum.מדובר בשיקול שאין המשיב רשאי לשקול, ואינו רלוונטי לצורך מתן המעמד לעותרת.
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.סמניה הגיבה: "אני מאושרת לחזור למסלול שוב.
Sevgi ve sabırla eğitilmelidir.באימון בריכוז ובסבלנות.
Kültürlü ve sabırlıdır.רחוק ומלא סבלנות.
Diğer ANBU üyeleri gibi Yamato da stresli durumlarda sakin, sabırlı bir tavır gösterir.מיקרו מבנים המאולחים באופן קבוע גם הם גורמים לכוונון מחדש מוגבל וסובלנות נמוכה במצבי תקלה.
Her serbest hareket sabir bir büyüklük ve yöne sahiptir.ישנה משמעות ברורה המתלווה לכל תנועה ומחווה.
Bu müziği dünyadaki izleyicilerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. dedi.אמצעי זה בסרט מאפשר למרואיינים לשמור על קשר עין עם הצופים."
Yaz tatilini sabırsızlıkla bekliyorum.אני מצפה לחופשת הקיץ.
Tom sabırsız görünüyor.טום נראה חסר סבלנות.
Çalışmak için sabırsızlanıyorum.Нетърпелив да учи.
Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin.Беше безкрайно търпелив и невероятно добър с мен.
Ancak sen biraz sabırlı ol.Опитайте се да останете невъзмутим.
Bu müziği dünyadaki izleyicilerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. dedi.Музиката е написана да вникне дълбоко в слушателя".
Ve sabırlı ol, zira sabır cömertlik demektir.Запази спокойствие, търпение и добро настроение.
Çok sabırlıdırlar ve çocuklarla araları oldukça iyi olan bir köpek ırkıdır.Като цяло то е сравнително здраво куче, което страда от малко болести.
Sinirli bir insan olarak başına gelenler adeta bir sabır sınavı gibidir.Елен Уест е пациент с анорексия нервоза, която става един от най-известните примери за екзистенциален анализ.
Pink turneyle ilgili "Tekrar yollara dönmek için sabırsızlanıyorum.Roger Taylor to komentoval, že „si nikdy nemysleli, že by opäť šli na turné...
Sabırsızlık genellikle çocuksu bir nitelik olarak düşünülür.Ľudia ho často mylne pokladajú za Malý voz.
"Ten Paciencia" (Sabırlı Ol), Latin sanatçı Thalía'nın 12.stüdyo albümü olan "Lunada"nın ilk single'ı.Ten paciencia (v slovenčine: "Maj Trpezlivosť") je prvý singel speváčky Thalíe z albumu Lunada.
Gürültü ve hız, sabırsızlığı, huzursuzluğu ve öfkeyi ifade eder.Prejavuje sa nepokojom, úzkosťou, nerovozitou a nespavosťou.
Ama biz sabırlıyız.In bili so zelo potrpežljivi.
İyi bir yayın yapımı çok sabır ister ve yıllarca sürebilir.Dobro vzdrževana maska ​​bo služila več let.
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Biti pred ostalimi nasproti biti ob ostalih.
Ancak sen biraz sabırlı ol.Su jais reikia kantrybės.
Eğitimleri sabır ister.Treniravimas reikalauja kantrybės.
Philip sabırsızlanıyordu.Edvardas Grūbė.
Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin.Visuomet pasitikėjau savimi ir buvau stropus.
Bunun için ekstra çalışmaya, zamana ve sabıra ihtiyacı var. "See kõik vajab aga aega ja raha."
“Soy bilim, bilgide titizlik gerektirir, çok sayıda malzemenin yığılmasını sabır gerektirir.”"Ja oluline on see, et teil oleks kannatlikkust teha lihtsaid energiaharjutusi."
Ve sabırlı ol, zira sabır cömertlik demektir.Ära võta kõike, sest kannatlikkusel on piir.
Lületaşı işlemeciliği, yetenek, tecrübe ve sabırlı bir çalışma gerektiren zor fakat zevkli bir el işçiliğidir.Tal peab olema stiilitunnetus, kontsentreerumisvõime ning kannatlikkus oma töid teostada.
A: Babamı görmek için sabırsızlanıyordum.Я с нетерпением ждал встречи с моим папой.
Ağabey. Eski bedenlerimizi geri kazanmak için sabırsızlanıyorum.Haluaisin kovasti saada entiset ruumiimme takaisin.
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusunda부모님은 거기에 대해 아무말 하지 않았고, 전 종교순례를 위해 인도에 잠시
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusundaMí rodiče byli velice trpěliví, ale tou dobou jsem střídavě pobýval v Indii při hledání tajemna.
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusundaMis padres tenían mucha paciencia.
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusundaVà bố mẹ tôi đã rất kiên nhẫn
İlgili Sayfalar