Ana içeriğe geç
Sözlük

saatler ile cümle

saatler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İşkence saatlerce sürdü.The torture continued for hours.
Tom Mary'yi düşünürken saatlerce gözüne uyku girmedi.Tom lay awake for hours thinking about Mary.
Geç saatlerde, özellikle cuma günleri çalışmaktan nefret ediyorum.I hate working late, especially on Fridays.
Bana ihtiyacınız varsa bugün geç saatlere kadar çalışmaya hazırım.I'm willing to work late today if you need me to.
Sabahın erken saatlerinde avlanmaya gidiyorum. Benimle gelir misin?I am going hunting early in the morning. Will you come with me?
Her gün saatlerce uygulama yapıyorum.I practice many hours every day.
Geç saatlerde çalışmaktan nefret ederim.I hate working late.
Gece kim geç saatlere kadar yatmaz, sen mi yoksa Tom mu?Who stays up later at night, you or Tom?
Bugün geç saatlerde çalışmanız gerektiğini duydum.I hear you have to work late today.
Pahalı saatler hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know a thing about expensive watches.
Zengin insanlar pahalı saatleriyle gösteriş yaparlar.Rich people show off with their expensive watches.
Zengin insanlar pahalı saatleriyle hava atarlar.Rich people show off with their expensive watches.
Bugün erken saatlerde başım ağrıyordu.I had a headache earlier today.
Layla, Sami'nin mesajını saatler sonra aldı.Layla received Sami's message hours later.
Bu gece geç saatlere kadar çalışacak mısın?Will you be working late tonight?
Tom saatlerce telefonla car car konuşuyordu.Tom has been yakking on the phone for hours.
Saatlerdir sana ulaşmaya çalışıyordum.I've been trying to reach you for hours.
Tom saatlerce ara sıra ağladı.Tom cried off and on for hours.
Tom dün gece geç saatlere kadar dışarıda içki içiyordu.Tom was out late last night drinking.
Bugün erken saatlerde buraya geleceğimi sanıyordum.I thought I was going to get here early today.
Tom uzun saatlerdir çalışıyor.Tom has been working long hours.
Tom gecenin geç saatlerinde şarkı söylememesi gerektiğini biliyor.Tom knows he shouldn't be singing this late at night.
Her şeyi incelediğinde saatler geçti.Many hours passed while she examined everything.
Tom Mary'ye gece geç saatlere kadar dışarıda kalmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to stay out late at night.
Hayali gitar becerilerini mükemmelleştirmek için saatler harcadı.He spent hours perfecting his air guitar skills.
Geç saatlere kadar ayakta kalmaya alışkınım.I'm used to being up until late.
O saatlere baktı.She looked at the watches.
Dakika saatlere dönüştü.Minutes turned into hours.
Kendileriyle ilgili biriyle konuşun ve onlar saatlerce dinleyecekler.Talk to someone about themselves and they'll listen for hours.
Gece bu kadar geç saatlerde bunu yapmam gerekmiyor.I'm not supposed to do that this late at night.
Tom Mary'ye neden geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldığını söylemedi.Tom didn't tell Mary why he had to work late.
Bunu yapmak saatlerimi aldı.It took me hours to do that.
Tom Mary'ye neden geç saatlere kadar çalışması gerektiğini sordu.Tom asked Mary why she had to work late.
Tom Mary'ye neden geç saatlere kadar çalışmak zorunda olduğunu söyledi.Tom told Mary why he had to work late.
Tom Mary'nin yatak başucunda saatlerce oturdu.Tom sat at Mary's bedside for hours.
Tom ve ben saatlerce konuştuk.Tom and I talked for hours.
Tom'un geç saatlere kadar çalışması gerekiyordu.Tom needed to work late.
Tom dün gece geç saatlere kadar eve gitmedi.Tom didn't get home until late last night.
Tom pazartesi sabahı erken saatlerde Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston early on Monday morning.
Çok geç saatlere kadar ayakta kalmamayı önerirdim.I'd suggest not staying up too late.
Tom geçen gece geç saatlere kadar çalıştı.Tom worked late last night.
Bu saatler sürecek.It's going to take hours.
Bu gece geç saatlere kadar çalışıyor musun?Are you working late tonight?
Geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalmazsam yarın akşam görüşürüz.I'll see you tomorrow evening unless I have to work late.
Tom geç saatlere kadar çalışmak zorunda olmayacağını umuyor.Tom hopes that he won't have to work late.
Tom geç saatlere kadar dışarıda kalmamalıydı.Tom shouldn't have stayed out so late.
Tom gerçekten geç saatlere kadar çalışıyor.Tom is really running late.
Dün gece geç saatlere kadar çalıştım.I worked late last night.
Tom geç saatlere kadar çalışmak zorunda.Tom has to work late.
Tom bugün erken saatlerde burada olacağını söyledi.Tom told me he'll be here early today.
Tom çoğu zaman geç saatlere kadar çalışır.Tom often works late.
Tom'a gece geç saatlere kadar dışarıda kalmamasını söyledim.I told Tom not to stay out late at night.
Tom pazartesi günleri geç saatlere kadar çalışmaktan nefret eder.Tom hates to work late on Mondays.
Sami, 6 Haziran 2006'nın erken saatlerinde acil olarak hastaneye kaldırıldı.Sami was rushed to the hospital in the early hours of June 6th, 2006.
Sami saatlerce durmadan patates soyarak babasının restoranında çalıştı.Sami worked at his father's restaurant, peeling potatoes for hours on end.
Sami bir golf sahasında uzun saatler çalışıyordu.Sami worked long hours at a golf course.
Sami evde geç saatlerde çalışıyor.Sami has been working late at home.
Tom, dün gece geç saatlerde çalışıyordu.Tom was working late last night.
Tom dün gece geç saatlerde çalışıyordu.Tom was working late last night.
Çocukken, radyo dinleyerek saatler geçirirdim.When I was a kid, I used to spend hours listening to the radio.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
saatler ile cümle - Sayfa 10 - saatler kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App