saatin ile cümle

saatin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Etkinlik süresine ve günün hangi saatinde olduğuna göre ikram miktarına ve kalitesine karar verin.Decide la cantidad y calidad del catering en función de la hora del día y de la duración del evento.
Etkinlik süresine ve günün hangi saatinde olduğuna göre ikram miktarına ve kalitesine karar verin.음식의 양과 질은 당일 행사 시간과 소요되는 시간에 따라 결정하세요.
Etkinlik süresine ve günün hangi saatinde olduğuna göre ikram miktarına ve kalitesine karar verin.Pomyślcie o ilości i jakości jedzenia, odpowiednio do pory dnia i długości całej konferencji.
Etkinlik süresine ve günün hangi saatinde olduğuna göre ikram miktarına ve kalitesine karar verin.Количество и уровень питания выбирайте, исходя из времени дня и продолжительности мероприятия.
Etkinlik süresine ve günün hangi saatinde olduğuna göre ikram miktarına ve kalitesine karar verin.תחליטו על הכמות ועל איכות הקייטרינג, תלוי בזמן ביום ובאורך האירוע.
Etkinlik süresine ve günün hangi saatinde olduğuna göre ikram miktarına ve kalitesine karar verin.اتخذ قرار بشأن مبلغ ونوعية الطعام، اعتمادا على وقت اليوم ومدة حدثك.
Etkinlik süresine ve günün hangi saatinde olduğuna göre ikram miktarına ve kalitesine karar verin.イベントの開催時間帯と 期間の長さによって決めます 費用を減らすには ビュッフェ形式の食事を 軽いスナックや軽食に替えることもできます
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.1時間かかったね だから、時刻の変化は1時間だね
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.그는 북쪽으로 5킬로미터를 한 시간 안에 갔어요
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.Anh ấy đã đi 5 km về phía bắc ... và mất 1 giờ.
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.Er bewegt sich 5 km nach Norden ... ... wofür er 1 Stunde braucht.
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.Jadi Shantanu berkendara 5 km ke utara ... ... dan itu memakan waktu 1 jam.
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.Så går han 5 kilometer nord... ... och det tog honom 1 timme.
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.Takže jde 5 km na sever. A trvalo mu to 1 hodinu.
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor. Yani zamandaki değişim 1 saat.П'ять км на північ він пройшов за годину, отже зміна часу становить одну годину.
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.והוא נסע 5 ק"מ צפונה... ... וזה לקח לו שעה.
Evet adam 5 kilometre kuzeye gidiyor... ... ve 1 saatini alıyor.يقطع 5 كيلومتر إلى الشمال وإحتاج إلى ساعه
Evet, evet...<br />Saatin...ben onu geri vericektim.Da, da.....Ceasul... Voiam sa-l returnez...
Evet, evet...<br />Saatin...ben onu geri vericektim.Iya, Iya... Jam itu... Aku akan mengembalikannya.
Evet, evet...<br />Saatin...ben onu geri vericektim.Ja, ja... Die Uhr...Ich wollte sie zurück geben.
Evet, evet...<br />Saatin...ben onu geri vericektim.La montre. J'allais la rendre.
Evet, evet...<br />Saatin...ben onu geri vericektim.Sì, sì ... L'orologio ... Stavo per restituirlo.
Evet, evet...<br />Saatin...ben onu geri vericektim.Tak, tak..<br />Zegarek.. Zamierzałem go zwrócić.
Evet, evet...<br />Saatin...ben onu geri vericektim.Ναι, ναι...Το ρολόι... Θα το επέστρεφα.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Aber lassen Sie mich mit meiner Rede beginnen - die Zeit läuft.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Ale poďme k veci -- čas beží.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Dar să revin la subiect -- văd ceasul alergând.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.De hadd kezdjem el az előadást -- látom, pörög az óra.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.이제 강연을 시작하죠. 시간이 흐르고 있으니까요.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Maar laten we beginnen - ik zie dat de tijd vliegt.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Ma cominciamo - vedo che l'orologio corre.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Mais permettez-moi de passer à ma conférence - je vois l'heure tourner.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Mas vamos à palestra - o relógio está a contar.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Men lad mig komme til talen -- jeg kan se at tiden går.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Men låt mig att börja med föredraget - jag ser att tiden går.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Nhưng hãy để tôi bắt đầu buổi nói chuyện -- Tôi thấty đồng hồ đang chạy
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Pero me he de centrar, porque el tiempo vuela.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Przejdę do rzeczy, bo czas mija.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Tapi saya akan memulai pembicaraan ini -- saya melihat jam terus berjalan.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Ας ξεκινήσω όμως, γιατί το ρολόι τρέχει.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Но нека започна дискусията -- виждам, че времето тече.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Но позвольте мне начать свой рассказ, я вижу как бежит время.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.אבל בואו נעבור להרצאה, אני רואה שהשעון רץ.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.لكني دعوني أبدأ الخطاب -- إني أرى الساعة تدور.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.私は公立学校の教師です。
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.A trebuit să suţinem o oră din film cu un personaj.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Chúng tôi phải xây dựng một bộ phim trong 1 giờ với một nhân vật.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Eén uur film met een personage.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.우리는 가공의 캐릭터로 영화의 한시간 분량을 책임져야 했어요.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Musieliśmy stworzyć godzinę filmu z naszym bohaterem.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Nous avions pour mission de créer un personnage pendant une heure du film.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Teníamos que lograr una hora de la película con un personaje.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Wir mussten eine Stunde des Filmes mit einer Figur füllen.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Έπρεπε να καταφέρουμε μία ολόκληρη ώρα ταινίας με αυτόν το χαρακτήρα.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Нам нужно было обеспечить игру главного персонажа в течении часа.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Нам потрібно було забезпечити гру персонажа протягом години фільму.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.Трябваше да създадем едночасов филмов материал с героя.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.משכנעים ומבטיחים אחד את השני שנוכל למעשה לעשות את זה. היינו צריכים להחזיק שעה מהסרט עם הדמות הזו.
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.كان علينا أن نكرس ساعة من الفيلم للشخصية .
Filmin bir saatini bir karakterle geçirmek zorundaydık.しかもSFX映画ではないので 本物の人間らしくなければなりませんでした

İlgili Sayfalar