Ana içeriğe geç
Sözlük

saatin ile cümle

saatin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Saatiniz şimdi saatin kaç olduğunu söylüyor?What time does your watch say it is now?
Sizin saatinize göre saat kaç?What time does your watch say it is now?
Saatin kaç olduğunu merak ediyorum.I wonder what time it is.
Saatin farkında mısın, Aşkım?Are you aware of the time, Love?
Ona günün belirli bir saatini vermezdi.She wouldn't give him the time of day.
Senin saatine gör saat kaç?What's the time according to your watch?
Saatin kaç olduğu hakkında bir fikrin var mı?Do you have any idea what time it is?
Ölüm saatinin 14:20 olduğuna inanıyoruz.We believe the time of death was 2:20 p.m.
Cinayet saatinde neredeydin?Where were you at the time of the murder?
Bu saatin tamir edilmesi gerekiyor. O günde 20 dakika ileri gidiyor.This watch needs to be repaired. It gains 20 minutes a day.
Bu saatin onarılması gerekiyor. O günde 20 dakika ileri gidiyor.This watch needs to be fixed. It gains 20 minutes a day.
Bana saatin kaç olduğunu söylemeyecek misin?Won't you tell me what time it is?
Tom genellikle günün bu saatine kadar sarhoştur.Tom is usually drunk by this time of day.
Tom saatine baktı.Tom glanced at his watch.
Tom çalar saatini ayarlamayı unuttu.Tom forgot to set his alarm clock.
Tom saatin kaç olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know what time it is.
Tom kapanma saatinden önce bankaya üç bin dolar yatırdı.Tom deposited three thousand dollars in the bank just before closing time.
Tom bu numaradan günün herhangi bir saatinde bana ulaşabilir.Tom can reach me at this number any time of day.
Onu varış saatinizi bildirirseniz, Tom sizi havaalanında karşılayabilir.Tom can meet you at the airport if you let him know your arrival time.
Tom toplantının saatinde başlayacağını varsaymıştır.Tom assumed that the meeting would start on time.
Tom Mary'nin onun saatini tamir edebileceğini düşünmedi.Tom didn't think Mary could fix his watch.
Tom ve Mary her zamanki saatinde yemeğe oturdular.Tom and Mary sat down to dinner at the usual time.
Ne zaman onların kol saatinde bir cep telefonuyla çıkacaklarını merak ediyorum.I wonder when they'll come out with a cell phone in a wrist watch.
Sabah saatin beşinde dağınık ve bakımsız olmamı umarım kimse önemsemez.I hope nobody minds my being straggly and unkempt at five in the morning.
Saatin kaç olduğu göz önüne alındığında, süpermarket nispeten boştu.Considering what time it was, the supermarket was relatively empty.
Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
Sadece gece uyuyamadığım zamanlar saatin tik tak sesleri beni rahatsız eder.It's only when I can't sleep at night that the ticking of the clock bothers me.
Günün bu saatinde caddede kimsenin olmamasının tuhaf olduğunu düşünüyorum.I think it's strange that no one is on the street this time of the day.
Tom parti için hazırlanmasının Mary'nin kaç saatini aldığını merak etti.Tom wondered how many hours it took Mary to get ready for the party.
Tom Mary'nin ona verdiği saatin kötü olduğunu düşündü.Tom thought the watch Mary had given him was ugly.
Tom saatin kaç olduğunu görmek için saatini kontrol etti.Tom checked his watch to see what time it was.
Gecenin bu saatinde Tom'un uğramasının olası olduğunu sanmıyorum.I don't think it's likely that Tom will come over this time of night.
Gecenin bu saatinde burada ne yapıyorsun?What are you doing here this time of night?
Tom hiç saati saatine olmadı.Tom has never been punctual.
Saatin nerede?Where's your watch?
Saatin akrep ve yelkovanı altından yapılmış.The hands of the clock are made of gold.
Tom, maratonu beş saatin altında koştu.Tom ran the marathon in under five hours.
O yeni saatini kaybetti.He lost his new watch.
Tom saatine baktı ve öğle yemeği vaktine sadece beş dakikası kaldığını gördü.Tom looked at his watch and saw that he only had five minutes left until lunchtime.
Bence saatini kaybettin.I thought you had lost your watch.
Yüzü sivilceli biri banyoyu kullanırsa bu onun en az iki saatini alır!When pimple face uses the bathroom, it takes him at least two hours!
O çok değerli bir kol saatine sahip.He owns a very valuable wristwatch.
Odadaki herkes saatini aynı anda kontrol etti.Everyone in the room checked their watches at the same time.
Saatin çoktan sekiz olması mümkün mü?Is it possible that it's already eight o'clock?
Tom saatini kontrol etti.Tom checked his watch.
Bunu yaptırmak için bir saatin var.You have one hour to get this done.
Tom saatini bulamıyor.Tom can't find his watch.
Neden saatini isteyeyim?Why would I want your watch?
Borç saatini web siteme nasıl gömebilirim?How can I embed the debt clock on my Web site?
Amcam bana bu kol saatini verdi.My uncle gave me this watch.
Dayım bana bu kol saatini verdi.My uncle gave me this watch.
Eniştem bana bu kol saatini verdi.My uncle gave me this watch.
Saatin kaç olduğunu bilen var mı?Does anyone know what time it is?
Saatin kaç kez çaldığını duymadım.I didn't hear how many times the clock struck.
Senin saatin ileri gidiyor.Your watch gains time.
O saatini rehin bırakmak zorunda kaldı.He had to pawn his watch.
Saatin kaç olduğunu fark etmedim.I didn't realize what time it was.
Tom tenha tren istasyonunda büyük bir saatin altında tek başına durdu.Tom stood alone under a big clock in the deserted train station.
Senin saatinde saat kaç?What time is it by your clock?
Her şeyi kamyona yüklemek Tom'un bir saatini aldı.It took Tom an hour to load everything on the truck.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod