Saatinizin doğru mudur?Is your watch correct?
Saatiniz çok değerli görünüyor.Your watch seems to be very valuable.
Senin saatin şekil ve renk olarak benimkine benziyor.Your watch is similar to mine in shape and color.
Saatiniz benimkinden daha pahalıdır.Your watch is more expensive than mine.
Saatiniz on dakika geri.Your watch is ten minutes slow.
Saatin kaçı gösteriyor?What time is it by your watch?
Saatiniz kaçı gösteriyor?What time is it by your watch?
Şirket avukatları birleşmeyi tamamlamak için günün her saatinde çalışıyorlar.Company attorneys are working around the clock to complete the merger.
Saatin kaç olduğunu biliyor musun?Do you know what the time is?
İstasyona yaya olarak gitmek bir saatini alır.It takes you an hour to go to the station on foot.
Zil öğle saatinde çalar.The bell rings at noon.
Bir kart yazmak Brian'ın birkaç saatini aldı.It took Brian several hours to write a card.
Saate göz attım ve saatin kaç olduğunu biliyordum.I glanced at the clock and knew what time it was.
Bence günün bu saatinde sokakta kimsenin olmaması garip.I think it strange that there is no one on the street at this time of the day.
Allah aşkına o, günün bu saatinde nereye gitmiş olabilir.Where on earth can he have gone off to at this time of day?
Bu, saatini bulan delikanlı.This is the boy who found your watch.
Bu saatin fiyatı nedir?What is the price of this watch?
Yollar günün bu saatinde çok kalabalık.The roads are very crowded at this time of the day.
Saatini çaldığını baban biliyor mu?Does Father know you've broken his watch?
Korkarım ki saatin 2 dakika geri.I am afraid your watch is two minutes slow.
Senin bir saatin var.You have a watch.
Sizin saatiniz masanın üstünde.Your watch is on the desk.
Sizin saatiniz bulundu.Your watch has been found.
Kol saatin zamanı doğru gösteriyor mu?Does your watch keep good time?
Saatini kırdığımda Adam bana çok öfkelendi.Adam was furious with me when I broke his watch.
Günün bu saatinde burada her zaman yoğun trafik vardır.There is always heavy traffic here at this time of the day.
Biz öğle yemeği saatine kadar Chicago'ya varmalıyız.We should get to Chicago by lunchtime.
Her zaman bir saat takarım böylece saatin kaç olduğunu bilirim.I always wear a watch so I know what time it is.
Saatin kaç olduğunu bilmiyorum.I don't know what time it is.
Tarifede varış saatine baktım.I looked up the arrival time in the timetable.
Gün ışığından yararlanma saatinin geçen hafta sona erdiğini unuttum.I forgot that the daylight saving time ended last week.
Bir saatin, iki eli vardır.A clock has two hands.
Saatin iki eli vardır, saat eli ve dakika eli.The clock has two hands, an hour hand and a minute hand.
Bana saatini kaybettiğini söyledi.He told me that he had lost his watch.
Kol saatini kaybettim.I lost the watch.
O, saatini kaybettiğinde umursamış gibi görünmüyordu.When he lost his watch he didn't seem to care.
Birisi saatini çalmış olmalı.Someone must've stolen your watch.
Burada bu saatin sahibi olan biri var mı?Does somebody here own this watch?
Kalkış saatinden en az 45 dakika önce giriş yaptığınızdan emin olun.Be sure to check in at least 45 minutes prior to departure time.
İşi bitirmek onun iki saatini alır.It will take him two hours to finish the work.
O saatine baktı.He glanced at his watch.
O, saatini tamir ettirdi.He got his watch fixed.
O beni onun saatini çalmakla suçladı.He accused me of having stolen his watch.
O, saatini kendi başına tamir etti.He repaired his watch by himself.
Bir çocuğu onun saatini çalarken yakaladı.He caught a boy stealing his watch.
O, öğle yemeği saatinde evde olmayacak.He won't be home at lunch time.
O onun saatini çaldıHe stole her watch.
Yeni saatini kaybetti.She lost her new watch.
O, saatini on dakika ileri aldı.She advanced her watch ten minutes.
O saatine baktı ve beşgeçtiğini kaydetti.She looked at her watch and noted that it was past five.
Öğle yemeği saatine kadar burada olması gerekiyor.She's supposed to be back by lunchtime.
Onun öğle yemeği saatine kadar geri dönmesi gerekiyor.She's supposed to be back by lunch time.
Duyulan tek ses saatin tik takıydı.The only sound to be heard was the ticking of the clock.
Öğle yemeği saatinde domuz gibi pizza ve tavuk yedik.We pigged out on pizza and chicken at lunchtime.
Saatimi her sabah istasyon saatine göre ayarlarım.Every morning I set my watch by the station clock.
Çalar saatin ayarını ayarla.Adjust the setting of the alarm clock.
Çalar saatin ayarını yap.Adjust the setting of the alarm clock.
Çete onu yere yıktı ve saatini çaldı.The gang knocked him down and robbed him of his watch.
Bizim toplantı saatinde bir yıldız parlar.A star shines on the hour of our meeting.
Sizin saatinize göre şimdi saat kaç?What time is it now by your watch?