Saatim doğrudur.My watch is accurate.
Saatim doğru çalışmıyor.My watch isn't running right.
Saatimde bir sorun var.Something is wrong with my watch.
Saatim iki dakika ileridir.My clock is two minutes fast.
Saatim günde beş dakika ileri gider.My watch gains five minutes a day.
O benim için saatimi tamir etti.He repaired my watch for me.
Japon marka bir saatim var. Çok dakiktir.I have a watch of Japanese make, which keeps very good time.
O, saatini tamir ettirdi.He got his watch fixed.
Öğle yemeği saatine kadar burada olması gerekiyor.She's supposed to be back by lunchtime.
Onun öğle yemeği saatine kadar geri dönmesi gerekiyor.She's supposed to be back by lunch time.
Sizin saatinize göre şimdi saat kaç?What time is it now by your watch?
Saatiniz şimdi saatin kaç olduğunu söylüyor?What time does your watch say it is now?
Sizin saatinize göre saat kaç?What time does your watch say it is now?
Bütün bu noel hediyelerini paketlemek için en azından iki saatimi harcayacağım.I'll spend at least two hours wrapping all these Christmas presents.
Saatin farkında mısın, Aşkım?Are you aware of the time, Love?
Senin saatine gör saat kaç?What's the time according to your watch?
Tom saatin kaç olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know what time it is.
Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
Tom saat altıda gitmek için çalar saati kurdu.Tom set the alarm clock to go off 6:00 a.m.
O kimin saati?Whose clock is it?
Bu cep saati yetmiş yıldan daha eskidir.This pocket watch is more than seventy years old.
Tom saatine baktı ve öğle yemeği vaktine sadece beş dakikası kaldığını gördü.Tom looked at his watch and saw that he only had five minutes left until lunchtime.
Bunu pişirmek birkaç saatimi aldı.It took me several hours to cook it.
Bunu okumak birkaç saatimi aldı.It took me several hours to read it.
Bunu monte etmek birkaç saatimi aldı.It took me several hours to assemble it.
Bunu bitirmek birkaç saatimi aldı.It took me several hours to finish it.
Ben çalar saatimi duymadım.I didn't hear my alarm clock.
Bunu yaptırmak için bir saatin var.You have one hour to get this done.
Amcam bana bu kol saatini verdi.My uncle gave me this watch.
Dayım bana bu kol saatini verdi.My uncle gave me this watch.
Eniştem bana bu kol saatini verdi.My uncle gave me this watch.
Saatimi kontrol ettim ve bir saat erken geldiğimi fark ettim.I checked my watch and realized I was an hour early.
Mutlu saati kaçırmak istemiyorum.I don't want to miss happy hour.
Saçını yapmak Mary'nin tam bir saatini almaktadır.It takes Mary a whole hour to do her hair.
Bu büyükbabamın saatiydi.This was my grandfather's watch.
Saatime baktım.I glanced at my watch.
Saatim tamir edildi.My watch has been repaired.
Tom saatine baktı ve kaşlarını çattı.Tom glanced at his watch, and frowned.
Saati bana ver.Give me the watch.
Kızlar ona bir kol saati satın aldılar.The girls bought him a watch.
Yatma zamanına üç saatin var.You've got three hours till your bedtime.
Tom saatimi çaldı.Tom stole my watch.
Tom yanındaki adama döndü ve ona saatin kaç olduğunu sordu.Tom turned to the man next to him and asked him what time it was.
Korkarım ki kol saatiniz iki dakika geri.I'm afraid your watch is two minutes slow.
Buraya gelmek üç saatimi aldı.It took me three hours to get here.
Tom saatini çıkardı onu masaya koydu.Tom took off his watch and put it on the table.
Saatim 2.30 diyor.My watch says 2:30.
Zengin tüccar ölüm saatinin yaklaştığını hissetti.The rich merchant felt the hour of his death approaching.
Pandalar her gün en az 12 saati bambu yiyerek geçirirler.Pandas spend at least 12 hours each day eating bamboo.
Ödevini bitirmek Tom'un neredeyse üç saatini aldı.It took Tom almost three hours to finish his homework.
Eve gitmek Tom'un neredeyse üç saatini aldı.It took Tom almost three hours to get home.
Senin İsviçre saatin ne kadar?How much does your Swiss watch cost?
O saatin dokuz olduğunu söyledi.He said it was nine o'clock.
Saatim çalışmayı durdurdu.My watch has stopped working.
Saati ayarladın mı?Did you set the clock?
Benim saatim seninkinden daha az tutar.My watch costs less than yours.
Onun çalar saati çaldığında, Mary zaten esniyordu ve geriniyordu.When her alarm clock sounded, Mary was already yawning and stretching.
Kuyumcudan saatimin arkasındaki ismimin baş harflerini kazımasını istedim.I asked the jeweler to inscribe my initials on the back my watch.
Bu kol saati çok değerlidir.This wristwatch is very valuable.
Tom saati parçalara ayırdı.Tom took the clock apart.