Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.Hodinář je rozebral, a jedna z věcí, které vyndal bylo jedno z balančních koleček.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.그래서 시계공은 시계를 분리했죠. 그리고 그가 평형 바퀴 중 하나를 끄집어냈습니다.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.L'uomo lo smontò ed uno dei componenti che aveva estratto era una ruota di bilanciamento.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.Người thợ mở chiếc đồng hồ ra và kéo ra từ đó một chiếc vòng điều chỉnh.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.O homem desmontou-o, e uma das coisas que retirou foi uma das rodas de balanço.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.Si pembuat jam membuka kerangka jamnya lalu mengeluarkan roda-roda keseimbangan dari dalamnya.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.Urmageren skiller det ad, og en af de ting, som han tager ud, er et af tandhjulene
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.Zegarmistrz rozebrał zegarek, wyjmując ze środka między innymi koło balansu.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.Ο άνθρωπος το ξήλωσε, και ένα από τα πράγματα που έβγαλε από μέσα ήταν ένα από τα μπαλάνζια.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.И човекът го разглобил, и едно от нещата, които извадил било балансиращото колело.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.І хлопець розібрав його, одна з частин що він витяг, була одним з балансуючих коліщат.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.Часовщик разобрал механизм часов и вытащил маятник.
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.והשען פירק את השעון ואחד החלקים שהוא פירק היה אחד מגלגלי האיזון
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.فقام الساعاتي بفك قطع الساعة واخذ يقوم بتنظيفها وواحدة من تلك القطع كانت عجلات التوازن
Adam saati açmış, ve çıkardığı şeylerden biri de denge çarkıymış.取り出した部品の一つに はずみ車がありました その作業を見て客は気付きました
Erişim yasağı 5 saatin sonunda kaldırıldı.Випущено не менше 5 шт.
Güvenlik görevlilerinin vardiyaları 2 hafta boyunca 12 saatin sonunda bitiyordu.В результаті спецпереселенці працювали по 12 і більше годин на добу.
Ofisindeki bozuk bir saati tamir etmiştir.На вежі встановлено невеликий годинник.
Daha sonra kahvaltı ardından zorunlu okuma saati vardı.Після іспиту відбувся спільний обід.
Tom'un güzel bir saati var.У Тома гарний годинник.
Saatini kaybetti.Він загубив годинник.
Güneybatı duvarında üçgen güneş saati bulunmaktadır.Na východní straně jsou sluneční hodiny.
Bütün zamanlar Britanya Yaz Saati (UTC+1)'ne göredir.Všechny časy jsou v britském letním čase (UTC+1).
İlk kuvars saati 1927'de Warren Marrison ve J.W. Horton tarafından icat edilmiştir.Primul ceas cu cuarț este realizat în 1927 de către Warren Marrison și J.W. Horton.
Bu saatin kendisi için uğurlu olduğunu söylemiştir.Ceasul este celebru pentru acuratețea sa.
1996'dan beri Avrupa Yaz Saati, mart ayının son pazar gününden ekim ayının son pazarına kadar uygulanmaktadır.Orarul de vară se aplică până în ultima duminică a lunii octombrie.
1991 yılından beri yaz saati uygulaması uygulanmamıştır.Ora de vară nu este observat.
"İşte Gary Medel'in geliş saati!".Reședința sa este localitatea Garissa. ^ lui!
Sixel'in görüntüleri kurgulamak için 480 saati vardı; gözlemleri 3 ay sürdü.Sixel rendelkezésére 480 óra felvett anyag állt a vágáshoz, amelyek megtekintése három hónapot vett igénybe.
Rolex SA kol saati ve aksesuarları üreten İsviçreli üretici firmadır.A Rolex egy svájci luxusórákat gyártó cég.
İlk kuvars saati 1927'de Warren Marrison ve J.W. Horton tarafından icat edilmiştir.Az első kvarcórát 1927-ben építette meg Warren Marrison és J.W. Horton a Bell Telephone Laboratoriesban.
Onun çok pahalı bir saati var.Neki egy nagyon drága órája van.
Oyun yönü : saatin ters yönündedir.Pelaamisjärjestys kulkee kellon suuntaisesti.
Cep saati, cepte taşınabilecek şekilde tasarlanan bir saattir.Kelloa on painettava samalla kädellä kuin millä siirto on tehty.
Program son üç saatinde 35,9 Nielsen ev reytingi elde etti.Väyrynen sai ottelussa jääaikaa 9.35 minuuttia.
2008'de, ülkede yaz saati uygulaması başladı.Το 2011, η Ρωσία άρχισε να χρησιμοποιεί την θερινή ώρα όλο τον χρόνο.
Ofisindeki bozuk bir saati tamir etmiştir.Συντόνιζε όλα τα ρολόγια στο διαμέρισμα.
Uçağım hareket etmeden önce hâlâ üç saatim var.Έχω ακόμη τρεις ώρες πριν από την αναχώρηση του αεροπλάνου μου.
İşte altın saatim.Population Clock.
"İşte Gary Medel'in geliş saati!"."Renée Toft er Helmigs nyeste hit".
Ağustos 2004'te NIST bilim insanları, bilgisayar çipi ölçeğinde ilk atom saatini tanıttılar.I august 2004 demonstrerede NIST videnskabsfolk et atomur i chip-størrelse.
Saatimin onarılması gerekiyor.Mit ur skal repareres.
Saatin doğru mu?Går dit ur rigtigt?
Saatinde saat kaç?Hvad er klokken på dit ur?
Yaz saati uygulaması tartışmalıdır.Sommertid blir derfor ikke brukt.
Avrupa Birliği yaz saati uygulamasını takip etmektedir.Denne ordningen følger europeisk sommertid fastsatt av Den europeiske union.
Moleküler saata, bazen gen saati, genetik saat ya da evrimsel saat dendiği de olur.Jam molekuler seringkali disebut sebagai jam genetik atau jam evolusi.
Avangard tarzdaki Piaget Polo saati 1979’da piyasaya sunulur ve markanın ikon modeli haline gelir.Jam Piaget-Polo, bergaya mutakhir, tampil pada tahun 1979 dan menjadi model ikon merek ini.
Mekanik saatler 20.yüzyılın başına kadar Dünya’nın yıldız saatinin kesinliği öğrenemedi.Meskipun demikian, Astronautika tidak menjadi disiplin ilmu sampai pertengahan abad ke-20.
Uçak için tahmin edilen varış saati yerel saatle saat 11:39'du.Pesawat berangkat pada pukul 11:11 waktu setempat.
İşte altın saatim.Đồng hồ dài.
Hizmet ömrü: Uçak 8.000 uçuş saati ömrüne sahiptir.Tại thời điểm xảy ra tai nạn, chiếc máy bay đã thực hiện khoảng 800 giờ bay.
Başka bir teori ise Musaşi'nin geliş saatini akıntıya göre ayarlamış olmasıdır.Một thuyết khác cho rằng Musashi đã hẹn thời điểm quyết đấu trùng khớp với thời điểm thuỷ triều lên.
Ofisindeki bozuk bir saati tamir etmiştir.Ví dụ: Ông A bị mất một chiếc đồng hồ quý trong phòng làm việc.
Dakika, 1 saatin 1/60'ına ve 60 saniyeye eşit olan zaman birimidir.Một độ được chia thành 60 phút, và một phút thành 60 giây.
1960’a kadar EDVAC sekiz saatlik hatasız çalışma ortalamasıyla günde 20 saatin üzerinde sürekli çalışıyordu.1960年には、EDVACは一日に20時間エラー無しで動作した。
Seiko, yakın zamandaki Kinetic (otomatik quartz) kol saatinde lityum titanat pilleri kullanıyor.セイコーは最近のキネティック(自動クォーツ)腕時計にチタン酸リチウムを使用している。
1918 - Yaz Saati Uygulaması, ABD'de ilk kez uygulanmaya başlandı.1918年 - アメリカ合衆国で初めてサマータイムを実施。
Brewer, gelişimin ilk yılı için saati giyilebilecek kadar küçük yapmak için mücadele etti.バイパーは参戦初年度のため結果はあまりは振るわなかった。
İşte geliş saati..." 29 Ağustos 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi.^ “アーカイブされたコピー”. 2005年8月29日時点のオリジナルよりアーカイブ。