sa ile cümle

sa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Richard Roberts çok sayıda kitabın yazarıdır.Richard Roberts is the author of numerous books.
Bir sincap dalların arasında saklandı.A squirrel hid among the branches.
Lisa, sadece İngilizce değil, aynı zamanda Fransızca da konuşur.Lisa speaks not only English but also French.
Rika, partide şarkı söyleyerek iyi bir zaman geçirdi.Rika had a good time singing at the party.
Liderler arasındaki çatışmalar sağlıksız bölgecilikle sonuçlandı.The conflicts among leaders resulted in unhealthy sectionalism.
Lamba ileri geri sallanıyordu.The lamp was swinging back and forth.
Acele saatler boyunca daha fazla otobüs olmalı.There ought to be more buses during the rush hours.
Yoğun saatlerde okula gitmek yorucu ve tatsızdır.Going to school during the rush hour is tiring and unpleasant.
Kalabalık saatteki bir trafik sıkışıklığı benim varışımı iki saat geciktirdi.A rush-hour traffic jam delayed my arrival by two hours.
Radyoyu açmamın bir sakıncası var mı?Do you mind my turning on the radio?
Bu sabah radyodaki haberi duydun mu?Did you hear the news on the radio this morning?
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Mr Wright speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Aslanların şahinler üzerinde kolay bir galibiyeti vardı.The Lions had an easy win over the Hawks.
Bayan Lark piyano çaldı ve çocuklar şarkı söyledi.Mrs. Lark played the piano and the children sang.
Sakıncası yoksa birazdan buraya gelin.Please come here soon if you don't mind.
Sakıncası yoksa, bu kitapları masamın üstüne koyun.Lay these books on my desk, if you don't mind.
İsterseniz, ben size satranç oynamayı öğretirim.If you like, I will teach you to play chess.
Eğer sakıncası yoksa bir süre yalnız bırakılmak istiyorum.I'd like to be left alone for a while, if you don't mind.
Daha fazla bilgiye sahip olmak isterseniz, lütfen benimle temas kurun.If you would like to have further information, please contact me.
Daha fazla çaba sarf et.Make more efforts.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.I'll lend you one if you like.
Avrupa Asya'dan daha küçük bir nüfusa sahiptir.Europe has a smaller population than Asia.
Avrupa'nın çoğu ülkesinde arabalar sağdan gitmek zorundadır.In most of the countries in Europe, cars have to keep to the right.
Çok sayıda iyi arkadaşım olduğu için mutluyum.I am happy to have so many good friends.
İyi arkadaşlara sahip olmak istemeyen hiç kimse yok.There is no one who doesn't want to have good friends.
Güzel havaya sahip olacağımızı düşünüyor musun?Do you think we'll have good weather?
İyi bir savaş, ne de kötü bir barış hiçbir zaman olmadı.There never was a good war nor a bad peace.
İyi bir mektup yazmanın gerçek sırrı sanki konuşuyormuşsun gibi yazmaktır.The true secret of writing a good letter is to write as if you were talking.
İyi yiyecek ve yeterli uyku, iyi bir sağlık için kesinlikle gereklidir.Good food and enough sleep are absolutely necessary to good health.
Zambağın beyazlığı saflığın bir sembolüdür.The whiteness of the lily is a symbol of purity.
Beşik sallayan el dünyayı yönetir.The hand that rocks the cradle rules the world.
Yavaş yürü ve ben sana yetişeceğim.Walk slowly, and I will catch up with you.
Dün gece dünyanın sallandığını hissettin mi?Did you feel the earth shake last night?
Kes şunu. Saçmalıyorsun.Stop it. You're being ridiculous.
Onu yapmamanı sana tekrar tekrar söyledim.I've told you over and over again not to do that.
Sanırım buradaki Tay yiyeceklerine baharat katılır bu yüzden Japonlar ondan hoşlanacaklar.I think the Thai food at this place is seasoned so Japanese will like it.
Hava sonunda sakinleşti.The weather has settled at last.
Sonunda sana yetiştiğime memnun oldum.I'm glad I've finally caught you.
Sanırım denememek daha iyi.I think it better not to try.
Molly'nin büyük bir saati var.Molly has a large clock.
Bir dünya savaşı olmayacağından eminim.I'm confident that there won't be a world war.
Sana soracağım bir şeyler var.I have something to ask of you.
Bir model çekici bir vücuda sahip olmalıdır.A model must have an attractive body.
Daha kaliteli olanlarına sahip misin?Do you have better quality ones?
Sana Japonya hakkında daha çok şey anlatacağım.I will tell you more about Japan.
Sana tekrar tekrar dikkatli olmanı söyledim.I've told you again and again to be more careful.
Daha pahalı bir saat satın almak istiyorum.I want to buy a more expensive watch.
Sana çabucak cevap vermediğim için üzgünüm.I'm sorry I didn't reply to you sooner.
Daha fazla zamanım olsaydı sana yazardım.If I had had more time, I would have written to you.
Sadece sakin ol.Just take it easy.
Onu sade bir dille söyleyebilir misin?Could you put it in plain language?
En hızlı koşucu 9 saniyede 100 metre koşamaz.The fastest runner can't run 100 meters in 9 seconds.
Ben, elbette, savaşa karşıyım.I am against the war, of course.
Tabii ki de savaşa karşıyım.I am against the war, of course.
Sana yardım edeceğim, elbette.I will help you, of course.
Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir.It's best to wear a cap on your head during the cold Moscow winters.
Eğer sana yardım etmek iseseydi, her şeyden önce sana gelebilirdi.If he would help you, he might come to you at once.
Oyunu kaybetsen bile, bir şansın daha olacak.Even if you lose the game, you'll have another chance.
Hasta olmasam sana katılırım.If I were not ill, I would join you.
Eğer ihtiyacın varsa, sana yardım edeyim.Let me help you, if necessary.

İlgili Sayfalar