Bugün burada silahın barış ve istikrar sağlamak için nasıl kullanılabileceğini anlatacağım.Я пришёл сюда сегодня, чтобы рассказать вам об оружии как орудии мира и стабильности.
Bugün burada silahın barış ve istikrar sağlamak için nasıl kullanılabileceğini anlatacağım.Я стою перед вами сьогодні, щоб розповісти про зброю як інструмент миру і стабільності.
Bugün burada silahın barış ve istikrar sağlamak için nasıl kullanılabileceğini anlatacağım.אני עומד כאן היום כדי לספר לכם על השימוש ברובה כמכשיר של שלום ויציבות.
Bugün burada silahın barış ve istikrar sağlamak için nasıl kullanılabileceğini anlatacağım.انا أقف هنا اليوم لكي اخبركم عن استخدام السلاح كأداة للسلام والاستقرار
Bugün burada silahın barış ve istikrar sağlamak için nasıl kullanılabileceğini anlatacağım.平和と安定のための道具として 銃をいかに利用するか 皆様にお伝えします
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.오늘날, 모든 나라들은 최소 20년간 지속된 제약회사에게 특허를 보장할 의무가 있습니다.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.Aujourd'hui, tous les pays sont obligés de fournir des brevets de 20 ans pour les produits pharmaceutiques.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.Hôm nay, tất cả các nước có nghĩa vụ cung cấp bằng sáng chế dược phẩm sau ít nhất 20 năm.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.Hoy, todos los países están obligados a dar a las farmacéuticas patentes que duran al menos 20 años.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.Oggi, tutti i paesi sono obbligati a fornire brevetti per i farmaci che durano almeno 20 anni.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.Vandaag zijn alle landen verplicht patenten te verlenen die minstens 20 jaar blijven gelden.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.V súčasnosti sú všetky krajiny povinné poskytnúť patenty na liečivá najmenej na 20 rokov.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.Зараз усі країни зобов'язані надавати патенти на фармацевтичні препарати щонайменше на 20 років.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.Сега, всички страни са задължени да предоставят патенти за лекарства, които имат ефект поне 20 години.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.היום, כל מדינה חייבת לספק פטנטים על תרופות שתוקפם לפחות 20 שנה,
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.اليوم ، كل الدول ملزمة بتوفير براءات الإختراع للأدوية والتي تدوم لـ 20 عاما على الأقل.
Bugün tüm ülkeler ilaçlara en az 20 yıllık patent sağlamakla yükümlüler.最低20年間製薬会社の特許を認めないといけません。 これはWTO(世界貿易機構)の
Bu "kanalları" kesme sebebim, saçının başının üstüne doğru uzanmasını sağlamak.Es geht darum diese "Kanäle" zu schneiden, damit deine Haare flach am Kopf anliegen.
Bu konu, politik kazanç sağlamak için kullanacakları bir konu.Es una cuestión que quieren usar para ganar puntos en la política.
Bu konu, politik kazanç sağlamak için kullanacakları bir konu.È un problema che vogliono sfruttare per avere un guadagno politico.
Bu konu, politik kazanç sağlamak için kullanacakları bir konu.To problem, który chcesz użyć dla celów politycznych. Ok.
Bu konu, politik kazanç sağlamak için kullanacakları bir konu.Это те идеи, с помощьй которых они пытаются добиться политических побед.
Bu konuşma, insanların genelde hata yaptığı yerler göstermek ve yapmamayı sağlamak için이 얘기 대부분은 사람들이 나쁜 길로 빠져 처할 수 있는 상황들과, 어떻게 하면 그런 일들을 하지 않을 수 있는지에 대한 것입니다.
Bu kuralların uygulanmasını sağlamak hem Komisyon’un hem de üye ülkelerdeki mahkemelerin görevidir.Deren Einhaltung muß von der Kommission wie von dennationalen Gerichten gewährleistet werden.
Bu kuralların uygulanmasını sağlamak hem Komisyon’un hem de üye ülkelerdeki mahkemelerin görevidir.Europeiska kommissionen måsteliksom de nationella domstolarna se till att denna följs.
Bu kuralların uygulanmasını sağlamak hem Komisyon’un hem de üye ülkelerdeki mahkemelerin görevidir.Ke kontrole rozsáhlých fúzí považovalyčlenské státy za nezbytné vytvořit jedinou a komplexní instituci.
Bu kuralların uygulanmasını sağlamak hem Komisyon’un hem de üye ülkelerdeki mahkemelerin görevidir.Komisija in sodiščadržav članic morajo skrbeti za uveljavitev takšnih predpisov.
Bu kuralların uygulanmasını sağlamak hem Komisyon’un hem de üye ülkelerdeki mahkemelerin görevidir.Povinnosť vymáhať dodržiavanie týchto pravidiel má vtomto prípade tak komisia, ako aj súdy členských štátov.
Bu kuralların uygulanmasını sağlamak hem Komisyon’un hem de üye ülkelerdeki mahkemelerin görevidir.Såvel Europa-Kommissionensom de nationale domstole har pligt til at håndhæve sådanne regler.
Bu kuralların uygulanmasını sağlamak hem Komisyon’un hem de üye ülkelerdeki mahkemelerin görevidir.Правомощията сесподелят, когато дадено правило е принципно приложимо на територията нацялата Общност.
Bu menkul kıymet, -Yüksek getiriler sağlamak isteyen bu yatırımcının beklentisini karşılamıyor.Logo, não há como ele investir neste título e obter melhores retornos.
Bu menkul kıymet, -Yüksek getiriler sağlamak isteyen bu yatırımcının beklentisini karşılamıyor.Quindi non c'è modo per questo di investire in queste securities e di avere migliori ritorni.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Afinal, a pacificação não é uma corrida de velocidade.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Après tout, faire la paix n'est pas une course de vitesse.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Azonban a békekötés nem rövidtávfutás.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Bagaimanapun, perdamaian bukanlah sebuah lari jarak pendek.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Después de todo, lograr la paz no es una carrera corta.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Dopo tutto, mantenere la pace non é una volata.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Fredskabelsen er, trods alt, er ikke en spurt.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Friedensstiftung ist kein Sprint.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.결국, 평화를 가져오는 것은 단거리 경주가 아닙니다.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Konec konců, tvorba míru není sprint.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir. Maratondan çok daha fazlasıdır.In fond, restabilirea păcii nu e un sprint, ci mai degrabă un maraton.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.När allt kommer omkring är fredsmäklande inget spurtlopp.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Sau tất cả, tạo lập hòa bình không chỉ là một cuộc chạy nước rút.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Want de weg naar vrede is geen sprint.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Zaprowadzanie pokoju to przecież nie sprint.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Εξάλλου, η ειρήνευση είναι κάτι περισσότερο από ένα απλό τρέξιμο.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.В конце концов, создать мир не то же самое, что пробежать спринт.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.Все пак, постигането на мир не става със спринтиране.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.І взагалі, творення миру - це не спринт.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.אחרי הכל, תהליך השלום הוא לא ״ספרינט״.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.في النهاية، تحقيق السلام ليس سباق المسافات القصيرة.
Buna rağmen barışı sağlamak bir koşu değildir.むしろマラソンなのです
Bundan yarar sağlamak için neye ihtiyacımız var?Ce ne trebuie ca să le valorificăm?
Bundan yarar sağlamak için neye ihtiyacımız var?Chúng ta cần làm gì để tận dụng điều này?
Bundan yarar sağlamak için neye ihtiyacımız var?Comment en tirer parti ?
Bundan yarar sağlamak için neye ihtiyacımız var?Czego potrzebujemy, by to wykorzystać?
Bundan yarar sağlamak için neye ihtiyacımız var?Di cosa abbiamo bisogno per capitalizzare tutto questo?
Bundan yarar sağlamak için neye ihtiyacımız var? Her şeyden önce, kaynaklara ihtiyacımız var.Wie können wir daraus den größtmöglichen Nutzen ziehen?