Sigara içmeyi bırakmalısın, sağlıksız olduğu için.You must give up smoking, as it is unhealthy.
Liderler arasındaki çatışmalar sağlıksız bölgecilikle sonuçlandı.The conflicts among leaders resulted in unhealthy sectionalism.
Bu yiyecek sağlıksız.This food is unhealthy.
O oldukça güzel ama sağlıksız görünüyor.She is quite pretty, but looks unhealthy.
Sağlıksız olduğu için sigarayı bırakmalısın.You should give up smoking since it's unhealthy.
Günde 20 portakaldan daha fazla yemenin sağlıksız olduğunu düşünüyorum.I think it's unhealthy to eat more than 20 oranges a day.
Yumurta sarısı yemek gerçekten o kadar sağlıksız mi?Is eating egg yolks really that unhealthy?
Kırmızı et yemek sağlıksız mıdır?Is eating red meat unhealthy?
Eğer daha fazla egzersiz yapmazsan, sağlıksız olacaksın.If you don’t do more exercise, you’ll be unhealthy.
Bunun sağlıksız olduğunu biliyordum.I knew it was unhealthy.
Bunun ne kadar sağlıksız olduğu hakkında bir fikrin var mı?Do you have any idea how unhealthy that is?
Stalin tüm insanların babasıydı. -onun sağlıksız hayal dünyasında.Stalin was the father of all peoples - in his own unhealthy imagination.
Sıska olmak sağlıksızdır.Being skinny is unhealthy.
Hiçbir şey hasta olmaktan daha sağlıksız değildir.Nothing is more unhealthy than being sick.
Bira en azından aşırıya kaçmadan gerçekten çok sağlıksız değildir.Beer is not really so unhealthy, at least in moderation.
Sigara içmenin sağlıksız olduğunu bilmemize rağmen, insanlar hala sigara içiyor.Even though we know smoking is unhealthy, people still smoke.
Muhtemelen uyuşturucu kullanıyorsunuz. Bu sizi daha sağlıksız yapar.You probably smoke drugs. It makes you poorer.
Sigara dumanı sağlıksız olabilir ama tabii ki güzel görünüyor.Cigarette smoke may be unhealthy, but it sure does look pretty.
Sigara içmek sağlıksız.Smoking is unhealthy.
Fast food gerçekten sağlıksız mı?Is fast food really unhealthy?
Aşırı kilolu veya obez olmak sağlıksızdır.Being overweight or obese is unhealthy.
Ve bu gerçekten sağlıksız, işlevsiz bir ilişki.And it's a really unhealthy, dysfunctional relationship.
Ueshiba oldukça zayıf ve sağlıksızdı,ayrıca kitap sever eğilimdeydi.Ueshiba was a rather weak, sickly child and bookish in his inclinations.
Büyük genç gözler ortaya çıktı ve sağlıksız, neredeyse ödemli,.Its large eyes appeared young and unhealthy, almost dropsical.
Başka bir sorun: sağlıksız besin düzeni ve işsizlik.Another problem: unhealthy food systems and unemployment.
Ama ayrıca aşırı sağlıklı olduğumu öğrendim, ve o da sağlıksızdı.But I also learned that I was too healthy, and that was unhealthy.
Yani, eğer sağlıksız insanlarla vakit geçirirseniz bu durumun zamanla büyük bir etkisi olacaktır.So, if you hang out with unhealthy people, that's going to have a measurable impact over time.
Genç yaşında, böyle sağlıksız olmak !What a poor health, young guy.
Bence her zaman schizophonia yaşamanın altında derinde sağlıksız bir şey var.I think there's something deeply unhealthy about living all the time in schizophonia.
Yoksullar sadece yoksul değil, aynı zamanda sağlıksız.Poor people are not only still poor, they are still unhealthy.
Benim burada bahsettiğim sağlıksız utanç ise sizi içinizden hasta eder.The unhealthy shame I'm talking about is the one that makes you so sick inside.
Kış boyunca da çekilmeye devam etti çünkü sağlıksız bir buzula dönüşmüştü.It was retreating through the winter because it's an unhealthy glacier.
Yargı sistemi hâlâ sağlıksız.The judicial system remains shaky.
Hazes'in sağlıksız yaşadığı biliniyordu, bira ana zaaflarından biriydi.Hazes was known to live unhealthily, beer being his main vice.
Kuşlar sağlıksız ve kalabalık kafeslere kapatılmıştı.The birds had been confined in unsanitary and crowded containers.
Dorothea Klumpke, 5 Ekim 1942'de, birkaç yıl sağlıksız yaşadıktan sonra öldü.[1]Dorothea Klumpke died on October 5, 1942, having been in poor health for a number of years.[1][2][3]
Sağlıksız doğan bebeği kısa süre sonra ölür.Glücklicherweise wird das entführte Kind kurze Zeit später unversehrt aufgefunden.
Hiçbir zaman iyileşmedi, hayatının sonuna kadar sağlıksız kaldı, sonunda cüzzam başladı.Diese Wunde verheilte nie richtig und so hinkte er bis zum Ende seines Lebens.
Ve bu gerçekten sağlıksız, işlevsiz bir ilişki.E é um relacionamento realmente nada saudável.
Romalılar bölgeyi ve insanlarını geri ve sağlıksız addetmişlerdir.Além disso, os romanos consideravam a ilha e seu povo como atrasados e anti-higiênicos.
Ben sağlıksızım.Ik ben ongezond.
Raistlin doğumundan itibaren zayıf ve sağlıksız bir insan olmuştur.Od urodzenia była bardzo wątła i słabego zdrowia.
Kurama göre duygular için sağlıklı ve sağlıksız olmak bir ayrım yapılmaktadır.Jest tak, bo dla zdrowego nie ma żadnej różnicy pomiędzy myślą a językiem.
Şarkı teması sağlıksız bir ilişki üzerine kuruludur.I "Paradise" sjunger framföraren om en ohälsosam relation.
Özellikle kızlarına bunun gereksiz ve sağlıksız olduğunu da tembih ettiğini belirtmiştir.Hon tyckte även att de personliga attackerna mot hennes make var obefogade och elaka.
Ve bu gerçekten sağlıksız, işlevsiz bir ilişki.Це некомерційна, неурядова асоціація.
Bu yiyecek sağlıksız.Це нездорова їжа.
Hiçbir zaman iyileşmedi, hayatının sonuna kadar sağlıksız kaldı, sonunda cüzzam başladı.Nikdy se plně neuzdravila a postupně se stala invalidní po zbytek svého života.
Şarkı teması sağlıksız bir ilişki üzerine kuruludur.Písnička je o neúspěšných vztazích.
Hiçbir zaman iyileşmedi, hayatının sonuna kadar sağlıksız kaldı, sonunda cüzzam başladı.Nu-și revenit niciodată în întregime, rămânând în stare precară de sănătate pentru tot restul vieții sale.
Stalin tüm insanların babasıydı. -onun sağlıksız hayal dünyasında.Stalin a fost tatăl tuturor oamenilor - în imaginația lui bolnavă.
Hiçbir zaman iyileşmedi, hayatının sonuna kadar sağlıksız kaldı, sonunda cüzzam başladı.Δεν ανάρρωσε ποτέ πλήρως και η υγεία του ήταν ασθενής για την υπόλοιπη ζωή του, μάλιστα ανέπτυξε λέπρα.
Şarkı teması sağlıksız bir ilişki üzerine kuruludur.Οι στίχοι του επικεντρώνονται σε μια αποτυχημένη σχέση.
Ve bu gerçekten sağlıksız, işlevsiz bir ilişki.Φυσικά πρόκειται για εντελώς άκακο και ακίνδυνο ερπετό.
Hutz mali açıdan çok zayıftır ve sağlıksızdır.Laja er meget bugtet og meanderende.
Onun bu sağlıksız durumu Armi ve kızları endişelendirir.Denne klinik behandler generthed hos voksne og børn.
Özellikle kızlarına bunun gereksiz ve sağlıksız olduğunu da tembih ettiğini belirtmiştir.Argumentene besto i at den skulle være stygg og utrygg for barn.
Şarkı teması sağlıksız bir ilişki üzerine kuruludur.Sangen handler om et forhold som ble brutt.
Bitkin, halsiz ve sağlıksız bir görünüşü vardır.見た目はやせて不健康そう。
Ve bu gerçekten sağlıksız, işlevsiz bir ilişki.不健康であって構わない場所なんだ。