sağlık ile cümle

sağlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sağlık platformu.Om din arbetsmiljö.
Şarkı teması sağlıksız bir ilişki üzerine kuruludur.I "Paradise" sjunger framföraren om en ohälsosam relation.
Her ilçede, bir ya da birkaç sağlık ocağı da yer almaktadır.I varje dospåse kan det finnas ett eller flera läkemedel.
Sağlıklı bir insanın vücudundaki her hücrede 46 tane kromozom vardır.Varje kroppscell hos en människa har 46 stycken kromosomer.
2004 yılında sağlık sorunları sebebiyle siyaseti bıraktı.2004 drog han sig tillbaka på grund av hälsoskäl.
1953'te sağlık nedenleriyle serbest bırakıldı.Han avgick 1953 på grund av hälsoskäl.
Sağlık ocağı bulunmamaktadır ancak sağlık evi mevcuttur.Av koncentrationslägret finns inget kvar, men industriområdet existerar fortfarande.
Hatta bazı fotoğraflarda sağlıklı gözlerin kırmızı olmalarının nedeni kan renginin yansımasıdır.Röda ögon är ett förhållandevis vanligt hälsotillstånd, som yttrar sig i att ögonvitan färgas röd av blod.
Buna Kamu sektörü (hükümet gibi), özel sektör (iş ve şirketler), ve sağlık alanı da dahildir.Detta innefattar den offentliga sektorn (som regeringen), den privata sektorn (som företag), och vård-sektorn.
1992 - Dünya Sağlık Örgütü (WHO), eşcinselliği akıl hastalıkları listesinden çıkardı.Världshälsoorganisationen (WHO) tar bort homosexualitet från sin lista över sjukdomar.
Amacı sağlık, eğitim alanlarında köylülere yardım etmektir.Ett av deras mål är att erbjuda utbildning för kvinnor på landsbygden inom politiska frågor.
Sağlık evi ve personeli vardır.Du och din arbetsmiljö.
Tıp, sağlık bilimleri dalı.Se vidare medicinsk vetenskap.
Savaşta sağlık örgütünde görev yaptı.De åtog sig också att ha hand om sjukvården i krig.
1950 yılında sağlık ocağı, hayvan pazarı kurulmuştur.Under 1950-talet skapades djurparken.
Sağlık hizmeti, gelire bakılmaksızın İngiltere'de ikamet eden herkese verilir.Vården är helt kostnadsfri för personer bosatta i Storbritannien.
Yerelnet MEB Muğla Sağlık MüdürlüğüVårdinge hembygdsförening Vårdingerådet
Sağlık ocağı ve Sağlıkevi vardır.Det finns hälsa & helande.
Fruktoz sık sık sağlık sorunlarına yol açabildiği iddia edilen bir şekerdir.Snabbmatskonsumtion påstås ofta ha utlöst hälsoproblem.
Bu değer ülkelerin sağlık düzeyi hakkında bilgi verir.Hur bra är kommunerna på att informera om kvaliteten på hemsidorna.
Sağlık ocağı olup, hizmet vermemektedir.Öppenvård är en mottagningsvård ej på avdelning.
1931'de İçişleri, Finans ve Sağlık portföylerini de tutan Belçika'nın 28. Başbakanı oldu.6 juni 1931 blev han premiärminister, och höll samtidigt i inrikes-, finans- och hälsoportföljerna.
Diyabete yatkınlığa sebep olabilecek bazı ilaçlar ve diğer sağlık sorunları mevcuttur.Ett antal läkemedel och andra hälsoproblem kan predisponera för diabetes.
John Harvey Kellogg Adventist sağlıklı beslenme çalışmasını başlatanlardan biriydi.John Harvey Kellogg hade börjat servera patienter på det sanatorium denne förestod.
2006 yılı itibarı ile sağlık ocağı faaliyete geçmiştir.Obligatorisk att teckna en privat sjukförsäkring sedan 2006.
Sağlık ocağı 1992 yılında hizmete açılmıştır.Den psykiatriska avdelningen öppnades 1992.
Sağlık kurumları modern cihazlarla donatılmıştır.Tillståndet i sjön mäts med modern apparatur.
Sağlık ocağı faal değildir.Läkemedelsburen är inte kul.
Ancak sağlık sorunları yüzünden meclis oturumlarına bile katılmadı.Detta trots att han inte följt socialtjänstens behandlingsplan.
Sarımsak ve soğan, sağlık için kullanıldı ve astımlı hastaları rahatlatacağı kabul edildi.Lök och vitlök användes för att främja god hälsa och ansågs lindra symtom på astma.
Osasuna ismi Baskça, sağlık, neşe, canlılık anlamlarına gelmektedir.Osasuna är ett baskiskt ord som betyder hälsa, glädje och vitalitet.
Gen aktarımı sayesinde gelecek nesillerin daha sağlıklı olması sağlanabilir.Om de vårdas väl kan träskärbrädor ärvas av nästa generation.
Sağlık ocağı ve sağlık evivardır.Hälsingborgslitteratur och Hälsingsborgsansikten.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Om sjukvårdsanställda vaccineras minskar risken för viruspneumoni bland deras patienter.
Sağlık ocağı vardır ve haftada bir gün doktoru bulunmaktadır.En gång i veckan hålls en gudstjänst och en gång i veckan hålls lunchmeditation.
1855 yılında görevini sağlık nedeniyle bıraktı.Han begärde i början av 1855 tjänstledigt på grund av svag hälsa.
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur ama ilçeye çok yakın olduğundan buna pek gerek duyulmamıştır.Inga mer nakenbilder, för det behövde hon inte, för nu var hon känd.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.Vattnas regelbundet och de skall helst inte torka ut helt, vintertid torrare.
Allopürinol Dünya Sağlık Örgütü'nün Temel İlaçlar Listesinde de yer alır.Klorambucil finns med på Världshälsoorganisationens lista över essentiella läkemedel.
Özellikle kızlarına bunun gereksiz ve sağlıksız olduğunu da tembih ettiğini belirtmiştir.Hon tyckte även att de personliga attackerna mot hennes make var obefogade och elaka.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir salgın olarak görülmektedir.Världshälsoorganisationen betraktar sjukdomen som en världsepidemi.
Binlerce yıldır Çin tıbbında sağlık amacı ile kullanılmaktadır.I Kina har extrakt av svalbo använts som hälsodryck i tusentals år.
Köyde ayrıca 2 aile sağlık üzerine çalışıyor.På gården bor även två familjer.
Sağlıklı ve canlı renkteki bir ibik, bir hayvanın sağlıklı olduğunun göstergesidir.En lång och mörk man är ett tecken på ett livskraftigt djur.
1947 yılında sağlık durumu kötü olmuştu.År 1944 blev hon svårt sjuk.
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur köy konagı imam evi vardır.Det finns ingen bro eller annan landförbindelse till Vårdö.
Sağlık turizminin yıllık geliri bir milyar dolardan fazladır.Företagets intäkter nådde över en miljard dollar.
Sağlık evi başka amaçlarla kullanılmaktadır.Huset användes dock även för andra syften.
Sertleşme sorunu milyonlarca erkeği etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur.Det rör sig om ett folkhälsoexperiment riktat mot miljontals barn...
1967 yılında bucakta sağlık ocağı inşasına başlandı.År 1967 stod varuhuset klart.
Ardından sağlık uzmanı, cildin üzerindeki küçük kırmızı noktaları sayar.Потім медичний працівник підраховує всі невеликі червоні плями на шкірі.
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Жертва хвороби йде в ліжко і засинає у доброму стані.
Sağlık sorunları olmasına rağmen yazmayı sürdürdü.Незважаючи на стан здоров'я, він продовжуав писати.
Bu sırada çeşitli sağlık sorunları geçirdi.З часом у неї з'явилися проблеми зі здоров'ям.
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.Освіта і медичні послуги — безкоштовні.
Sağlık hizmetleri iyi bir seviyededir.Охорона здоров'я знаходиться на високому рівні.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir salgın olarak görülmektedir.Його було визнано глобальною епідемією Всесвітньою організацією охорони здоров'я.
1947 yılında sağlık durumu kötü olmuştu.У 1974 році стан його здоров'я погіршується.
Gerekçe olarak da sağlık problemleri gösterildi.Причиною стали виявлені проблеми зі здоров'ям.
Beldenin modern sağlık ocağı vardır.У комуни сучасний герб.
İlgili Sayfalar