sağdıç ile cümle

sağdıç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bana onun sağdıcı olmanı isteyeceğini söyledi.Tom told me he was going to ask you to be his best man.
Philip Michael -Pepper, Sky'ın sağdıçı ayrıca Tanya'ya aşıktır.Philip Michael as Pepper, Sky's best man who likes Tanya.
Sağdıç genellikle en yakın akrabalardan seçilir (sağdıca nikah düşmez).Also, al-Qorba (الْقُرْبَی) was defined as close relatives.
Sağdıçlığını Nicolas Sarkozy yaptı.Since then, he has been supporting Nicolas Sarkozy.
Nikahtaki sağdıçlarından biri Bertolt Brecht'tir.A Respectable Wedding – by Bertolt Brecht.
Gide'in 1895'teki evliliğinde, Elie Gide'in sağdıçlığını yapmıştır.In 1895 Elie was best man at Gide's wedding.
Bu arada atı tutma görevi de damadın sağdıcına ait olurdu.Third, the veteran would have to be the head of the household.
Kaymaklının bir "Başsağdıcı" ve "Sağdıçları" bulunmaktadır.The highest status have the 'leaders' or 'controls'.
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.But Samson's wife was given to his companion, whom he had used as his friend.
Ardından damat, sağdıcı ve diğer arkadaşları gelinin evine kadar yanık meşaleler taşıyorlar.The groom, his best man and other friends then carry lit torches to the bride's house.
Buradan sağdıcın evine gidiliyor ve damat burada inayet alıyor.Then they leave for the best man's home, where the groom seeks blessing.
İki yıl sonra Magda, Joseph Goebbels ile evlendi. Adolf Hitler ile sağdıç olarak bulundu.Two years later Magda married Joseph Goebbels with Adolf Hitler as best man.
Sağdıçlığını Nicolas Sarkozy yaptı.Er sei ihrer überdrüssig wie bei Nicolas Sarkozy.
Sağdıçları batırmak için Almancı Üsen'e yardım eder ve sadıçları konuşturur.Von dort betreiben deutschsprachige Priester und Laien die Seelsorge.
Her iki düğün evinin de sağdıcı olur.Beide Familien feiern die Hochzeit.
Sağdıçlara gıcıktır. çıkarcı bir tiptir.Courir les filles. – Ein Schürzenjäger sein.
Sağdıçlığını Nicolas Sarkozy yaptı.Il parraine toutefois Nicolas Sarkozy.
Kaymaklının bir de kendine özgü "Sağdıçlık" müessesesi vardır.Enfin l'opérateur dispose d'une « bonne » propriété de continuité.
Hatta Koizumi'nin nikah töreninde damadın sağdıcı Fukuda idi.Elle était également la fiancée promise de Shinya.
Kaymaklının bir "Başsağdıcı" ve "Sağdıçları" bulunmaktadır.La communication est directe entre le « maître » et un « esclave ».
Her iki düğün evinin de sağdıcı olur.Por lo tanto, ambos van a la fiesta de matrimonio.
Sağdıçlık müessesesi devam etmektedir.La fila de convictos sigue adelante.
Kaymaklının bir "Başsağdıcı" ve "Sağdıçları" bulunmaktadır.Fue partidario de la integración de indios y “gente de razón”.
Sağdıçlığını Nicolas Sarkozy yaptı.È dedicata al marito Nicolas Sarkozy.
Düğün süresince damat sağdıcının evine yerleşir ve Düğün evinde pek bulunmaz.Si sta perdendo anche l'usanza di andare a casa della sposa prima di recarsi in chiesa.
Damat, sağdıçla birlikte yatsı namazını kılmaya götürülür.La Madonna è seduta con le mani giunte in preghiera.
Damat sağdıçları tarafından yıkanır ve damatlıkları giydirilir.Diedi pane agli affamati e vestiti agli ignudi.
Sağdıç ve oranın gençleri tarafından gelenlere yol gösterilir, yiyecek servisleri yapılır.Необходимую для слепых и нищих пищу приказал доставлять тем, которые приходили к нему.
Sadrazam Salih Paşa sağdıç oldu.Проклятие приводит к тому, что Эгерт Солль становится парией.
Damadı sağdıç evine bıraktıktan sonra davul zurna ekibi düğün evine dönerler.بعد عودة الوعي للطيف تواجه مع عدي في حفلة عيد ميلاده.
Damat, sağdıçla birlikte yatsı namazını kılmaya götürülür.الصلاة على النبي تعني اقتداء المؤمن بالنبي.
Sağdıç ve oranın gençleri tarafından gelenlere yol gösterilir, yiyecek servisleri yapılır.Ó coisa admirável, Alimentam-se do Senhor O pobre, o servo e os humildes.
Kaymaklının bir "Başsağdıcı" ve "Sağdıçları" bulunmaktadır.A distinção deve ser feita entre o "padre" e "presbítero".
Sağdıçlığını Nicolas Sarkozy yaptı.Dit om de weg vrij te maken voor Nicolas Sarkozy.
Damadın babasından ve kayınbabasından başlanmak üzere, damada ve sağdıca ebede çevrilir.Deze begint met de vader van de vader van de vader et cetera.
Sağdıçlığını Nicolas Sarkozy yaptı.Został ułaskawiony przez prezydenta Nicolasa Sarkozy’ego.
Kaymaklının bir "Başsağdıcı" ve "Sağdıçları" bulunmaktadır.Kårerna består av "vigili" och högre chefer.
Düğün hazırlığının başında güveyi ve gelin güvendikleri olgun birer arkadaşlarını sağdıç olarak seçerler.У чистоту та безневинність дітей спочатку вірить і старий священик, який приймає у них сповіді.
Sağdıç damadın ayakkabısının çalınmaması için gayret sarfeder.Батько дівчини — Солопій Черевик — не заперечує.
Damat, sağdıçla birlikte yatsı namazını kılmaya götürülür.Babička zemře, když se společně s Barunkou modlí.
Kaymaklının bir "Başsağdıcı" ve "Sağdıçları" bulunmaktadır.Az előbbieken egyetlen hangsúly van, és egybeírják őket, például kućèvlasnik ’háztulajdonos’.
Sağdıçlığını Nicolas Sarkozy yaptı.Nicolay Nicolaysen tok ham på ordet.
Sağdıçları pek sevmez.Han liker ikke slektninger.
Sağdıç ve oranın gençleri tarafından gelenlere yol gösterilir, yiyecek servisleri yapılır.Makna dari kebudayaan tersebut adalah, wanita akan menyajikan makanan dan lelaki yang memberikan nafkah.
Sağdıçlık müessesesi devam etmektedir.復興委員会が保持。
Düğün süresince damat sağdıcının evine yerleşir ve Düğün evinde pek bulunmaz.愛人の家に入り浸り、ほとんど自宅にいない。
Meydana gelen damat ve sağdıç olan çocuk, kıbleye karşı diz çöküp oturtulur.父と子、男と女が、向かい合って立てひざで座る。
Sağdıç genellikle en yakın akrabalardan seçilir (sağdıca nikah düşmez).選択次第では主人公の仲間となる。
Sağdıçları pek sevmez.他願不虛此生。
Kaymaklının bir "Başsağdıcı" ve "Sağdıçları" bulunmaktadır.Iz lige ispadaju "Graditelj" i "Šubićevac".
Kaymaklının bir "Başsağdıcı" ve "Sağdıçları" bulunmaktadır.Me oleme sunnitud valima "udutajate" ja "hõlbustajate" vahel.
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.Aber Simsons Weib ward einem seiner Gesellen gegeben, der ihm zugehörte.
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.A Sámson felesége pedig férjhez ment az õ egyik társához, a kit társaságába vett vala.
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.A žena Samsonova dostala sa jeho priateľovi, ktorého si bol zvolil za priateľa.
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.Då blev Simsons hustru given åt den av hans bröllopssvenner, som han hade haft till sin särskilda följesven.
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.E a mulher de Sansão foi dada ao seu companheiro, que lhe servira de paraninfo.:
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.e la moglie di Sansone fu data al compagno che gli aveva fatto da amico di nozze
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.Entonces la mujer de Sansón fue dada a su compañero que le había asistido en sus bodas
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.I dostała się żona Samsonowa towarzyszowi jego, z którym miał towarzystwo.
Şimşon'un karısı ise Şimşon'a eşlik eden sağdıca verildi.삼손의 아내는 삼손의 친구되었던 그 동무에게 준 바 되었더라

İlgili Sayfalar