Uyum sağlamayı öğrenmelisin.You must learn to adapt.
Tom sağını soluyla karıştırır.Tom confuses his right with his left.
Sami ve komşuları Leyla'nın geçimini sağlamak için para topladılar.Sami and his neighbors raised money to support Layla.
Sami'nin ailesi Leyla'nın geçimini sağladı.Sami's family supported Layla.
Tom sağlığı hakkında kaygılıydı.Tom was worried about his health.
Tom onun olmasını sağlamaya çalıştı.Tom tried to make that happen.
Sami arkadaşlarına yardım sağladı.Sami helped his friends out.
Sami, Leyla'nın kafasının sağına doğru ateş etti.Sami fired right into Layla's head.
Sami, Leyla'nın cinayetine maddi destek sağladı.Sami funded Layla's murder.
Ekmek, erken insan toplumlarının oluşumuna olanak sağladı.Bread allowed the formation of early human societies.
Sağanak yağmur yağdığı için giysilerin ıslandı.My clothes got wet because it was pouring down rain.
Sami durum ne olursa olsun uyum sağlayabilirdi.Sami could adapt to whatever the situation was.
Yardım sağlamıyorsun.You aren't helping.
Biz Tom'a birçok defa yardım sağladık.We've helped Tom many times.
Tom'un Mary'ye yardım sağlayacağını biliyorum.I know Tom will help Mary.
Onun sağlığı bozuluyor.His health is failing.
Ilk servet sağlıktır.The first wealth is health.
İlk zenginlik sağlıktır.The first wealth is health.
Tom sağır, değil mi?Tom is deaf, isn't he?
Sen sağlıklısın, değil mi?You're healthy, aren't you?
Gözlükleri ona çok net bir görüş sağlıyor.Her glasses let her see with twenty-twenty vision.
Tom sağlak, değil mi?Tom is right-handed, isn't he?
Tom'un tek kulağı sağır, değil mi?Tom is deaf in one ear, isn't he?
Tom yaşlı ve sağır.Tom is old and deaf.
Sağdaki kız Mary.The girl on the right is Mary.
Bize yardım ettiğin için sağ ol.Thank you for helping us.
Sağ ol, ama kalsın.Thanks, but I'll pass.
Onlardan bazıları sağlıklı ama bazıları değil.Some of them are healthy, but some of them aren't.
Mary sağ duyudan yoksundur.Mary lacks common sense.
Sağlıklı olsaydım mutlu olurdum.I'd be happy if I was healthy.
Tom sağ salim kurtuldu.Tom survived unharmed.
Bebeğimiz sağlıklı doğdu.Our baby was born healthy.
O sağlıklı mı?Is she healthy?
Bu köprü sağlam görünüyor.This bridge looks steady.
Laurie sağda.Laurie is on the right.
Tom'un sağ bacağında büyük bir morluk var.Tom has a huge bruise on his right leg.
Prezervatifler cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar.Condoms offer protection against sexually transmitted diseases.
Geri çekme cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamaz.Coitus interruptus does not protect against STDs.
Seninle kalıyorken geçimimi sağlamak istiyorum.I'd like to earn my keep while I'm staying with you.
Ben sağ alanda oynadım.I played right field.
İlk önce ben kızımın sağlığı hakkında çok kaygılıyım.First of all, I'm very worried about my daughter's health.
Tom sağlıklı.Tom's healthy.
Tom'un sağlığı iyi.Tom's healthy.
Tom'un sağlığı yerinde.Tom's healthy.
Ben sağduyuluyum.I'm discreet.
Sağlık görevlilerine ulaş!Get the paramedics!
O sağlıklı düşünemiyor.He's not thinking straight.
Sigara içmenin sağlığına zararlı olduğunu unutma.Don't forget that smoking is dangerous to your health.
Onun gerçek görünmesini sağlayabilirim.I can make it look real.
Bunun olmasını sağlayabilirim.I can make that happen.
Ben her zaman çok sağduyuluydum.I've always been very discreet.
Çalgı çalarak geçimimi sağlıyorum.I make a living playing music.
Sağlığına içeceğiz.We will drink to your health.
Diyet hapları, onların dedikleri kadar sağlıklı mı?Are diet pills as healthy as they say?
Senin bir ruh sağlığı sorunun var mı?Do you have a mental problem?
Biz senin sağlığın hakkında endişeliyiz.We are concerned about your health.
Keşke anlamanı sağlayabilsem.I wish I could make you understand.
Sağlıklı düşünmüyordum.I wasn't thinking straight.
Tom ineği sağdı.Tom milked the cow.
Sağlıklı olduğu için çok yürürüm.I walk a lot, since it's healthy.