Sağlık görevlileri hemen çağrıldı.Medics were immediately called.
İlerleme sağladık mı?Did we get better?
Yalnızca sağlıklı gıdaları yemeye çalışırım.I try to only eat healthy foods.
Eğlence sağlanacaktır.Entertainment will be provided.
Hâlâ sağlıklı hissediyorum.I still feel healthy.
Sağlıkçılar oraya daha hızlı gelseydi, Tom hayatta kalabilirdi.Tom might have survived if the paramedics had gotten there faster.
Bize bir indirim yapmalarını sağlamak zor olacak.It'll be difficult to get them to give us a discount.
Talimatlar sağlanacaktır.Instructions will be provided.
Sigara içmenin sağlıksız olduğunu bilmemize rağmen, insanlar hala sigara içiyor.Even though we know smoking is unhealthy, people still smoke.
Tom sağlıklı görünüyordu.Tom looked healthy.
Sağduyu galip gelmeli.Common sense should prevail.
Malzemeler sağlanacaktır.Materials will be provided.
Kahvaltı sağlanacaktır.Breakfast will be provided.
Eğitim sağlanacaktır.Training will be provided.
Öğle yemeği sağlanacaktır.Lunch will be provided.
Paylaştığın için sağ ol.Thanks for sharing.
Tom sözüm ona sağlıklı.Tom is supposedly healthy.
Tom üç deniz kazasından sağ kurtuldu.Tom survived three shipwrecks.
Mümkün olduğu kadar sağduyulu olmaya çalış.Try to be as discreet as possible.
O sağ elinden yandı.She got burned on her right hand.
Araba sağa döndü.The car turned right.
Araba sağa dönüyor.The car is turning right.
Birkaç saatlik doğum sancısından sonra, güzel sağlıklı bir bebek doğurdu.After several hours of labor, she delivered a lovely healthy baby.
Birçok evsiz insanın sağlıklı yiyecek almaya gücü yetmiyor.Many homeless people can't afford healthy food.
Böyle bir şey sağlığımızı etkileyecek mi?Will something like this affect our health?
Üç kişi sağ kurtuldu.Three people survived.
Onlar sağlıklı yemekler yerler.They eat healthy foods.
Sağlıklı yemek yerler.They eat healthy foods.
Sağlıklı yemek yiyorlar.They eat healthy foods.
Ekranın sağ üst köşesindeki "giriş tuşuna" tıklayın.Click on "log in" at the top-right corner of the screen.
Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.I saw his car veering to the right.
O, çevresine uyum sağladı.He adapted to his environment.
İyi yiyecek iyi sağlık getirir.Good food brings good health.
Muhtemelen uyuşturucu kullanıyorsunuz. Bu sizi daha sağlıksız yapar.You probably smoke drugs. It makes you poorer.
Çok sağ olun hocam!Thanks a lot, teacher!
Birçok sağır insan "özürlü" olarak düşünülmekten hoşlanmazlar.Many Deaf people dislike being thought of as "disabled".
Emeğine sağlık.Thanks for the effort.
Mary Tom'dan sağlayabileceğinden daha fazlasını istedi.Mary wanted from Tom more than he could provide.
Tom'un sağlığı önemli ölçüde düzeldi.Tom's health has improved dramatically.
Biz onun sağ salim geri döndüğünü duyduğumuza sevindik.We were glad to hear that he got back safely.
Tom kötü sağlığı nedeniyle yok.Tom is absent due to poor health.
İnsan bünyesi, Dünya dışındaki ortamlara uyum sağlayabilecek kadar esnek mi?Is the human condition flexible enough to adapt to environments beyond Earth?
Ben dürüst bir yaşam sağlıyorum.I make an honest living.
Tom daha fazla ayrıntı sağlayamadığını söyledi.Tom said he couldn't provide any more details.
Tom Mary'nin sağlığı hakkında endişeli olduğunu söylüyor.Tom says he's concerned about Mary's health.
Keşke daha fazla insan geri dönüşümü sağlasa.I wish more people would recycle.
Granola barlarının sağlıklı olduğunu düşünüyorum.I think granola bars are healthy.
Sağlık hizmetleri konusunda endişeliyim.I'm concerned about health care.
Muhtemelen Tom'un sağır olduğunu düşünüyorsun.You probably think Tom is deaf.
Benim sağlık sigortam yok.I don't have health insurance.
Sağ ayağımı kımıldatamıyordum.I couldn't move my right foot.
Doktor "senin sağlığın açısından tütünden daha zararlı bir şey yoktur" dedi.The doctor said, "There's nothing worse for your health than tobacco.
Ben sağır değil körüm.I'm blind, not deaf.
Bu makas solak ve sağlaklar için uygundur.These scissors are suitable for left and right-handed people.
Mayası sağlam değil onun.She has a character defect.
Aç karnına içki içmek kişinin sağlığı için kötüdür.Drinking spirits on an empty stomach is bad for one's health.
Karton, kağıttan daha sağlamdır.Cardboard is stronger than paper.
Doktorlar anne sütü ile beslenen çocukların genellikle daha sağlıklı olduğunu söylüyor.Doctors say that children who were breastfed are usually healthier.
Gazetelerimizin geri dönüşümünü sağlamaya başladık.We have started to recycle our newspapers.
Çok fazla endişelenme. Canın sağolsun.Don't worry too much. It's okay.