saçmalık ile cümle
saçmalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Nu-mi vine să cred că am crezut toate prostiile tale.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Tôi không thể tin rằng chúng tôi mua tại cho tất cả những chuyện vô lý của bạn.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Δεν το πιστεύω ότι φάγαμε όλα τα ψέματα σου.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.As pessoas entravam na sala e quase que o ignoravam, pensando que se tratava de lixo que ali estava.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Beim Betreten des Raumes ignorierten die Leute es fast, und hielten es für herumliegenden Müll.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Ezért a szobába belépő emberek szinte figyelmen kívül is hagyták, arra gondolva, hogy csak valami szemét.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Jadi orang masuk ke ruangan dan mengacuhkannya, berpikir itu cuma tumpahan sesuatu saja.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.그래서 사람들이 방에 걸어들어오면 이를 거의 무시합니다. 그냥 널려 있는 쓰레기라고 생각하면서요.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Mensen kwamen de kamer in en sloegen er bijna geen acht op. Ze dachten dat het rondslingerende rommel was.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.När folk kom in i rummet lade de nästan inte märke till den och verkade uppfatta den som ett kvarglömt skräp.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Oamenii care intră în cameră aproape îl ignoră, gândindu-se că e, pur și simplu, ceva aruncat la întâmplare.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Quindi la gente girava per la stanza quasi senza notarlo, pensando che fosse una schifezza lasciata in giro.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Takže lidé vešli do místnosti a téměř ho ignorovali, mysleli si že je to nějaký binec, co se tam povaluje.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Thế là mọi người đi vào phòng và gần như bỏ qua nó, nghĩ rằng đó 1 thứ bỏ đi nằm ở đó.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Zwiedzający ledwie to zauważali, myśląc, że to jakiś śmieć.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Έτσι οι άνθρωποι που έμπαιναν μέσα στο δωμάτιο σχεδόν το αγνοούσαν, σκέφτονταν ότι ήταν κάποιο σκουπίδι.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Люди входили в комнату и практически игнорировали его, думая, что это какая-то ерунда, лежащая без дела.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Отож, люди заходять в кімнату і майже не помічають його, думають що це якась незрозуміла річ.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Така че хората влизайки в стаята почти щяха да го игнорират, мислейки че е някаква глупост лежаща наоколо.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.אז אנשים היו נכנסים לתוך החדר והם היו כמעט מתעלמים מזה, חושבים שזה סתם זבל ששוכב שם.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.لذلك فالناس يسيرون في الغرفة وقد يتجاهلونه تقريبا، معتقدين أنه فقط قمامة مرمية على الأرض.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.壁の汚れだと思っているのです しかし人が横切ると
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Alors aux Etats-Unis, c'était un peu ridicule qu'on me dise d'aller au lycée.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Así que en EE.UU., era un poco ridículo que me dijeran que debía ir a la escuela secundaria.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Daher war es in Amerika irgendwie lächerlich, dass mir gesagt wurde, ich sollte die Oberstufe besuchen.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Era ridicol că în America mi-au spus că trebuie să merg la liceu.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.In America, era piuttosto ridicolo che dicessero che dovevo andare alle superiori.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.In Amerika was het dus belachelijk dat ze zeiden dat ik naar de middelbare school moest.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Jadi menurut saya konyol juga mereka menyuruh saya masuk SMA di Amerika.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Takže v Amerike to bolo trochu komické, keď mi povedali, že mám ísť na strednú.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Tehát, Amerikában majdhogynem nevetséges volt, hogy középiskolába kellett járnom.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.V Americe to bylo trochu absurdní, když mi řekli, že bych měl jít na střední.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Vì vậy, khi ở Mỹ, điều đó thật là buồn cười khi mà mọi người bảo rằng tôi nên đi học trường trung học.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.W Ameryce było to śmieszne, gdy kazali mi iść do liceum.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Οπότε, στην Αμερική, ήταν κάπως αστείο ... να μου ζητήσουν να πάω στο λύκειο.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.В Америке это было как-то нелепо, что мне сказали, что я должен пойти в среднюю школу.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Затова беше направо смешно, че в Америка искаха да ходя в гимназия.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Тому в Америці це було трохи смішно, коли вони сказали, що мені варто піти у старшу школу.
İşte çocuklarımıza yedirdiğimiz saçmalıklar:Alimentavam as nossas crianças com "Extremo Burritos",
İşte çocuklarımıza yedirdiğimiz saçmalıklar:Das ist das Zeug, was wir unseren Kindern geben:
İşte çocuklarımıza yedirdiğimiz saçmalıklar:바로 익스트리모 브리또, 콘도그
İşte çocuklarımıza yedirdiğimiz saçmalıklar:Tym karmiliśmy dzieci:
İşte çocuklarımıza yedirdiğimiz saçmalıklar:בזה האכלנו את הילדים שלנו - בוריטוס,
İşte çocuklarımıza yedirdiğimiz saçmalıklar:هذه هي الأشياء التي نطعمها لأبناءنا, رقائق البوريتو
İşte çocuklarımıza yedirdiğimiz saçmalıklar:エクストリーモ ブリトー アメリカンドッグ
İş-yaşam dengesi hakkında çok şey duyarız. Saçmalık.Man kan inte nå framgång inom allt.
(Kahkahalar) (Alkış) O da şöyle dedi... ..."Bu saçmalıktan başka bir şey değil."Ela respondeu, "Isso são tudo disparates"
(Kahkahalar) (Alkış) O da şöyle dedi... ..."Bu saçmalıktan başka bir şey değil."Ella respondio, "Eso es solo un montón de tonterias."
(Kahkahalar) (Alkış) O da şöyle dedi... ..."Bu saçmalıktan başka bir şey değil."Elle m'a répondu " C'est de la foutaise"
(Kahkahalar) (Alkış) O da şöyle dedi... ..."Bu saçmalıktan başka bir şey değil."והיא אמרה: "זה גיבוב של שטויות".
Kitabın çoğu "Mayıs ayının güneşli bir günü" gibi saçmalıklarla doluydu.Der meiste Text handelte nur von sonnigen Maitagen.
Kitabın çoğu "Mayıs ayının güneşli bir günü" gibi saçmalıklarla doluydu.La maggior parte del libro era pieno di "soleggiati giorni di maggio" stronzi.
Kitabın çoğu "Mayıs ayının güneşli bir günü" gibi saçmalıklarla doluydu.La mayor parte del libro era pavadas del tipo: "soleado día de mayo"
Kitabın çoğu "Mayıs ayının güneşli bir günü" gibi saçmalıklarla doluydu.La plupart du livre parlait de conneries de type "journée ensoleillée de Mai".
Kitabın çoğu "Mayıs ayının güneşli bir günü" gibi saçmalıklarla doluydu.Sebagian besar buku itu berisi omong kosong "hari yang cerah di bulan mei"
Kitabın çoğu "Mayıs ayının güneşli bir günü" gibi saçmalıklarla doluydu.По-голямата част от книгата беше пълна с глупости от типа "слънчев майски ден".
Kitabın çoğu "Mayıs ayının güneşli bir günü" gibi saçmalıklarla doluydu.やっと最後に鳩を殺して羽に鉄線を通して
Kuklalarına bağlandın mı yoksa? Ne saçmalık.Έχεις δεθεί με τα πιόνια σου; Τι ανοησίες.
Let you go Eğer herhangi bir saçmalık deneyin ve size ne söz verir misiniz? "Ak sa ťa pustím vám sľúbiť, že vyskúšať všetky nezmysly a robiť to, čo som vám hovoril? "
Let you go Eğer herhangi bir saçmalık deneyin ve size ne söz verir misiniz? "Als ik je laten gaan zal je beloven om geen onzin te proberen en wat ik je zeg doen? '