Çok saçma.Så dumdristigt.
Çok saçma.So voreilig.
Çok saçma!Tämä on naurettavaa.
Çok saçma.Teljesen ledöbbentem.
Çok saçma.Tellement absurde.
Çok saçma!Też coś.
Çok saçma.Αυτό είναι ανεπίτρεπτο.
Çok saçma.Δεν βγάζει νόημα.
Çok saçma.Είναι τόσο παράλογο.
Çok saçma!Τι γελοιότητες!
Çok saçma.Τόσο βιαστική.
Çok saçma.Как опрометчиво.
Çok saçma.Это абсурд какой-то!
Çok saçma!Это просто смешно!
Çok saçma.الامر سخيف
Çok saçma.مقشعر جدا
Çok saçma.هذا غير منطقي
Çok saçma.コンドーム探すならあたしの部屋よ!
Çok saçma.バカで間抜けが何を
Çok sıkıcı bir saçmalıktı ama çok memnunum ki ailem beni zorlamayı kesmedi.Było to nudne gówno, ale jestem bardzo się cieszę, że rodzice nie przestali mnie zmuszać.
Çok sıkıcı bir saçmalıktı ama çok memnunum ki ailem beni zorlamayı kesmedi.Bylo to zatraceně nudné, ale jsem opravdu vděčný, že mě nepřestali nutit.
Çok sıkıcı bir saçmalıktı ama çok memnunum ki ailem beni zorlamayı kesmedi.Eine verdammte Falle, aber ich war froh, dass sie nicht aufhörten mich dazu zu zwingen.
Çok sıkıcı bir saçmalıktı ama çok memnunum ki ailem beni zorlamayı kesmedi.Βαρίομουν του κερατά, αλλά τώρα χαίρομαι που με πίεσαν.
Çok sıkıcı bir saçmalıktı ama çok memnunum ki ailem beni zorlamayı kesmedi.Это было чертовски скучно, но я очень рад, что они не перестали заставлять меня.
Cümlelerin kişilikleri vardır. Komik, zeki, saçma anlayışlı, duygulu ya da acı verici olabilirler.Sætninger har en personlighed: de kan være sjove, kloge, fjollede, indsigtsfulde, rørende, sårende.
Çünkü, gördüğünüz gibi biz en azından su aygırlarını besleyebilmiştik Saçmalıkları bir görmelisiniz -- (Alkış)Protože, víte, my jsme přinejmenším nakrmili hrochy.
Çünkü, gördüğünüz gibi biz en azından su aygırlarını besleyebilmiştik Saçmalıkları bir görmelisiniz -- (Alkış)Toen ik had gezien wat die deden, werd ik behoorlijk trots op ons project in Zambia.
Çünkü mümkün. Sense partnerinlesin ama evlenemiyorsun. Saçmalık.理屈に合わない
Çünkü onlar derhal "Ama bu saçmalık" derler. "Ben buradayım!" Ne yapılabilir ki?Weil sie sofort erkennen "Aber das ist Blödsinn." " Ich bin hier ! "
Çünkü onlar derhal "Ama bu saçmalık" derler.Mert csak ránéz és azonnal így szól:
Çünkü onlar derhal "Ama bu saçmalık" derler.Omdat ze direct zien "Maar dit is nonsens."
Çünkü onlar derhal "Ama bu saçmalık" derler.Parce qu'on voit immédiatement : mais ça n'a aucun sens.
Çünkü onlar derhal "Ama bu saçmalık" derler.Porque enseguida se da cuenta de que todo eso no tiene sentido.
Çünkü orada gördüğüm ve ikna olduğum şey, aşçılığın geleceğiydi. Saçma, değil mi?A jsem přesvědčen, že to, co jsem tam zažil, je budoucnost vaření.
Dae Han Grup kara para aklanmasına ya da benzer bir saçmalığa göz yummamıştır.حول ان مجموعة داي هان تغلق عينيها عن تبيض الاموال والافكار الغبية الاخرى
Daha da saçma olan şey ise:Doppelt lächerlich ist:
Daha da saçma olan şey ise: Yıllardır bekarım.Duplán nevetséges az egész, hiszen évek óta egyedülálló vagyok.
Daha da saçma olan şey ise: Yıllardır bekarım.Ironia este ca am fost singur ani de zile.
Daha da saçma olan şey ise: Yıllardır bekarım.Nog belachelijker is: ik ben al jaren vrijgezel.
Daha da saçma olan şey ise: Yıllardır bekarım.Διπλά γελοίο είναι ότι είμαι μόνος εδώ και χρόνια.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.A juíza, neste caso a Juíza Lois Forer, considerou que isso não fazia sentido.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Az eset bírója, Lois Forer bíró, úgy vélte, ennek semmi értelme.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.De rechter in de zaak, rechter Lois Forer vond dat dit nergens op sloeg.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Die Richterin in diesem Fall, Richterin Lois Forer, dachte, dass dies keinen Sinn ergebe.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Dommeren på sagen, dommer Lois Forer tænkte at det ikke gav nogen mening.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Hakim pada kasus ini, Hakim Lois Forer beranggapan bahwa ketentuan hukuman tersebut tak masuk akal.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Il giudice incaricato del caso, Giudice Lois Forer pensava che non avesse senso.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Judecătoarea cazului, Lois Forer s-a gândit că asta nu are nici un sens.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.이 사건의 판사, 루이스 포러는 이것은 말도 안된다고 생각했습니다.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.La jueza del caso, Lois Forer, pensó que esto no tenía sentido.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.La juge saisie de l'affaire, la juge Lois Forer a pensé que cela n'avait aucun sens.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Quan tòa vụ án đó - quan tòa Lois Forer - cho rằng điều đó không hợp lý.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Sędzia Lois Forer, która sądziła tą sprawę, uznała że to bez sensu.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Soudkyně tohoto případu, soudkyně Lois Forerová, to považovala za nesmyslné.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Sudkyňa tohto prípadu, Lois Forer, to považovala za nezmyselné.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Η Λόις Φόρερ, η δικαστίνα που ανέλαβε την υπόθεση, σκέφτηκε ότι αυτό δεν είχε νόημα.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Судья по делу Майкла, Лоис Форер, считала, что это неразумно.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Съдията по делото, Съдия Лоис Форер решила, че това няма никакъв смисъл.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.קובעות מינימום של שנתיים עונש על פשע מעין זה.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.وكانت القاضية في هذه القضية هو " لويس فورير " وقد رأى ان هذا لا منطقي على الاطلاق