Bize böyle saçmalıklar anlatma, Envy!Не корми нас этими сказками, Зависть!
Bize bu saçmalıkları satma.Hold nu op med det fis!
Bize bu saçmalıkları satma. Lanet olsun!-Älä aliarvioi surkeita nilkkejä.
Bize bu saçmalıkları satma.My, śmieci, tanio się nie sprzedamy.
Bize bu saçmalıkları satma.Não penses que são favas contadas.
Bize bu saçmalıkları satma.Non dovresti sottovalutare i rifiuti.
Bize bu saçmalıkları satma.No nos intentes engañar.
Bize bu saçmalıkları satma.Sluta snacka skit!
Bize bu saçmalıkları satma.Μη μας υποτιμάς.
Bize bu saçmalıkları satma.Не надо нас недооценивать!
Bölüm kuralı denen saçma şeyi ezberlemek yerine yapmanız gereken şey sadece çarpım kuralı, .ثم بالطبع، انه حاصل الضرب عندما لا يتوجب عليك حذفظ ذلك الشيئ الذي يسمى بقاعدة خارج القسمة
Böylece salonun yarısı dolu olsa bile sayenizde tam doluymuş gibi gözüküyor. Ne saçmalıyorsun Jackie?Auf diese weise wenn es halbvol ist seht es immer noch ausgebucht aus. was redest du blöd Jackie?
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Dia datang dengan bunga untuk menaburi makam istrinya itu;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY El a venit cu flori la mormântul risipi doamna său;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Er kam mit Blumen an seine Frau das Grab streuen;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY E 'venuto con i fiori di cospargere tomba della sua donna;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Han kom med blommor till strö sin dam grav;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Han kom med blomster til at strø sin dames grav;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Hän tuli kukkia levitellä hänen Lady haudalle;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Hij kwam met bloemen naar zijn vrouw het graf strooien;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Il est venu avec des fleurs pour la tombe de son jonchent dame;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY jött virággal, hogy szór felesége sírjához;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Ông đi kèm với hoa rải bông nghiêm trọng của phụ nữ;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Prišel je s cvetjem s posipanjem svojega ženski grob;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Veio com flores para o túmulo de sua strew senhora;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY vino con flores para esparcir la tumba de su señora;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Ήρθε με τα λουλούδια να σκορπίσει τάφο κυρία του?
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY Той дойде с цветя, за да се посипят гроба му дама;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY הוא בא עם פרחים על קברו ולפזר הגברת שלו;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;Chlapec přišel s květinami, aby sypat své dámy hrob;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;Chlapec prišiel s kvetinami, aby sypať svoje dámy hrob;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;Chłopiec przyszedł z kwiatami do strew jego pani grobie;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;아들 그는 여인의 무덤을 표면에 뿌리다 꽃과 함께;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;МАЛЬЧИК Он пришел с цветами, чтобы посыпать могилу дамы;
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;وقال انه جاء مع BOY الزهور إلى قبر سيدة أنثر بلاده ؛
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;と私がしたので、私は離れて立って入札、そして:アノンが墓をOPE、光のものを来る;
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."De är inte öppna," Gregor sade till sig själv, fast i en del absurda hopp.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."De er ikke åbne," Gregor sagde til sig selv fanget i nogle absurde håb.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Ei nu sunt de deschidere", a declarat Gregor la el însuşi, prins într-o rază de speranţă absurd.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Eles não estão se abrindo", disse Gregor a si mesmo, apanhados em alguma esperança absurda.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Ellos no se están abriendo", dijo Gregor a sí mismo, atrapado en una esperanza absurda.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Họ không mở", Gregor nói với chính mình, bị cuốn vào một số hy vọng vô lý.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Ils ne sont pas d'ouverture", se dit Gregor, pris dans l'espoir absurde.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."그들은 개방하지 않습니다"그레거, 자신에게 말씀 하셨다 일부 터무니없는 희망에 잡았다.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Mereka tidak membuka," kata Gregor kepada dirinya sendiri, terjebak dalam harapan tidak masuk akal.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Ne eivät avaa" Gregor sanoi itsekseen, kiinni joitakin absurdia toivoa.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Nejedná sa o otvorení," povedal Gregor sám k sebe, zmieta v nejakej absurdnej nádeje.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Nejedná se o otevření," řekl Gregor sám k sobě, zmítá v nějaké absurdní naděje.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Nem nyitó," Gregor mondta magában, fogott, hogy valami abszurd remény.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Nie są to otwarcie," Gregor powiedział do siebie, wciągnąć w jakiś absurd nadziei.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Niso odpiranje," je povedal Gregor sam pri sebi, ujeti v nekaj absurdno upanja.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Non sono d'apertura," Gregor dice a se stesso, coinvolto in una speranza assurda.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Sie lassen sich nicht öffnen", sagte sich Gregor, holte in einigen absurden Hoffnung.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Ze zijn niet open", Gregor zei bij zichzelf, gevangen in sommige absurde hoop.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Δεν είναι το άνοιγμα," Γκρέγκορ είπε στον εαυτό του, που εμπλέκονται σε κάποια παράλογη ελπίδα.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Вони не відкривається," Грегор сказав собі, що опинилися в деякі абсурдні надії.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Они не открывается," Грегор сказал себе, оказавшихся в некоторые абсурдные надежды.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."Те не се отварят," каза Грегор на себе си, уловени в някои абсурдни надежда.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı."הם לא נפתחים", אמר גרגור לעצמו, נסחף מקווה כמה אבסורד.
"Bu açılış," Gregor, kendi kendine dedi ki saçma bir umut yakaladı.واضاف "انهم ليسوا فتح" ، وقال غريغور لنفسه ، المحصورين في بعض الأمل سخيف.