Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Ich gebe mein Bestes mich selbst zu malen. Also das dort bin ich. Schau, ich habe jede Menge Haare.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Ik doe mijn best om mijzelf te tekenen. Dus dit ben ik. Even kijken, ik heb veel haar.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Jag ska göra mitt bästa för att rita mig. Så det där är jag. Nu ska vi se, jag har mycket hår.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Je vais essayer de me dessiner au mieux. Donc, de ce côté, c'est moi. J'ai beaucoup de cheveux.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.잘 그려볼께요. 자 여기에 있는 사람이 나고, 머리가 많네요.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Megpróbálom lerajzolni magamat a legjobb tudásom szerint. Na ez itt én volnék. Lássuk csak, jó sok hajam van.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Nakreslím sa čo najlepšie. Tak to som ja tam. Pozrite sa, mám veľa vlasov.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Să încerc să mă desenez cât mai bine. Acesta sunt eu. Să vedem, am o grămadă de păr.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Vi prøver at tegne det her. Jeg har en masse hår.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Θα δοκιμάσω να με σχεδιάσω. Αυτός είμαι εγώ. Για να δούμε, έχω πολλά μαλλιά.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.Всеки от нас ще получи две кръгчета. Нека ги разделя. Ще ги разделя на две.
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.תנו לי לנסות את הציור הכי טוב שלי פה אז זה אני כאן יש לי הרבה שיער
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.اسمحوا لي أن أحاول جهدي لرسم نفسى لذلك هذا انا هناك لنرى , لدي شعر كثيف
Elimden geldiğince solda ki ben olayım. kafamdaki saçları da çiziyorum.こちらにいるのが私です. 私はもっと髪があります. そしてこちらにいるのがあなたです.
Evet efendim. Sadece arkadaki saçlarını..Да, мэм... только волосы на затылке.
Fırça hareketi saçların savrulduğunu göstermiş.Na tahu, který představuje jejich vlající vlasy.
Fırça hareketi saçların savrulduğunu göstermiş.(Ж1) Эти выразительные мазки, которые изображают волосы на ветру.
Fırça hareketi saçların savrulduğunu göstermiş.Замахът на четката, койото пресъздава разпиляна от вятъра коса.
Fırtınanın ortasında olmalılar. Ağacın rüzgardan eğildiğini, saçlarının arkalarında uçuştuğunu görüyoruz.Určitě jsou uprostřed bouře, což můžeme vyvodit z okolních ohýbajících se stromů a z vlajících vlasů postav.
Fırtınanın ortasında olmalılar. Ağacın rüzgardan eğildiğini, saçlarının arkalarında uçuştuğunu görüyoruz.И правда, это видно, (Ж1) если присмотреться: деревья вокруг гнутся, волосы (Ж1) фигур развеваются на ветру.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.A glória dos jovens é a sua força; e a beleza dos velhos são as cãs.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Az ifjaknak ékessége az õ erejök; és a véneknek dísze az õsz haj.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Der Jünglinge Stärke ist ihr Preis; und graues Haar ist der Alten Schmuck.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.De ungas ära är deras kraft, och de gamlas prydnad äro deras grå hår.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.De unges pryd er deres kraft, og de gamles ære er de grå hår.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Het sieraad van de jeugd is kracht, dat van de ouderen het grijze haar.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.젊은 자의 영화는 그 힘이요 늙은 자의 아름다운 것은 백발이니라
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.La force est la gloire des jeunes gens, Et les cheveux blancs sont l`ornement des vieillards.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.La gloria de los jóvenes es su fuerza; y el esplendor de los ancianos, sus canas
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Orang muda dikagumi karena kekuatannya, dan orang tua dihormati karena ubannya
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Ozdoba mládenců jest síla jejich, a okrasa starců šediny.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Ozdoba młodzieńców jest siła ich, a sędziwość poczciwością starców.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Ozdobou mládencov je ich sila a okrasou starcov šediny.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Slava tinerilor este tăria, dar podoaba bătrînilor sînt perii albi. -
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Sức lực của gã trai trẻ là vinh hiển của người; Còn tóc bạc là sự tôn trọng của ông già.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Sức_lực của gã trai_trẻ là vinh_hiển của người ; Còn tóc bạc là sự tôn_trọng của ông_già .
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Unges Stolthed er deres Styrke, gamles Smykke er grånet Hår.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Vanto dei giovani è la loro forza, ornamento dei vecchi è la canizie
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Voima on nuorukaisen kunnia, ja harmaat hapset ovat vanhusten kaunistus.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Καυχημα των νεων ειναι η δυναμις αυτων και δοξα των γεροντων η πολια.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Славата на младите е силата им, И украшението на старците са белите им коси.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.Слава юношей – сила их, а украшение стариков - седина.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.תפארת בחורים כחם והדר זקנים שיבה׃
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.فخر الشبان قوتهم وبهاء الشيوخ الشيب.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.強 壯 乃 少 年 人 的 榮 耀 . 白 髮 為 老 年 人 的 尊 榮
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.強壯 乃 少年人 的 榮耀 . 白髮為 老年人 的 尊榮
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Các dân ngoại đã nuốt sức mạnh nó, mà nó không biết! Tọc đầu nó bạc lém đém, mà nó chẳng ngờ!
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Các dân ngoại đã nuốt sức_mạnh nó , mà nó không biết ! Tọc đầu nó bạc lém_đém , mà nó chẳng ngờ !
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Cizozemci zžírají sílu jeho, ačkoli on toho nezná; i šedinami prokvítaje, však vždy toho nezná.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Cudzinci požierajú jeho silu, a on nevie o tom, i šedina ho už poprskala, a on nevie ničoho.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Estrangeiros lhe devoram a força, e ele não o sabe; também as cãs se espalham sobre ele, e não o sabe.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Fremmede har fortært hans kraft, men han vet det ikke; hans hår er alt gråsprengt, men han vet det ikke.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Fremmede tæred hans Kraft, han mærker det ej; hans Hår er også grånet, han mærker det ej.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Idegenek emésztik erejét, de õ nem veszi észre. Õsz hajjal is hintve van már, és azt sem veszi észre.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.저는 이방인에게 그 힘이 삼키웠으나 알지 못하고 백발이 얼룩 얼룩할지라도 깨닫지 못하는도다
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Nişte străini îi mănîncă puterea, şi el nu-şi dă seama, îl apucă bătrîneţa, şi el nu-şi dă seama.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Tujci so použili moč njegovo, on pa tega ne ve; tudi se mu je sivina po glavi razlezla, pa tega ne ve.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Чужденци поядоха силата му, и той не знае; Доли бели косми му поникнаха тук-там, а той не знае.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.Чужие пожирали силу его и он не замечал; седина покрыла его, а он не знает.
Gücünü yabancılar yedi, Farkında değil; Saçlarına ak düştü, Farkında değil.אכלו זרים כחו והוא לא ידע גם שיבה זרקה בו והוא לא ידע׃